Demir yolları, bir ülkenin en önemli altyapılarından biridir. Cumhuriyetin ilk yıllarında bu alanda yapılan yatırımlar,
“Demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan”
sözleriyle Onuncu Yıl Marşı’nda da gururla dile getirilmiştir.
Ulaşımın en ekonomik ve en verimli çözümü demiryollarıdır. Ancak daha sonraki yıllarda Amerika ile gelişen ilişkilerimiz, bizi karayoluna ve benzinli araçlara yönlendirmiştir. Bugün yaşadığımız yüksek maliyetlerin ve ulaşım sıkıntılarının önemli sebeplerinden biri de budur. Tabii, bu yorum “hiç karayolu” yapılmasın anlamına gelmiyor.
Antalya ise, büyük fayda sağlayabilecek olmasına rağmen, ne yazık ki bu imkândan mahrum bırakılmıştır.
1990 yılında kurulan ANSİAD’ın ilk başkanı Sayın Sadık Badak, bu konuyu gündeme almış ve ciddi çalışmalar yürütmüştür. Milletvekili olduktan sonra da süreci yakından takip etmiş, sonunda projeyi Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü’ne kabul ettirmiş ve proje çalışmalarının başlamasını sağlamıştır.
Bu proje yalnızca yolcu taşımayı değil, aynı zamanda Anadolu’nun mallarının limanlar aracılığıyla deniz yoluyla ihraç edilmesini de kolaylaştıracaktı. İmar planlarında güzergâhlar belirlenmiş, liman çevresinde gerekli tesis alanları ayrılmıştı.
Ancak ne yazık ki, belediye bu konuya gereken ilgiyi göstermemiştir. Devlet Demiryolları’nın yazılarına cevap verilmemiş, hatta liman çevresinde demiryolu için ayrılması gereken alanlar konut imarına açılmıştır.
Sonuç: Proje rafa kaldırılmıştır.
Sayın Badak’ın şu sorusu ise hâlâ cevabını beklemektedir:
“Belediye bu işi savsaklarken sivil toplum örgütleri neredeydi?”
ATSO, ANSİAD, Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Lions’lar, Rotary’ler…
Neredeydiler?
Açık söylemek gerekirse; ülke sorunları karşısında sessiz kalan sivil toplum örgütlerinin, ilkokul öğrenci derneklerinden hiçbir farkı yoktur.