Türkiye’nin siyaset gündemini son aylarda en çok meşgul eden başlıklardan biri şu: Özgür Özel ve çevresindeki kadrolar yeni bir parti kurar mı? CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki atama yönetimin, aldığı kararlar nedeniyle Özgür Özel’e; CHP’de hareket alanı bırakmadığı gözleniyor.
Özel, Parti kurmaya mecbur… Ve bir soru üzerine kurulması beklenen olası yeni partinin ismi için "Şimdilik 'Yeni Parti' diyelim" dedi. Yeni kurulacak Parti’nin CHP’nin kurucu değerlerine sahip olmakla birlikte; aynı zamanda “merkez” siyaseti kurma çabasında olacağı; bu oluşumun yerleşik dengeler ve seçmen psikolojisi karşısında önemli bir etki yaratacağı öngörülüyor ki, Türk siyasetinin ihtiyacı tam da budur.
Türk halkı söylemlerde ziyade eylem görmek istiyor. Özel ve arkadaşlarının niyeti açık ve net olmalı:
- Yeni Parti CHP’nin bir devamı olarak mı, yoksa mevcut yapıların sınırladığı alanları genişleten bir MERKEZ Parti mi olacak?
- Seçmenin kafasındaki “bunlar ülkeyi nasıl, hangi kadro ile yönetecek, halkın var olan sorunlarını çözebilecek mi?
Özel, kuracağı Parti için merkez siyaseti amaçlıyor. Bunun için söylemlerinde sıkça “milliyetçi demokratlar”, “muhafazakâr demokratlar” ve “Kürt demokratlar” kavramlarını kullanarak, onları birlikte hareket etmeye çağırıyor. Peki, Özel; bu kesimleri “ortak değerler” etrafında sosyal demokratlar ile uzlaştırabilecek mi? Zor ama imkânsız değil. Olay, “herkesin gönlünü almak” değil, “ortak asgariyi güvenle tanımlamak.” Başka türlü ülkenin bu girdaptan çıkması ve bu ucube sistemin değişmesi mümkün değildir.
Özel, sık sık “Kürt Sorununu Birlikte çözeceğiz” sözcüğünü kullanıyor. Bu farklı kesimlerde yanlış algılanıyor. Bu görüşün altını netleştirmelidir. Kürt’ün sorunu neyse Türk’ün de sorunu odur. O da daha çok refah, herkese eşit adalet ve daha çok özgürlüktür.
Yeni parti, katılım için bir ortak program çerçevesi önermelidir:
- Şiddete ve teröre karşı net duruş,
- İnsan hakları, ifade ve düşünce özgürlüğü,
- Bölgesel kalkınma ve yerel yönetimi güçlendirme (merkezi idareyi zayıflatmadan)
- Hak, hukuk ve adalet alanları ile kültürel haklarda özgürlükçü yaklaşım (AYRIMCILIK değil, çoğulluk temel alınarak)
Özel’in Yeni Parti’si başarılı olur mu? Yeni partinin karşılaşacağı en önemli güçlüklerden biri mali kaynak sorunudur. Yeni bir oluşumun hem teşkilatlanma hem de seçim kampanyası için ciddi finansman bulması gerekecek. Lakin millet inanırsa bu sorunun da aşılacağı inancını taşıyorum. Zira millet, egemenliğinin sınırlanmasına, aklı ile alay edilmesine, zoraki tercihe zorlanmayı kabul etmez. Yeni Parti, toplumu kucaklama gücüne sahip bir siyaset yürütürse hem muhalefeti toparlar hem de halkın desteğini alır.
Kamuoyu araştırmalarında isabetli tahmin ve değerlemeleri bulunan KONTAK ARAŞTIRMA Yeni Parti’nin oy oranını %34 olarak gösteriyor. AKP ise %28 civarında. Bu oranlar üç aşağı beş yukarı diğer araştırmalarda da ortaya konuluyor.
