GERONTOLOJİK BAKIŞ

Vicdanın Kokusu Yok

İlkokul sıralarından beri dünyayı duyu organlarımızla algıladığımızı biliriz; öğretmenlerimiz bize bunu sıradan bir biyoloji dersi gibi anlatmıştır. Oysa insan, bu duyuların mucizesini ve yükünü çoğunlukla fark etmeden yaşar.

İlkokul sıralarından beri dünyayı duyu organlarımızla algıladığımızı biliriz; öğretmenlerimiz bize bunu sıradan bir biyoloji dersi gibi anlatmıştır. Oysa insan, bu duyuların mucizesini ve yükünü çoğunlukla fark etmeden yaşar. Hatta bazen arsızca şikâyet ederiz; gürültüden veya sessizlikten, sıcaktan veya soğuktan... Dün yaşadığım olay da tam olarak böyle, sıradan bir duyusal konfor şikâyetiyle başladı, ama beni ruhumun en kuytu köşeleriyle yüzleştiren bir düşünce girdabına sürükledi.

Dış görünüş ile yaşamsal imkânlar arasındaki tezatlar, her gün sokakta yanından geçip gittiğimiz sıradan manzaralardır. İnsanın ötekine bakışını, empati ile kibir arasındaki o bıçak sırtı çizgiyi ve bencillik barındıran o örtük şükrü hepimiz içten içe biliriz.

Ben de dün, bu tezatlardan biriyle hiç beklemediğim bir anda yüz yüze geldim. Yanından geçtiğim bir adamın kokusu, bir anda burun deliklerime hücum etti. O kokunun içime sızmasına engel olmak için gayriihtiyari elimle burnumu kapattım. Karşımdaki zat, koku bakımından ne kadar zenginse, üst baş ve maddi imkân bakımından o derece fakirdi.

Halk arasında böyle anlarda hemen söylenen o ezbere temenni düştü aklıma: “Allah kimseyi bu duruma düşürmesin.” Fakat dürüst olmak gerekirse, benim içimden geçen tam olarak bu cümle değildi. Ben “Kimseyi” demedim, bencillikle “Beni” dedim; “Allah beni bu duruma düşürmesin.” O an, kendi steril dünyamın sıcaklığıyla şükretmek geldi içimden ve gizlice dua ettim. Allah kabul etsin...

İşte koku, ani ve sert bir duyusal uyarıcı olarak, hayatta yolları bir daha asla kesişmeyecek olan iki yabancı insan arasındaki o devasa sosyal mesafeyi tek bir saniyede görünür kılmıştı. Burun deliklerimden içeri girmesine müsaade etmediğim o koku, aslında toplumsal sınıfların ve insana biçilen değerin dış görünüş üzerinden vurucu bir sorgulanışıydı. Üstelik bunu trajikomik bir ironiyle yapıyordu: Koku bakımından zengin, üst baş bakımından fakir bir adam...

Her ne kadar o an “Kimseyi” kelimesi yerine “Beni” kelimesini ne kadar bilinçli seçtiğimi tam olarak kestiremesem de, ettiğim duanın saf bir şükürden ziyade derin bir korku ve bencillik barındırdığını inkâr edemem. Muhtemelen o an, kendi konforumu ve temizliğimi kaybetme korkumu her şeyin merkezine koymuş; muhtaçlığa karşı ikiyüzlü bir merhamet ve gizli bir üstten bakış sergilemiştim.

Aslında modern insanın en büyük yanılgısı, kendi korunaklı fanusunun sonsuza kadar çatlamayacağına inanmasıdır. Sokakta yanından geçip gittiğimiz, görmezden geldiğimiz veya kokusundan kaçtığımız her insan, aslında bize kendi kırılganlığımızı hatırlatır.

Burnumu kapatırken gösterdiğim o refleks, sadece biyolojik bir tiksinme değil, aynı zamanda o yabancının trajedisine ortak olmaktan kaçma çabasıydı. Çünkü onun gerçeğini solumak, kendi konforumun yapaylığını kabul etmek anlamına gelecekti. Bizler, trajedileri sadece uzaktan izlemeyi seven, ancak kendi tenimize dokunma ihtimali belirdiğinde, hemen savunma duvarları ören canlılarız.

Görme duyumuz seçicidir; gözümüzü başka bir yöne çevirip yoksulluğu yok sayabiliriz. İşitme duyumuz da öyle; kulaklığımızı takıp dünyanın feryadına sağır kalabiliriz. Fakat koku kaçınılmazdır; o, hayatın en çıplak ve en dürüst gerçeğidir. Çünkü burun deliklerimizi uzun süre tıkayamayız; koksa da oksijene ihtiyacımız var.

Belki gerçek şükür; “Ben ne kadar şanslıyım” diyerek ötekini bir basamak olarak kullanmak değil, o kokunun ardındaki insanı, tüm çıplaklığıyla ve yargılamadan kabul edebilmekti. Ben o an bunu başaramadım. Kendi temizliğimin kibrine sığınıp merhameti sadece kendim için diledim. Şimdi o ana dönüp baktığımda merak ediyorum: Acaba ettiğim bencil dua gerçekten kabul mü oldu, yoksa vicdanımın aynasında gördüğüm bu kusurlu suretim, bana verilen en büyük ceza mıydı?

Böyle düşünüyor Gerontoloji, bizden söylemesi...

Yayın Tarihi
14.10.2026
Bu makale 200 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Arama Yap!