DUAYEN

Terörsüz Türkiye ve Demokratik İklim

Türkiye’de son günlerde en çok konuşulan başlıklardan biri “Terörsüz Türkiye” oldu. Toplantılar yapıldı, raporlar hazırlandı, farklı siyasi aktörler görüşlerini kamuoyuyla paylaştı.

İktidar partileri, yasal düzenlemelerin ancak silah bırakılması ve örgütsel yapının tamamen sona erdiğinin teyit edilmesi halinde gündeme gelebileceğini vurguluyor. Bu, bir “ilkesel eşik” olarak tanımlanıyor. Muhalefet partileri ise sürecin demokratikleşme, hukuk devleti ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini savunuyor. DEM Parti ise bu dönemi “tarihi bir fırsat” olarak nitelendirerek, barış sürecinin hukuki zemine kavuşturulmasını talep ediyor.

Bütün bu öneriler ve beklentiler elbette önemli. Ancak bence asıl mesele bunların önüne şu cümlenin yazılmasıdır:

Türkiye demokratik ve adil bir yönetim iklimine kavuşmalıdır.

Çünkü bir sonucun ortaya çıkması, o sonucun oluşacağı ortamla doğrudan ilgilidir.

Fizikte suyun kaynaması için belirli bir sıcaklık ve basınç gerekir.
Bir bitkinin büyümesi için toprak, güneş ve besin şarttır.
Uygun ortam yoksa, ne kadar çaba harcanırsa harcansın sonuç alınamaz.

Toplumsal barış da böyledir.
Hukukun üstünlüğünün tartışmalı olduğu, kurumlara güvenin zayıfladığı, adalet duygusunun zedelendiği bir ortamda kalıcı çözümler üretmek kolay değildir. İstanbul baş savcısının adalet bakanı, bir şeriatçı valinin iç işleri bakanı olmasını nasıl karşılıyorsunuz? Bu yönetimin demokratikleşeceğine inanıyor musunuz? Ben inanmıyorum.

Bu nedenle mesele yalnızca bir güvenlik veya siyasi müzakere konusu değil; aynı zamanda bir hukuk, demokrasi ve kurumlar meselesidir.

Türkiye’nin geleceği açısından en sağlıklı çözüm yolu, demokratik mekanizmaların işlemesidir.
Son sözü her zaman millet söylemelidir.

Seçimler bu açıdan bir tercih değil, bir güvenlik supabıdır.
Toplumun iradesi hangi yönde tecelli ederse etsin, demokratik meşruiyetin güçlenmesi ülkenin ortak kazancı olacaktır.

Son günlerde meslek kuruluşları ve sivil toplum alanındaki gelişmeler de toplumdaki yönelimleri göstermesi bakımından dikkat çekicidir. İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul şubesi seçimlerini islamcı bir ekibin kazanması ve tekbir getirerek bunu kutlamaları çok manidar değil mi?. Bu tür örnekler, ülkenin sadece siyaset alanında değil, sosyal ve kurumsal yapısında da önemli bir dönüşüm yaşadığını ortaya koymaktadır. Ramazan dolayısıyla ilkokullarda yapılan uygulamalar da bütün bu olayların üzerine tuz bibber ekti.

Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, kutuplaşmayı derinleştiren söylemler değil; hukuka, adalete ve ortak akla dayalı bir yönetim anlayışıdır.

Ancak böyle bir iklimde, barış da, huzur da, birlikte yaşama iradesi de kalıcı olabilir.

Yayın Tarihi
21.02.2026
Bu makale 58 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!