ALGI

Antalya Lisesinde İz Bırakanlar

MUSTAFA SELEK (PORTAKAL)
Antalya Lisesi ilk olarak Ambarlı’da bulunan bir binada açılmıştır.
Antalya Lisesi, Antalya İdadisi ve sonra da Antalya Sultanisi olarak 20-25 yıl burada eğitime devam etmiştir.
1891 yılında, Sultan II. Abdülhamit döneminde iki Rum aileden alınan binalar eğitim kurumuna dönüştürülmüştür.
1898 yılında beş sınıflı “Liva İdadisi” adıyla kuruldu.
1916’da adı “Sultani” olarak değiştirildi.
1917 yılında öğrenim süresi 10 yıla çıkarıldı.
1926’da Ortaokul haline getirildi.
1933’te Lise seviyesine yükseltildi.
1933-1968 yılları arasında Lise ve Ortaokul olarak okulun adı “Antalya Lisesi” olmuştur.
1954-1955 yılları arasında okulun bünyesinde üç sınıflı Gündüz Ticaret Lisesi açılmıştır.
1959-1960 döneminde üç sınıflı Akşam Ticaret Lisesine dönüştürülmüştür.
Tarihi Antalya Lisesinden; iş insanları, edebiyatçılar, yazarlar, şairler, siyasetçiler ve eğitimciler gibi kendi alanında öne çıkmış pek çok değerli isim mezun olmuştur.

Antalya Lisesinde, sabah bölümünde lise, öğleden sonra ortaokul öğrencileri öğrenim görürlerdi.
Akşam Ticaret Lisesi de akşamları eski binada öğrenim yapardı.
İlkokulu bitirdikten sonra Tarihi Antalya Lisesi ortaokuluna kaydımızı yaptırdık.
1966-1967’de Lise öğrenimini de bu tarihi kurumda tamamlayarak mezun oldum.

 

Lise yıllarında öğretmenlerimize kişilik özelliklerine göre takma isimler verilirdi.
Antalya Lisesi öğretmenlerimizden, Mustafa Selek “Portakal” lakabıyla anılırdı.
Yıllarca lisenin Başmuavin (müdür yardımcılığı) görevini sürdürmüştür.
Gerçek adını çok az öğrenci bilir, “Portakal” ismini ise herkes bilirdi.
Antalya Lisesinin yönetimi Portakal’dan sorulurdu.
Öğretmenlerin ve öğrencilerin her türlü sorunu Portakal’a ulaştırılırdı.
Mustafa Hoca, öğrenci-öğretmen arasındaki sorunları ustaca çözme yeteneğine sahipti.
Öğrenci psikolojisini iyi bilir, yerine göre sert yüzünü yerine göre sevgisini gösterirdi.
Mustafa Selek hocamız liyakatli, yöneticilik vasıflarına sahip saygın bir kişilikti.
Antalya Lisesine zamanla yeni müdürler atanmıştır.
Ancak Mustafa Selek emekli olana kadar bu görevde kalmıştır.
Teneffüslerde her iki elini arkasında birleştirir öğrencilerin arasında dolaşırdı.
Devamsız öğrencileri diğer yönetici öğretmenler ile yakından takip ederdi.
Okuldan kıranların amansız takipçisi olurdu.
Öğrencilerin başarıları onların en büyük mutluluğu olurdu.

Üniversite sonrası iş hayatına adım attık.
Zaman zaman öğretmenlerimiz ile karşılaştığımız olurdu.
Bir gün iş yerimde, Mustafa Selek hocam ile babamı sohbet halinde buldum.
Hemen ceketimi düğmeleyip elini öptüm.
Hocamın gözlerinden yaşlar süzüldü.
Ne olduğunu anlamaya çalışarak, “hocam iyi misiniz, neyiniz var?” diye sordum.
Ancak hocam cevap veremiyordu.

Babam;
“Evladım hocanız; biz öğrencilerimize dersler dışında, kültürel değerlerimizi de öğrettik. Öğrencilerimizle karşılaşınca ceketini düğmeler elimizi öperler dedi ve sen bu cümlenin üstüne geldin.
Tam da ifade ettiği şekilde davrandın, hocan çok duygulandı” diye açıkladı.
Zamanlama inanılmazdı, anı ise unutulmaz oldu.

Mustafa Hocamız, liyakatli yöneticiliği, baba şefkati ve öğretmen kimliği ile Antalya Lisesinde İZ BIRAKANLAR’dan olmuştur.
Kültürümüzde öğretmenin eli öpülür.
Bu kültür ulusu ayakta tutan en büyük güçtür.
Bu kültürü korumak hepimizin görevidir.
Öğretmenlerimizin bizlerde hakları çoktur.
Hayatta olmayanlara rahmet, yaşayanlara sağlıklı ömürler diliyoruz.

SÖZÜN ÖZÜ
Kültürümüzde, öğretmen-öğrenci bağları ancak taraflardan birinin vefatı halinde son bulmaktadır.

Yayın Tarihi
08.06.2026
Bu makale 130 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!