GERONTOLOJİK BAKIŞ

Dayanışma mı, Zorunlu Beraberlik mi?

Yaşlılığı hastalık ve bakıma muhtaçlıkla bir tutan herkes, yaşlılığın bir yaşam hikâyesi olduğunu dikkate almıyor ve normal insanı, sağlıklı insan olarak tasavvur ediyor demektir. Türkiye’de “Normal insan” olarak doğmuş, ama zamanla engelli hale gelmiş yaşlıların sayısı giderek artmaktadır. Yaşı 60 – 65 arasındakilerin %27’si engellidir. Dolayısıyla engellilik “Tabiatın bir arızası” değildir (Bkz. Schibilsky 1999: 22) .

Yaşlılık ve bakıma muhtaçlık arasındaki bağlantılara rağmen Türkiye’deki manaları endüstri ülkelerindekinden farklılıklar göstermektedir. Bu farklılıklar, bakıma muhtaçlık durumlarının ortaya çıkmasına yol açan sebeplerden değil, daha ziyade bakıma muhtaçlık durumundaki yaşlılara yönelik bakım görevinin “Kime” düştüğü sorusuna verilen cevaplardan kaynaklanmaktadır.

Türk kültüründe yaşlılara öngörülen değerin büyüklüğünden hareket ederek, kuşaklar arasındaki sorunsuz beraberliğin temel koşulu olduğu ve bunun kalıcılığına destek vermek doğru, ama hiçbir girişim yapmadan kalıcı olduğuna inanmak yanlış bir düşüncedir. Aile yapısının “sağlam” olduğu görüşünden hareket ederek, demografik yaşlanmanın yaratacağı depremin, aile “Müessesesini” yıkabileceğini tasavvur etmede yaşanan zorluklar, bakım ve yardıma ihtiyaç duyan yaşlılara bakma görevinin aileye düştüğü görüşünden hareket edildiği izlenimini yaratmaktadır. Oysa modern toplum, bu görevin ilk etapta kendisine ait olduğunu kabul etmektedir.

Eskilerden kalma ve yanlışlığı kanıtlanabilen bu düşüncenin bir süre daha ayakta kalması mümkün olacaktır, ama demografik yaşlanmadan kaynaklanan problemlere çözümlerin ertelenmesine yol açacak olursa, dayanışma içersinde oldukları ve sarsılmaz kabul edilen bu dayanışmanın, zannedildiğinden zayıf olduğu tecrübelerini edinme riski ortaya çıkacaktır. Üç kuşağın dayanışma içinde bir arada yaşadığı ailenin, geçmiş dönemlerin Batı Avrupa’sında ender, Doğu ve Güney Avrupa toplumlarında daha sık görülmesi (Schroeter/Prahl 1999, 15) ve bunun Türkiye açısında da geçerli olması, kuşaklar arası dayanışmanın sağlamlığının bir göstergesi değil, daha ziyade ekonomik zorlukların yarattığı durumlara işaret etmektedir. Kırsal kesimlerde daha yaygın olan “Büyük aile”, kentlerde azalmıştır ve birçok kuşağın yüzölçümü küçük, suyu ve tuvaleti bulunmayan evlerde birlikte yaşamasını, bir dayanışma örneği olarak kabul etmek mümkün değildir. Türkiye’nin ilk Gerontoloji atlasını çıkarmak üzere yürütülen çalışmaların sonuçları, yaşlıların %27’si tuvaletsiz, %32’si sıcak susuz ve %47’si banyosuz evlerde oturmaktadır ve çoğu, genç kuşaklarla birlikte ikamet etmektedir. %73’ünün fakir olduğu bu yaşlılar ne gençlere, ne de onlar kadar fakir olan gençler yaşlılara destek verecek ekonomik koşullara sahiptir. Bu zorunlu beraberliğin içindeki sevgi, saygı ve dayanışmanın sayılara indirgenmemesi gerektiğini kabul etmekle birlikte, gelir miktarını belirten rakamın bunlar üzerindeki olumsuz etkilerinin inkâr edilemeyeceği de kesindir (Tufan 2006).

