Sözde bilimsel eserler şunu öğretir: Gerçek, evrensel olarak bilinendir ve kimse bunun üzerine düşünmez; çünkü apaçık ortadadır.
Tam da bu çok sık rastladığımız düşünme eksikliği, çoğu zaman (bilinen olsa bile) gerçeğin bilincimizden silinmesine yol açar.
Bir bilim alanında derinleşme ayrıcalığına erişmiş şanslı kişilerden biriyim. Benim için bilim, ruhsuz çarklardan oluşan donuk bir mekanizma değil; her bir detayın bütünü beslediği parçaların birbiriyle uyum içinde titreştiği canlı bir organizmadır.
Bilim sadece hayatı açıklamaz, ona anlam ve nefes verir. Bilimsel literatürde bilim; sınırlandırılmış bir konu alanına dair, metodik ve sistemli bilgiler bütünü olarak tanımlanır. Ancak bu tanımın kalbindeki “Sınırlandırılmış” kavramına yakından bakmak gerekir. Bu kavram, bir yandan konunun kendi içindeki derinleşmesini ve bütünlüğünü kurarken, diğer yandan odağı dağıtan unsurların dışarıda bırakılmasını temsil eder.
Her bilimsel yolculuk, zihni meşgul eden bir düşünce zinciriyle başlar. Bizi büyüleyen bir deney, geliştirilmeye muhtaç bir açıklama ya da gözlemlenmiş ama keşfedilmeyi bekleyen bir şey, araştırmacıyı peşini bırakmayan bir tutkuyla sarmalar. Bu aşamada zihin, eldeki malzemeyi yeni bir ışık altında görecek kanıtların peşine düşer; verileri ayıklar, düzenler ve yeniden kurgular.
Bilim mantıktır! Bunu derken aslında modern insanın en büyük tezatlıklarından birine parmak basmak istiyorum. Günümüzde bilim, üzerinde herkesin uzlaştığı, adeta kutsal bir “Doğruluk” mertebesine yükseltilmiştir. Bilime karşı olanlar bilir, bunu açıkça beyan etmez. Çünkü bilimi reddetmek, modern dünyada “Mantıksızlık” damgası yemeyi göze almaktır. Ancak bu toplumsal kabul, ne yazık ki bireysel yaşamların mantık süzgecinden geçtiği anlamına gelmiyor.
Herkes bilimden yanadır ya da öyle görünür. Çünkü bilim “prestij” sağlar. Akılcı, rasyonel ve ilerici görünmek, bugün toplumsal statünün bir gereğidir. Hiç kimse “Ben mantıksız biriyim” diyerek kendini yaftalamak istemez. Bu yüzden bilim, çoğu zaman derinlemesine anlaşılan bir yöntemler bütünü değil, bir “Meşruiyet maskesi” olarak kullanılır. Bilimin kavramlarını diline dolayan kişiler, iş uygulamaya geldiğinde çoğu zaman en eski dogmalarına ve rasyonel olmayan dürtülerine geri dönerler.
Alman hekim ve bilim yazarı Hoimar von Ditfurth’un karamsar ama gerçekçi tespitlerinden biri şudur: “Mantık, mantıksızlığı asla sarsamaz.” Bu cümle, bilginin tek başına davranış değişikliği yaratmaya yetmediğini bize hatırlatıyor. Etrafımız mantıksızlarla doludur. Çünkü insanın karar mekanizmalarını yöneten her zaman aklı ve mantığı değildir. Korkular, arzular, kalıplaşmış inançlar çok daha baskındır.
Mantıklı bir argüman, ancak muhatabı mantığın kurallarıyla oynamayı kabul ettiğinde işe yarar. Oysa mantıksızlık, kendi kapalı devre sistemi içinde dışarıdan gelen her türlü rasyonel müdahaleye karşı bağışıklık kazanmıştır. Bu durum bize, bilimsel gerçeklerin neden bazen duvarlara çarptığını açıklıyor. Bana göre asıl sorun bilginin eksikliği değil, mantıksızlığın duygusal konforudur.
Mantığın kötü bir imajı vardır; soğuk ve hesapçı olarak kabul ediliyor ve popüler kültürde, hayatın mantıksız yönlerine mantıksal yasaların siyah-beyaz biçimciliğiyle karşı koymaya çalışarak, kendilerini gülünç duruma düşüren birçok karakter var. Bunun bir nedeni, mantığın kendisinin somut ifadeler içermemesi; yalnızca varsayımlardan sonuçlar çıkarması ve bunlara hiçbir şey eklememesidir. Ama bunu açıklamak için bir kitap yazmak gerekir. Dolayısıyla burada sadece iki seçenek kalıyor size: Buna ya inanırsınız ya da inanmazsınız.
Mantığınızı test edelim mi? Ne dersiniz? Herkes ortaokulda cebir problemleriyle nasıl mücadele ettiğini hatırlar. Örneğin “A şehrinden saatte 110 km hızla batıya doğru hareket eden tren, 420 km uzaklıktaki B şehrinden saatte 90 km hızla doğuya doğru hareket eden trenle nerede karşılaşacaktır?” Aşağıdaki üç soru daha basittir; bunları kafadan çözebilirsiniz (aşağıdaki cevaplara bakmadan önce kendiniz deneyin):
- Akıllı telefon ve kılıfı birlikte 110 lira tutuyor; telefonun fiyatı kılıftan 100 lira daha fazla. Kılıfın fiyatı ne kadar?
- 8 yazıcı 8 broşürü 8 dakikada basıyor. 24 yazıcı 24 broşürü ne kadar sürede basar?
- Tarlada bir yabani ot öbeği var. Her gün yabani otların kapladığı alan iki katına çıkıyor. 30 gün içinde yabani otlar tarlanın tamamına yayıldı. Tarlanın yarısını kaplamaları ne kadar sürdü?
Cevaplarınız doğru çıktı mı? Basit (sadece matematiksel olmayan) sorular bile mantıklı düşünmeyi gerekli kılıyor.
Her halükârda bilimi sadece “Övülecek” veya “Övünülecek” bir değer olarak görmek yetmez. Eğer bilimsel mantık, her türlü mantıksızlığı sarsamıyorsa, bunun sebebi bilimin yetersizliği değildir; sebebi insanın rasyonel düşünme konusundaki isteksizliğinden ya da yeteneksizliğinden ya da tembelliğinden kaynaklanır. Bilimsel duruş, sadece bilimi alkışlamak değil; mantıksızlıklarımızla yüzleşme cesaretini göstermektir.
Böyle düşünüyor Gerontoloji, bizden söylemesi…
a) Birinci sorunun çözümü 5 liradır.
b) İkinci sorunun çözümü 8 dakikadır.
c) Üçüncü sorunun çözümü 29 gündür.