Sayın Cumhurbaşkanımızın bu sözü, ilk duyulduğunda bir hamaset cümlesi gibi algılansa da, maalesef bugün ülkemizin ortak siyaset anlayışını anlatan bir slogana dönüşmüş durumda.
Gençliğimizde bir reklam vardı:
“Biz bize benzeriz… Biz Osmanlı Bankasıyız.”
Zamanla bu söz halk arasında neredeyse atasözü gibi kullanılmaya başlandı. Çünkü gerçekten de biz, çoğu zaman kendimize benziyoruz. İktidarıyla muhalefetiyle…
Son haberlerden, Sayın Özgür Özel’in makam aracını 170 bin avroya restore ettirdiğini öğrendik. Üstelik bunu bir belediyeye yaptırmış. Şimdi sormak gerekiyor:
Bu durumda Sayın Özel’in, Sayın Erdoğan’dan ne farkı kaldı?
Bir ülkede kararsızların oranı yüzde 30’lara ulaşıyorsa, orada hem iktidarın hem de muhalefetin ciddi bir problemi var demektir. Demek ki insanlar hiçbirine tam güvenemiyor.
Sadece din söylemleriyle, sadece Atatürk mitingleriyle, sadece sloganlarla bu işler düzelmiyor. Akıllı bir strateji, hukuk duygusu ve toplumda güven yaratacak bir anlayış gerekiyor.
Çünkü lafla peynir gemisi yürümüyor.
Örneğin CHP; bugün içine düştüğü kaostan çıkmak istiyorsa, Kılıçdaroğlu’nun da katılacağı yeni ve temiz bir kurultay düşünebilir. AKP ise söyledikleriyle yaptıkları arasındaki farkı sorgulayıp; başta adalet, ekonomi ve yoksulluk olmak üzere bazı konularda samimi değişiklikler yapabilir.
Ama neredeeee…
Bizde siyaset çoğu zaman:
“Dediğim dedik, çaldığım düdük.”
Ben bu yazıyı kaleme aldığım sırada henüz “mutlak butlan” kararı çıkmamıştı. Şimdi görüyoruz ki, bu karar da İmamoğlu’nun diploma meselesinde olduğu gibi; hukuken tartışmalı, siyaseten ise son derece problemli bir karar olarak tarihe geçti.
Özel’in, Kılıçdaroğlu ile anlaşıp erken bir kurultaya gitmesi; bu hukuksuzluğu kabullenmek anlamına gelir.
Bence en doğrusu, Sayın Kılıçdaroğlu’nun bu işten tamamen vazgeçmesidir. Ama bu da pek kolay görünmüyor.
Kemal Bey her konuşmasında CHP’deki ahlâksızlıkları temizleyeceğini, insan haysiyetine yakışır bir parti oluşturacağını söylüyor.
Peki…
“Para karşılığı delege kazanmak” ahlâksızlık da; tartışmalı bir mahkeme kararıyla hakkı olmayan bir koltuğa oturmak çok mu ahlâklı?
Ne demiştik?
“Biz bize benzeriz…Biz Osmanlı Bankasıyız…”