Arıya veya kelebeklere baktığınız zaman insanın uzun bir hayatı var. Evreni düşününce de çok kısa bir yaşantımız olduğunu görürüz. Öyle veya böyle insan hayatı çok önemlidir. Bir birine benzemeyen milyonlarca acı tatlı hatıralarla, sevgi ve kinlerle dolu bir hayat.
İnsan hayatını şu evrelere ayırabiliriz:
- Bebeklik (0–2 yaş). Anne kucağında geçen ve hiç hatırlamadığımız, belki en mutlu yıllarımız.
- Erken çocukluk (2–6 yaş). el bebek gül bebek bütün ailenin sevdiği, şımarttığı güzel yıllar.
- Orta çocukluk (6–12 yaş). okul yıllarının başladığı, hayal meyal hatırladığımız sosyal hayatımızın başladığı sorumsuz yıllar.
- Ergenlik (12–18 yaş). Kavak yellerinin başımızda estiği, karşı cinsi fark ettiğimiz aşklarla dolu maceralı yıllar.
- Genç yetişkinlik (18–30 yaş). yavaş yavaş meslek ve aile sorumluluğun omuzlarımıza çökmeye başladığı en verimli çağımız.
- Yetişkinlik (30–65 yaş). Hala kendimizi genç hissettiğimiz ama çöküntülerin başladığı yıllar. Ya inzivaya çekiliriz ya da son gayret büyük işler peşinde koşarız.
- Yaşlılık (65 - 85 yaş). Tansiyon, şeker, kalp gibi hastalıklar başlamıştır. Sağlığınıza daha fazla dikkat etmemiz gerekir. Yakınlarımızın kaybının üzüntüsünü yaşarız. “Yahu ben bu adamı çok iyi tanıyorum ismi neydi” diye sorduğumuz çok olur. Gözlerimiz görmemeye kulaklarımız iyi duymamaya başlar. Arada sırada gençlerle aşık atmaktan çok zevk alırsınız. Bu hayata bağlı kalmanın bir nişanesidir.
- SON evre “bastonlu + çiş dönemi”. Bastonun dengede durmak için müthiş bir icat olduğunu anlarsınız. Çiş tutmanın zorluğu bütün çıplaklığı ile ortaya çıkar ve son günlerinizi zehir eder. Belki de bir an önce ölmeyi bu dertten kurtulmak için istersiniz.
Herkese sağlıklı, mutlu ömürler.