GERONTOLOJİK BAKIŞ

İletişim Çağında İletişim Bozukluğu

İletişim çağında yaşadığımız görüşü yanlış değildir. Teknolojik gelişmeler sayesinde insanlar arasındaki iletişim daha hızlı ve kolay bir hale geldi. Ancak paradoksal bir şekilde, bu gelişmelerin bazı durumlarda iletişimsizliği artırabileceğini görebiliyoruz.

Teknolojinin hızlı ilerlemesi, insanları birbirlerine daha kolay erişebilir hale getirse de, sanal iletişimin yüz yüze iletişimin yerini alması, iletişimsizlik yaratıyor, duygusal bağların zayıflamasına ve gerçek bağlantıların azalmasına neden olabiliyor.

Ayrıca dijital çağda iletişimdeki hız ve yoğunluk, insanların gerçek anlamda birbirlerini dinlemelerini ve empati kurmalarını engelleyebilir. Kısa mesajlar, e-postalar ve sosyal medya iletileri gibi iletişim araçları, duyguları ve niyetleri tam olarak iletemez ve yanlış anlamalara yol açabilir.

İletişimsizlikle başa çıkmak için, gerçek bağlantıları ve anlamlı iletişimi teşvik etmek önemlidir. Bu, yüz yüze görüşmelerin, derinlemesine konuşmaların ve karşılıklı olarak dinlemenin önemini vurgulamayı içerir. Ayrıca teknolojiyi iletişimi kolaylaştırmak için kullanmak yerine, gerçek ilişkileri güçlendirmek için kullanmayı öncelik haline getirmek önemlidir.

Her gün milyonlarca defa benzerleri tekrarlanan şu basit diyaloğu yorumlayalım:

  • "Nasılsın?"
  • "İyiyim."
  • "Ne yapıyorsun?"
  • "Uğraşıyorum?"

Bu kısa diyalog, iki kişi arasında tipik bir karşılıklı iletişimi temsil ediyor. İlk kişi "Nasılsın?" diye sorarak diğerinin genel durumunu sormuş oluyor. İkinci kişi ise olumlu bir yanıt vererek iyi olduğunu belirtiyor. Ardından "Ne yapıyorsun?" sorusuyla, diğer kişinin mevcut eylemini sorguluyor. İkinci kişi "Uğraşıyorum." diyerek meşgul olduğunu ifade ediyor.

Bu diyalog, basit bir şekilde birbirleriyle etkileşimde bulunan iki kişinin samimi bir sohbetini yansıtıyor. İki taraf da birbirlerinin durumu hakkında bilgi almak ve mevcut eylemlerini paylaşmak için iletişim kuruyor gibi görünüyor.

Fakat "Uğraşıyorum" cevabı, genellikle bir kaçamak olarak kullanılabilecek bir cevaptır. Bu cevap, kişinin gerçekten ne yaptığını paylaşmak istemediği veya konuşmaktan kaçınmak istediği anlamına gelebilir. Belki meşgul olduğunu hissettirmek istiyor veya aslında konuşmak istemiyor olabilir.

Dolayısıyla, "Uğraşıyorum" cevabı, samimi bir diyalog kurmaktan ziyade, iletişimi kesmek veya konuşmayı sınırlamak için kullanılan bir cevap olarak görülebilir. Bu durumda, diğer kişi daha detaylı bir cevap vermeyi teşvik etmek için, farklı bir soru veya yaklaşım kullanabilir.

İletişimde her iki tarafın da kendini rahat hissetmesi önemlidir. Diğer kişi, karşısındaki kişinin iletişimden kaçındığını veya rahatsız olduğunu hissettiğinde, daha fazla soru sormayı bırakabilir veya konuyu değiştirebilir veya sessizliği kabul ederek sohbeti sonlandırabilir.

İnsanlar farklı anlarda farklı duygular yaşarlar ve iletişimdeki bu tür ipuçlarını anlamak ve onlara saygı göstermek önemlidir. Bazen insan sadece yalnız kalmak isteyebilir veya konuşmak istemediği bir konuda rahatsız olabilir. Bu gibi durumlarda, anlayışlı olmak ve kişinin sınırlarını kabul etmek önemlidir.

Eğer bir kişi sürekli olarak "Uğraşıyorum" gibi kaçamak cevaplar veriyorsa, diğer kişi iletişimde bir engel olduğunu veya karşısındaki kişinin konuşmak istemediğini anlayabilir. Bu durumda, diğer kişi karşısındakinin sınırlarını ve tercihlerini kabul etmeli ve onları zorlamamalıdır.

Ancak iletişimde derinleşmek veya daha fazla bağ kurmak isteyen kişi, daha samimi veya açık uçlu sorular sorarak karşısındakini rahatlatmaya çalışabilir. Örneğin, "Nasıl geçiyor günlerin?" gibi daha genel bir soru sorabilir veya karşısındaki kişiyle ilgili başka bir konuyu gündeme getirebilir.

İletişimde iki yönlü bir yol izlemek önemlidir. Eğer bir kişi sürekli olarak kaçamak cevaplar veriyorsa, diğeri daha dikkatli bir şekilde iletişim kurmayı deneyebilir, ancak kesinlikle karşısındakini zorlamamalı veya rahatsız etmemelidir.

Yüzeysel diyaloglar insanları sıkabilir veya bağlantı kurmada zorluk yaşamalarına neden olabilir. İnsanlar genellikle daha derin ve anlamlı bağlantılar kurmak isterler.

Yüzeysel diyaloglarla başa çıkmak için, iletişimde derinleşmeyi teşvik eden ve karşılıklı olarak daha anlamlı konuları gündeme getiren sorular sormak önemlidir. Örneğin, kişinin tutkuları, hedefleri, hayalleri, deneyimleri veya duyguları hakkında konuşmak daha derin bağlantılar kurmaya yardımcı olabilir.

Ayrıca karşılıklı olarak empati göstermek ve dinlemek de, daha derin bir bağlantı kurmada önemlidir. İnsanlar dinlenildiklerini ve anlaşıldıklarını hissettiklerinde, daha açık ve samimi bir şekilde iletişim kurma eğilimindedirler.

Böyle buyuruyor Gerontoloji., bizden söylemesi…

Yayın Tarihi
25.04.2024
Bu makale 115 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!