DUAYEN

Üç Yanlıştan Bir Doğru Çıkar mı?

Ben ekonomist değilim. O yüzden meseleye grafiklerle değil, mantıkla bakıyorum. Ama bazen ekonomi, rakamlardan çok akıl yürütmeyle anlaşılır. Şu soruyla başlayalım:

Aynı anda üç şey söyleniyorsa ve üçü de gerçeğe uymuyorsa, bunlardan bir doğru (iyi ekonomi) çıkar mı?

Birincisi: Enflasyonun düşük gösterildiği söyleniyor.

Türkiye İstatistik Kurumu yıllık enflasyonu yaklaşık %37 açıklıyor. Oysa pazarda, kirada, lokantada hissedilen oran %60’ların üzerinde. “Bu halk abartıyor” demek kolay; ama asgari ücretlinin harcama sepetinde kira ve gıda varken, istatistik sepetinde elektronik ve otomobil varsa, ortalama gerçeği gizler. Burada düpedüz yanlış değil belki ama sosyal hakikatle bağ kopmuş durumda.

İkincisi: Faiz meselesi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası politika faizini %37 civarında tutuyor. Eğer gerçek enflasyon %60 ise, bu şu anlama gelir: Türkiye’de reel faiz negatiftir. Yani tasarruf eden cezalandırılır, borçlanan ödüllendirilir. Faiz “düşük gösterilmiyor, bilinçli olarak baskılanıyor. Bunun adı iktisatta nettir.

Üçüncüsü: Döviz kuru.

“Dolar 43 TL ama aslında 60 TL’nın üzerinde  olmalıydı” deniyor. Rakam tartışılır ama olgu nettir: Kur serbest değil. Rezerv satışlarıyla, düzenlemelerle, örtülü müdahalelerle  baskılanıyor. Sonra dolar bir miktar yükselince “Türk parası değer kaybetti” diye sızlanılıyor. Oysa değer kaybı yeni değil; sadece ertelenmişti.

Şimdi kritik soruya gelelim:

Enflasyon artarken faiz ve kur sabit tutulabilir mi?


Hayır. Uzun vadede bu mümkün değil. Ekonomi, fizik gibi çalışır. Bileşik kaplar misali: Birini bastırırsanız diğeri yükselir. Türkiye’de yapılan şey ise üçünü birden bastırmaya çalışmak. Sonuç: Biriken basınç, daha sert patlamalar.

Burada sık yapılan bir yanlış var. Hükümet enflasyonu bir “tüketim azgınlığı” olarak okuyor. Bu yüzden asgari ücretliyi sıkıyor. Oysa bugün asgari ücretli, 20 bin liralık kirayı denkleştirmeye çalışıyor. Bu insan neyin tüketimini azaltsın? Asgari ücretli enflasyonun sebebi değil, en büyük mağdurudur.

Peki enflasyon nereden geliyor? Yanıt rahatsız edici: Yukarıdan.

Zengin azınlığın sınırsız tüketimi, kamu harcamalarındaki savurganlık, garantili projeler, vergi afları, servetin vergilendirilmemesi… Talep patlaması buradan geliyor. Yoksuldan değil.

Bir de “adaletsizlik” meselesi var. Ekonominin kötü gidişini buna bağlayanlar haksız mı? Hayır. Hukukun zayıf olduğu yerde yatırım durur, sermaye kaçar, risk primi artar. Bu da faizi ve kuru yukarı iter. Adaletsizliğin maliyeti tabloya yazılmaz ama faturası ağırdır.

Sonuçta şu tablo çıkıyor karşımıza:

Enflasyon, faiz düşüyor, kur yükselmiyor deniyor. Ama hayat pahalı, borç pahalı, gelecek belirsiz. Bunların ikisi birden doğru olamaz. Çünkü gerçek, istatistikle değil, mutfakla ölçülür.

Üç yanlıştan bir doğru çıkar mı bilmiyorum. Ama üçü birden yanlışsa, bedelini hep aynı kesim ödüyor.

Yayın Tarihi
01.02.2026
Bu makale 79 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Kayıtlı Yorumlar
Gücü eline geçiren istediğini yapıyor.

Sefa erdal 01.02.2026

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!