Ramazan kutlamaları kapsamında bir okulda öğrencilerin “İstiklal Marşı”nı Arapça okuduğu haberini gördük. Üstelik salonda yetkililer ve bürokratlar da var. Ne bir itiraz, ne bir rahatsızlık… Aksine, uzun süre alkış.
Basit bir olay gibi görünebilir. Ama bana göre, Türkiye’nin içinde bulunduğu zihinsel iklimi gösteren önemli bir işaret.
Detaya girmeye gerek yok; konuyu zaten Yılmaz Özdil geniş biçimde ele aldı. Ben sadece şu soruyu sormak istiyorum:
Acaba Müslüman Fransız bir grup Paris’ de “La Marseillaise”i Arapça okusaydı ne olurdu?
Cevabı hepimiz biliyoruz.
Söz Fransa’dan açılmışken, Alexandre Dumas’nın 1844 tarihli “Üç Silahşörler” romanı akla geliyor. Athos, Porthos ve Aramis; Kral XIII. Louis ve kraliçeyi Kardinal Richelieu’nün entrikalarına karşı korumak için canhıraç mücadele ederler.
Teşbihte hata olmaz derler…
Bu üç silahşor bana, Sayın Cumhurbaşkanımızın üç önemli bakanını hatırlatıyor: Adalet, Milli Eğitim ve İçişleri…
Ancak arada önemli bir fark var:
Dumas’nın kahramanları devleti korumak için savaşırdı. Bizdekiler ise çoğu zaman muhaliflere karşı daha sert bir refleks gösteriyor.
Ve insan ister istemez düşünüyor:
Devleti korumak ile iktidarı korumak arasındaki çizgi ne zaman bu kadar belirsizleşti?
Hayırlı bayramlar dileğiyle...