Gelir düzeyi düşük ailelerin çoğunlukta olduğu, yoksulluğun adeta bir yaşam tarzına dönüştüğü sosyal kesimlerde, kaderine boyun eğme eğiliminden vazgeçemeye başlayan genç bir neslin yetiştiği dikkat çekmektedir. Görsel medya, internet, turizm gibi olanaklar sayesinde “Dünyaya açılan” kapıları keşfeden yeni Türk gençliğinin beklentileri, yaşlısıyla dayanışma ilkesine dayanmamaktadır. Daha ziyade yeni bir gençlik kültürü oluşmaktadır. Endüstri ülkelerinde “Yaşlılık korkusu” ve “Gençlik çılgınlığı”  (Schroeter/Prahl 1999, 43) olarak adlandırılan gelişmeler kapıyı çalmak üzeridir. Toplumsal yaşlanma korkusu ve gençlik ideolojisinin öne çıktığı durumlarda, yaşlılık bir yük olarak algılanmaktadır. Türk toplumunda en büyük dezavantajlara sahip iki gruptan birini yaşlıların, diğerini engellilerin meydana getirdiği 2002’de yapılan “Türkiye Özürlüler Araştırması” sayesinde kanıtlanmakla kalmadı, aynı zamanda yaşlılık ve engelliliğin aynı anlamlara gelen kavramlar oldukları anlaşıldı (Türkiye Özürlüler Araştırması 2002) .

Gelir durumu çok düşük, eğitim düzeyi ilköğretimden öteye gidememiş olan engelli yaşlıların bakımını üstlenen ailelerinin yoksul ve eğitim düzeyi düşük bireylerden oluştuğunu dikkate alır ve demografik yaşlanmanın çoğaltacağı bakıma muhtaçlıkla birlikte değerlendirince, toplum olarak çözmek zorunda olduğumuz bir sosyal problemle karşı karşıya olduğumuz anlaşılmaktadır. Sosyal güvenlik sistemi kapsamında sunulan yardımların türü, kalitesi ve organizasyonunda, demografik değişimlere bağlı olarak ortaya çıkan yeni koşullarla uyumlu strateji ve uygulamalara geçme zamanı gelmiştir. İnsan onurunu odak noktaya koyarak tasarlanmaları gereken bu girişimler, yaşlılığın bağımlılık, fakirlik ve sosyal yaşamdan dışlanmak anlamına gelen boyutları ortadan kaldırmayı hedef almalıdır.
Böyle düşünüyor Gerontoloji, bizden söylemesi…

 

Kaynakça

Prahl, H.-W. , Schroeter, K.R. 1996. Soziologie des Alterns. Schöningh Verlag: Paderborn, München, Wien, Zürich.
Schibilsky, M. 1999. “Etik und Menschenbild” Pp. 11 – 20 in Soziale Sicherheit für behinderte Menschen. Ein Weissbuch der Forderungen und Perspektiven. Lambertus Verlag: Breisgau.
Tufan, İ. 2006. Türkiye Gerontoloji Atlası. T.C. Devlet Planlama Teşkilatı tarafından destekli proje.
Türkiye Özürlüler Araştırması 2002


Schibilsky, M. 1999. “Etik und Menschenbild” Pp. 11 – 20 in Soziale Sicherheit für behinderte Menschen. Ein Weissbuch der Forderungen und Perspektiven. Lambertus Verlag: Breisgau.

Prahl, H.-W. , Schroeter, K.R. 1996. Soziologie des Alterns. Schöningh Verlag: Paderborn, München, Wien, Zürich.

Tufan, İ. 2006. Türkiye Gerontoloji Atlası. T.C. Devlet Planlama Teşkilatı tarafından destekli proje.

Türkiye Özürlüler Araştırması 2002

Yayın Tarihi
12.03.2026
Bu makale 50 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!