“Ülkemde en mutlu insanlar; düşünmeyen ve sorgulamayanlardır.”
Nasıl mı?
*Kırıp, döküp yakarak asker uğurluyoruz. Neymiş efendim beyefendi askere gidişinin akıllarda kalıcı bir hatırasını bırakacakmış. Olmaz olsun senin böyle hatıran.
*Arabasının arkasına nazar boncuğu sallandıran millete gel de sen doğruları anlat. Adam; bunun kendisini kazalardan koruyacağından emin.
*Erkekler tuvaletinin kapısına “Seni seviyorum Nazan” yazıyor. Nazan’ın bu tuvalete gelip bu yazıyı okuyacağından emin. Gel de sen bu adama doğruları anlat.
*Çorabının temizlik testini koklayarak yapan tek toplumuz.
*Buraya uzak mı diye bir adres sorduğunuzda; “Yok canım osursan duyulur.” diyor.
*Şehit haberleri öyle bir halde veriliyor ki; mübarek sanki Brezilya Dizisi. Cenaze namazı görüntüsünün peşine rahmetlinin mutlu günlerinde oyun havası eşliğinde; döktürdüğü oyun görüntüleri veriliyor. Bu görüntüleri Allah aşkına basına kimler veriyor?
*Güvenlik güçlerimizin şehit haberleri; öldü diye veriliyor; teröristler için etkisiz hale getirildi deniliyor. Nasıl etkisiz hale getirildi? Elleri kolları mı bağlandı, bayıltıldı mı, öldürüldü mü? Belli değil.
*Şehit cenazesinde protokol için cenaze bekletiliyor. Protokol üst düzeyde ise; Hoca coştukça coşuyor.
*Bir kısım vatandaş bırakın selam vermeyi; selamı bile almıyor.
*Yeni nesil derseniz malulen emekli olmuş gibiler; sabaha kadar internet akşama kadar uykuda. Sağlık bunun neresinde eğitim bunun neresinde, şeytan bunun neresinde?
*Siyasilerimiz;” Popolarını” koltuğa koymaktan bile acizler; bu görevi yapan TBMM’de kadrolu personel bile var.
*Allah’tan yöneticilerimiz etek giymiyor. El öpmenin devamında çok etek öpecekler var bu ülkede.
*Asansörde; tanımadığım bir bayana günaydın diyorum. Bayan nereden tanışıyoruz? Diyor.
*Dama çıkanın merdiveni attığı bu ülkede maalesef camı kıran da parasını ödemiyor.
*Sonu İnşallah’ la biten verilen sözlerin; yüzde sekseninin tutulmadığını gördüm. Özellikle siyasiler.
*Sabaha kadar internet, akşama kadar uykuda olan bir nesilden ne bekleyeceğiz?
*Okumuyoruz; sadece televizyonlardan bize sunulanları dinliyor ve seyrediyoruz, Tabi onun da ne kadarını anlayabiliyorsak.
*Arabalarımızı üç adım ötedeki büfeye kadar kullanır olduk. Şayet evimizin salonuna kadar giren araba üretilse; almak için kuyruğa bile geçeceğiz.
*Evin ağabeyi bir odadan bir odaya telefon mesajı çekip kız kardeşinden su istiyor.
*Tembel anneler; çocuklarını kendi el emeği ürünleri yerine sağlığa zararlı hazır gıdalarla okula yolluyor.
Sevgi ve Saygılarımla