DUAYEN

İnsanın Yüreği Sızlıyor

Geçen hafta basında “Nükleer Felaket” başlığıyla bir haber çıktı. Yazara göre Akkuyu Nükleer Santrali, Rusya’ya yaklaşık 180 milyar dolarlık bir kazanç sağlayacak. Aynı yazıda pek çok skandal iddia sıralanıyor ve Türkiye’nin bu işten ne kadar zarar ettiği anlatılıyor. Sonunda da açık bir öneri var: Bu anlaşma iptal edilmeli.

Bu tablo böyleyken, Karadeniz’de Ruslara ikinci bir nükleer santral yaptırmaya hazırlanıyoruz.  Konunun daha iyi anlaşılması için meseleyi; güneş enerjisiyle kıyaslayarak, biraz daha sade ve rakamlarla anlatmak istiyorum.

Santral “yap–sahip ol–işlet” (BOO) modeliyle kuruluyor. Yani yatırımı yapan Rosatom, santralin yüzde yüz sahibi. Devlet bütçesinden klasik anlamda bir inşaat harcaması çıkmıyor. Ama asıl maliyet burada gizli: Elektrik alım garantisi.

Türkiye, üretilen elektriğin yüzde 50’sini 15 yıl boyunca sabit ve bir piyasanın üstünde fiyattan alma taahhüdü verdi. Kur arttıkça, enflasyon yükseldikçe, yenilenebilir enerji ucuzladıkça bu fark kamunun sırtına yükleniyor. “Para vermedik” deniyor ama 15 yıl boyunca pahalı elektrik satın alma sözü ortada duruyor.

Bir de işin mülkiyet ve egemenlik boyutu var. Santral Türkiye toprağında ama sahibi ve işletmecisi yabancı bir devlet şirketi. Bu model dünyada oldukça nadir. Elektrik üretimi gibi stratejik bir alan, uzun yıllar Türkiye’nin denetimi dışında kalıyor. Bu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir bağımlılık yaratıyor.

Nükleer atık meselesi ise hâlâ gri bir alan. Santralin yaklaşık 60 yıllık ömrü sonunda söküm, atıkların depolanması ve çevresel rehabilitasyon ciddi maliyetler doğuracak. Bu faturanın ne kadarının kime ait olacağı bugün net değil; ama yarın Türkiye’nin önüne konmayacağının da garantisi yok.

Yerli katkı ve teknoloji transferi konusu da sınırlı. İnşaatta Türk firmaları yer alıyor ama çekirdek teknoloji, yakıt çevrimi ve reaktör bilgisi büyük ölçüde Rusya’da kalıyor. Santral bittiğinde Türkiye, nükleer teknoloji sahibi bir ülke olmuyor; sadece nükleer elektrik satın alan bir ülke oluyor.

Akkuyu’nun kurulu gücü 4.800 MW, yıllık üretimi yaklaşık 35–40 TWh. Bu üretim güneş enerjisiyle karşılanabilir mi? Teknik olarak evet.

Türkiye koşullarında 1 MW güneş santrali yılda yaklaşık 1.600–1.800 MWh elektrik üretiyor. Aynı üretim için 23–25 GW kurulu güneş gücü gerekiyor. Güneş gece üretim yapmadığı için depolama şart; ama sanılanın aksine 24 saatlik değil, 8–10 saatlik bir depolama sistemi yeterli.

Yaklaşık bir karşılaştırma yaparsak:

Akkuyu’nun ilk yatırım maliyeti 20–25 milyar dolar civarında. Güneş + depolama sistemi ise 25–30 milyar dolar seviyesinde. Nükleerde elektrik maliyeti sabit ve pahalı; güneşte ise her yıl düşüyor. Nükleer yakıt dışa bağımlı, güneş yerli. Nükleerde atık ve söküm riski var, güneşte yok. En önemlisi de esneklik: Nükleer sistemler katı ve merkezi, güneş ise dağıtık ve uyarlanabilir.

Kısa ve net sonuç şu: Akkuyu Türkiye’ye doğrudan bütçe yükü getirmiyor olabilir ama uzun vadeli ekonomik ve stratejik bir bağımlılık yaratıyor. Asıl soru bugün değil, 20–30 yıl sonra daha net sorulacak: Bize neye mal oldu?

Geçen gün başka bir haberde, tarlasının yanına yapılan güneş santraline bakarak “Bu yapılanlar güzel ama neden benim tarlama?” diye feryat eden bir köylü kadının sözleri vardı. Anadolu’da buna “elinle iş yaparken, poponla köy yıkmak” derler.

Milyonlarca konutun yapıldığı Türkiye’de, güneş panellerini tarım alanlarına değil, çatılara koymak mümkün. Konutların enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 25’i bu yolla karşılanabilir.  Japonya’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde bu artık bir zorunluluk. Mimarlara düşen görev de burada başlıyor: Güneş panelleri binalara en verimli şekilde nasıl entegre edilir, artık bunu tartışmak zorundayız.

Enerji meselesi yalnızca watt ve dolar hesabı değildir; aynı zamanda egemenlik, çevre ve akıl meselesidir.
Yayın Tarihi
23.01.2026
Bu makale 174 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Kayıtlı Yorumlar
Ülkeyi yönetenler bu gerçekleri bilmiyor diyemeyiz. Mutlaka biliyorlardır. Peki neden yapıyorlar. Neden geleceğimizi tehlikeye atıyorlar

Sefa erdal 24.01.2026

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!