Türkiye’de kamu yapıları hızlı yapılıyor. Okullar, hastaneler ve çeşitli kamu binaları kısa süre içinde tamamlanıyor. Bu elbette önemli bir başarıdır. Ancak mimarlık açısından bakıldığında, başka bir soruyu da sormak gerekiyor:
Hızlı ve ucuz yapıyoruz, peki doğru da nitelikli yapabiliyor muyuz?
Mimarlık Bir Bütündür
Son yıllarda kamu projelerinde yaygınlaşan bir anlayış var: Standart projeler hazırlanıyor, modüller belirleniyor ve mimardan bunları arsaya uyarlaması isteniyor.
Bu yaklaşım ilk bakışta pratik görünebilir. Ancak mimarlık, parçaların bir araya getirildiği bir montaj işi değildir.
Plan, cephe, strüktür, ışık, malzeme, oran ve detay… Bunların tümü birlikte düşünülür ve birlikte anlam kazanır.
Mimarın tasarım özgürlüğünü sınırlayıp sonra nitelikli bir sonuç beklemek, biraz da şu anlama gelir: Ellerini bağlayalım, sonra jimnastik yapmasını isteyelim.
Tasarımın Sahipliği Sorunu
Kamu projelerinde daha önemli bir sorun ise tasarım sürecinin inşaat aşamasında kopmasıdır.
Çoğu zaman süreç şöyle işler: - Proje hazırlanır - İhale yapılır
- Uygulama yükleniciye bırakılır
- Müellif süreç dışında kalır
Sonrasında malzemeler değiştirilir, ölçüler küçültülür, cephe sadeleştirilir ve detaylar iptal edilir. Ortaya çıkan yapı, mimarın tasarladığı bina olmaktan uzaklaşır.
Birçok mimarın ortak serzenişi şudur: “Projeyi biz yaptık, ama bina bizim değil.”
Oysa tasarım bütünlüğü bozulduğunda yalnız mimarlık değil, kamu da zarar görür.Çünkü bu tür değişiklikler uzun vadede bakım ve işletme maliyetlerini artırır.
Yaşanmış Bir Deneyim:
Yıllar önce yarışmayla kazandığımız Samsun ve Moda Koleji projelerinde bu durumu bizzat yaşadık. İnşaat sürecinde müellif kontrollüğü verilmedi. Tasarruf amacıyla yapılan değişiklikler, tasarımın karakterini zayıflattı.
Bu yalnızca bir proje deneyimi değil, Türkiye’de kamu mimarlığının yapısal bir sorunudur.
Çözüm: Mimara Güvenmek
Nitelikli kamu yapısı üretmenin yolu aslında bellidir: - Küçük ölçekli mimari yarışmalar açılmalı
- Güvenilir serbest mimarlık ofislerine iş verilmeli
- Müellif kontrollüğü zorunlu olmalı
- Tasarım değişiklikleri müellif onayına bağlanmalı
Bu yaklaşım maliyeti bir miktar artırabilir.
Ama şu gerçeği kabul etmek gerekir: Estetik bir tercihtir. Kalite ise bir bedel gerektirir.
Ucuzluk ile nitelikli mimarlık aynı anda sürdürülemez.
Sonuç:Devlet ucuz bina yapabilir. Ama ucuz mimarlık yapamaz.
Çünkü mimarlık, standartlaştırılarak değil; sorumluluk verilerek, güvenilerek ve emeğinin karşılığı ödenerek gelişir.
Eğer şehirlerimizde kimlik, estetik ve kalite istiyorsak, önce şu soruyu sormalıyız: Tasarruf mu istiyoruz, yoksa nitelik mi?
Çünkü mimarlıkta en pahalı olan şey, baştan ucuz yapmaktır.