DUAYEN

NATO Zirvesi ve Sanat

Geçen haftanın en önemli olayı kuşkusuz NATO Zirvesi'ydi. Hükümetimiz de bu organizasyona büyük önem vermiş olmalı ki Ankara iki gün boyunca olağan hayatından uzaklaştı. Okullar ve kamu kurumları tatil edildi, trafik büyük ölçüde durduruldu, güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı.

Geçen haftanın en önemli olayı kuşkusuz NATO Zirvesi'ydi. Hükümetimiz de bu organizasyona büyük önem vermiş olmalı ki Ankara iki gün boyunca olağan hayatından uzaklaştı. Okullar ve kamu kurumları tatil edildi, trafik büyük ölçüde durduruldu, güvenlik önlemleri en üst seviyeye çıkarıldı. Bunun en üzücü tarafı ise çok sayıda kişinin gözaltına alınması ve tutuklanmasıydı. Üstelik Ankara'nın bu organizasyona hazırlanmasının maliyetinin yaklaşık 11 milyar lira olduğu açıklandı.

Ben konuya siyaset açısından değil, sanat ve mimarlık açısından bakmak istiyorum. Büyük bir gösterişle hazırlanan törenlerin, Türkiye'nin estetik anlayışını yansıtma bakımından başarılı olduğu kanaatinde değilim.

Osmanlı mimarisine öykünülerek inşa edilen Cumhurbaşkanlığı Sarayı bana göre mimari açıdan tartışmalıdır. 1900–1927 yılları arasında görülen Birinci Ulusal Mimarlık Akımı'nın etkileri Ziraat Bankası Genel Müdürlük Binası gibi Giulio Mongeri'nin eserlerinde ya da Kemaleddin ve Vedat Tek'in yapılarında doğal olarak görülür. Ancak modern mimarlığın bambaşka bir noktaya ulaştığı günümüzde, geçmişin biçimlerini yeniden üretmeye çalışmak bana göre mimari bir geriye dönüşü ifade etmektedir. Buna karşılık Clemens Holzmeister'in tasarladığı Çankaya Köşkü, sadeliği ve zarafetiyle hâlâ Ankara'nın en seçkin yapılarından biridir.

Tarihî eserlerin ve sembollerin müzelerde yaşatılması elbette değerlidir. Ancak II. Mahmut'un 1826 yılında ortadan kaldırdığı Yeniçeri Ocağı'nın bugün törenlerde folklorik bir gösteri unsuru hâline getirilmesi bana biraz teatral geliyor. Tarihi bilen yabancı konukların bunu nasıl değerlendirdiğini doğrusu merak ediyorum.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra mekanize orduların büyük bölümünde süvari birlikleri kaldırıldı. Buna rağmen son model makam araçlarının atlı birlikler eşliğinde ilerlemesi, bana geçmiş ile günümüz arasında kurulmaya çalışılan yapay bir köprü izlenimi veriyor.

Bütün bunlar bende, gerçek güçten çok güçlü görünme arzusunun öne çıktığı düşüncesini uyandırıyor. Elbette misafir devlet başkanları gösterilen ilgiden memnun kalmış olabilirler; yemekler kusursuz, organizasyon son derece ihtişamlıydı. Ancak yüz ifadelerindeki şaşkınlığın hayranlıktan mı, yoksa bu gösterişli atmosfer karşısındaki hayretten mi kaynaklandığını kestiremedim.

Özellikle ülkesini mütevazı bir kamu binasından yöneten İzlanda Başbakanı'nın yüzündeki şaşkınlık dikkat çekiciydi.

Devletlerin gerçek itibarı; gösterişli törenlerle değil, bilimde, sanatta, hukukta ve özgür üşüncede ulaştıkları seviyeyle ölçülür. Kalıcı saygınlık ihtişamdan değil, uygarlıktan doğar.

Yayın Tarihi
18.07.2026
Bu makale 110 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!