Ben araştırma şirketlerinin oranlarından çok sokağın nabzını tutmayı yeğlerim. Sokak, yangın alevi gibi ve iktidara kızgın. Hele emekliler burunlarından soluyor. Hayatında CHP’ye hiç oy vermemiş olan seçmende bile Özgür Özel’e doğru bir kayma var. Örneğin; Kırıkkale ziyaretinde bir vatandaşın, “ben Ülkücüyüm, Türk milliyetçisiyim ama oyum ve desteğim size” demesi boşuna değildir. Mağduriyet, Özel’i halkın gözünde lider yaptı. CHP’ye yapılan operasyon; iktidarın ve Erdoğan’ın başını oldukça ağrıtacak gibi duruyor.
“Bir partinin daha kurulmadan bu oranların yakalaması sizce normal mi?” diyebilirsiniz. AKP’nin kuruluşunu hatırlayın! Fazilet Partisi’nden ayrılan Erdoğan ve arkadaşları, “Millî Görüş gömleğini çıkardık, merkez partisi oluyoruz!” demişti. Erdoğan AKP’yi kurarken hukuk, refah, adalet ve daha çok özgürlük vaat etti. Allah var, kadro da donanımlı ve sevilen isimlerden olunca halk ülke yönetimini onlara emanet etti. Lakin “yağmurdan kaçarken, doluya tutuldu”, eldeki kazanımlar da uçtu gitti! Halk, mevcut iktidara ve ortağı Bahçeli’ye yeterince güvenmiyor!
Halk yeni bir umut, yeni bir çıkış noktası arıyor. Yeni Parti:
- Topluma; sorunları çözecek ve refahı getirecek yeni bir ekonomik vizyon sunarsa,
- Hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını ve adalete güveni yeniden tesis edeceğini vurgularsa,
- Sağlık, eğitim ve ulaşım gibi, seçmenlerin hayatlarını doğrudan etkileyen konularda iyileştirme olacağına inancını pekiştirirse,
- Milliyetçi ve muhafazakâr demokratlar ile Kürt demokratları; sosyal demokrasi çatısı altında “ORTAK DEĞERLER” üzerinde uzlaştırırsa,
- İletişim stratejisi iyi kurulur; ideoloji, kimlik ve inanç söylemleri yerine çözüme yönelik katılımcı ve kapsayıcı bir dil kullanılırsa,
- Merkezde ülkeyi hukuk ve demokratik kurallara göre yönetecek iyi bir kadro; yerelde de toplumsal kabulü sağlayacak isimler ve katılımcı bir sistem getirilirse,
- Tek adam sisteminin kaldırılması ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüşü vaat ederse,
- Siyasete güveni yeniden inşa etmeyi başarır, var olan kutuplaşmalara karşı alternatif çözümler üretirse,
- Ortak amaç, hedef ve stratejileri benimseyen başta İYİ Parti olmak üzere irili ufaklı muhalif partilerle ilke ve kurallar çerçevesinde bir ittifak sağlarsa,
- Antalya ve Uşak E. Belediye Başkanları gibi kamuoyunda şaibeli ve çıkar ilişkileri nedeni ile tartışılan benzer kişileri vitrine koymazsa,
- En önemlisi de halkın sevdiği ve güven duyduğu Mansur Yavaş gibi bir ismi CB adayı gösterirse,
Erdoğan ve AKP’nin kazanma şansı kalmaz.
SONUÇ OLARAK: Yeni Parti; yalnızca bir siyasi manevra değil, toplumun farklı kesimlerinin ortak bir gelecek arayışında buluşturması olarak değer bulmalıdır.
Ayrıca; ülkeyi toparlamak için gerekli olan, liyakatli ve dürüst kadrolar, şeffaf ve hesap verebilir yönetim, adil, gelir paylaşımı, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yasaklar-yolsuzluk ve yoksullukla mücadele gibi konular parti tüzüğünde mutlaka yer almalıdır.
Demem o ki; Yeni Parti, toplumu ortak hedeflerde buluşturabilir ve Türkiye’yi ileriye taşıma iddiasını taşıyabilirse iktidara yürür. Aksi durum, yeni bir hayal kırıklığından başka bir şey değildir.