Oğuz YALÇINKAYA
Antalya Lisesi ilk olarak Kaleiçi’nde, Ambarlı’da bulunan bir binada öğrenime başlamıştır.
1891’de Sultan II. Abdülhamid döneminde iki Rum aileden alınan binalar eğitim kurumuna dönüştürülmüştür.
31 Ağustos 1898’de “Beş Sınıflı Liva İdadisi” adıyla eğitim öğretime devam etmiştir.
1916 – 1924 yılları arasında “Antalya Sultanisi” adını almıştır.
1933’te Lise adı ile, 2006’dan sonra ise “Antalya Anadolu Lisesi” olarak hizmet vermeye devam etmiştir.
“Antalya Lisesi” köklü tarihiyle, Antalyanın en eski ve prestijli kurumlarındandır.
Oğuz Yalçınkaya
1943’te İzmir Eski Foça’da doğdu.
1954 yılında Kırklareli Tevfik Fikret ilkokulundan mezun oldu.
1957’de İstanbul Vefa Lisesi Orta kısmını bitirmiştir.
1960 Ankara Atatürk Lisesi mezunlarından.
1964 yılında Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi, Matematik Bölümünden mezun olmuştur.
1966’da Antalya Lisesinde Matematik öğretmeni olarak göreve başladı.
1992 yılına kadar bu görevi aralıksız sürdürmüştür.
Sehabe Yalçınkaya Oğuz Hoca ile evlidir.
1943’te Çanakkale Biga’da doğmuştur.
1960 yılında Edirne Kız Öğretmen Lisesinden mezun olur.
1964’te ise Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi, Matematik Bölümünden mezun olmuştur.
1966-1985 yıllarında Antalya Lisesinde görev yapmıştır.
Bizim dönemimizde Astronomi derslerimize gelmiştir.
1966 -1967 dönemi Antalya Lisesi mezunları arasında biz de yerimizi aldık.
O yıllarda Lise ikinci sınıftan itibaren Fen ve Edebiyat bölümü olarak öğrenim yapılırdı.
Fen Bölümünde; Matematik, Fizik, Kimya ve Biyoloji dersleri ağırlıklı okutulurdu.
Edebiyat Bölümünde; Edebiyat, Tarih, Coğrafya ve Sosyoloji ağırlıklı dersler öğretilirdi.
Yeni öğrenim yılında, derslere gelen öğretmenlerimiz ile tanışmaya başladık.
Oğuz Yalçınkaya ile Fen Bölümü Matematik dersinde ilk tanışmamız oldu.
Üniversiteden henüz mezun olmuş, ilk öğretmenlik heyecanı ile işe başlamıştı.
Oğuz hoca ile Lise son sınıf öğrencileri arasında yaş farkı çok azdı.
Bu nedenle kısa sürede kolay anlaştık ve kaynaştık.
Zaman içinde Oğuz Hoca ile ders dışında samimi ilişkilerimiz gelişti.
Oğuz Hoca bana İzmir Belediye Başkanı, siyasetçi “Osman Kibar” benzetmesi yaptı.
Osman Kibar, İzmir’in yollarını asfaltladığından “Asfalt Osman” lakabıyla popülerdi.
Bizim arkadaşlar hemen atladılar, biz de “Kibar Osman-Asfalt Osman” lakabını aldık.
Oğuz Hoca aynı zamanda bizlere rehberlik de ederdi, aramızda gönül bağı oluşmuştu.
Hocamızın önerisi ve öncülüğünde Antalya Lisesi tarihinde bir ilki gerçekleştirdik.
“Antalya Lisesi 1966 – 1967 Altı Fenler Yıllığı” çıkarmayı başardık.
Her şeyin ilki çok zor oluyor, arkadaşlarımızın tamamının katılımını sağlayamadık.
Okul yönetiminden yeterli desteği alamadık, dışarıdan sponsor da bulamadık.
Katılımcı arkadaşlarımızın maddi katkıları ile mütevazi bir yıllık ortaya konuldu.
Yıllıkta, arkadaşlarımızın kişisel özelliklerini yansıtan tanıtım yazıları yer aldı.
Lise yılları; amatörce, doğal, samimi espiriler ile bu kadar güzel yansıtılabilirdi.
Bizim öğrenim yıllarımızda, ilkokul, ortaokul, lise bitirme sınavları yapılırdı.
Sınavlar genelde sözlü olur, çok çetin geçer, sınav kapısında heyecan dayanılmaz olurdu.
Karne notunuz 10 olsa da bu sınavda başarılı olamazsanız o dersten çakarsınız.
Karne notu zayıf olan da bu sınavda başarı sağlar ise dersten geçerdi.
Başarısız olduğumuz dersler için eylül ayında bütünleme sınavları yapılırdı.
Fen Bölümünden 53 öğrenci matematik dersinden başarısız olduk.
Bakanlık ilk olarak tek dersten kalanlara son bir sınav hakkı tanıdı.
Lise Müdürümüz Rasim Rodoplu’nun oğlu Kemal de aramızdaydı.
Kemalin sayesinde daha kolay sorular gelir beklentisiyle sınava girdik.
Oğuz hocadan kazık sorular geldi, kimse çözemedi. 53 kişinin 53’ü de başarısız oldu.
Bizler bir yıl boyunca matematik ile yatıp kalktık.
Hepimiz Matematiği yuttuk, daha güzel bölümler kazanarak üniversiteli olduk.
“Olan işte bir hayır, olmayan işte bin hayır vardır” dedikleri bu olsa gerek.
Antalya Lisesinde torpilin olamayacağını anlamış olduk.
Hocamız emeklilik sonrası “Üniversite Kitap Evi” ile kırtasiye sektöründe yer aldı.
Zaman zaman karşılaşınca sohbetimiz olur, anılarımızı tazelerdik.
Antalya Lisesinde “Yıllık” geleneği Oğuz Hocanın sayesinde başlamış oldu.
Oğuz Hoca, Antalya Lisesinde iz bırakan öğretmenlerimizden olmuştur.
Kültürümüzde; sevgi, saygı, şefkat temelinde, öğretmenin eli öpülür.
Bu kültür ulusu ayakta tutan en büyük güçtür.
Bu kültürü korumak hepimizin görevidir.
SÖZÜN ÖZÜ:
“Kültürünü kaybeden millet imliğini de kaybeder.”