Basından, Daron Acemoğlu’nun bu başlıklı yeni bir kitabının çıktığını öğrendik. İki hafta önce yayımlanan “Kamu ağırlıklı ne demek?” başlıklı yazımla çok ilgili olduğu için bu konuya bir kere daha değinmek istedim.
Daron Acemoğlu yeni kitabında, liberal demokrasinin yalnızca otoriter liderler yüzünden değil; ortak refah vaadini, çalışan sınıfları ve yerel toplulukları ihmal ettiği, teknolojinin yönünü demokratik biçimde denetleme kapasitesini kaybettiği için krize girdiğini savunuyor.
Yani kurtuluş kamulaşmakta değil; liberal demokrasinin tedavisinde.
Acemoğlu çözüm için beş temel nokta üzerinde duruyor:
- Liberal demokrasi yalnızca seçimle tanımlanamaz. Demokrasi, geniş toplum kesimlerine refah, güvenlik ve saygınlık sunamazsa anlamını kaybeder.
- Liberalizm işçi sınıfını kaybetti. Son zamanlarda demokrasi daha çok eğitimli, kentli ve profesyonel elitlerin diliyle konuştu. Yerel çöküş yaşayan kesimler bu sohbetin dışında kaldı.
- Ortak refah vaadi olmadan özgürlük fikri boştur. Refah paylaşılmazsa otoriter hareketlerin “Sistem sizi unuttu” iddiası güç kazanır.
- Teknoloji kader değil, siyasi tercihtir. Yapay zekâ ve otomasyon kendiliğinden iyi veya kötü sonuç doğurmaz. Bu değişim işçiyi zayıflatacak mı, yoksa emeği değerlendirecek mi? Bunu uygulanacak demokratik kararlar belirler.
- Çıkış yolu, “işçi sınıfı liberalizmi”dir. Acemoğlu’nun önerisi; liberal demokrasiyi elitlerin savunduğu soyut bir kavram olmaktan çıkarıp iş hayatı, yerel topluluklar, ekonomik güvenlik, çoğulculuk ve refah üzerine yeniden bir yönetim anlayışı kurmaktır.
Bütün bunlardan benim çıkardığım sonuç şu: Mesele devletin ekonomide daha fazla yer kaplaması değil; demokrasinin, geniş halk kesimlerinin günlük hayatında yeniden bir anlam kazanmasıdır. İnsanlar özgürlük kadar iş, gelir, güvenlik ve gelecek de istiyorlar. Bunlardan biri eksik kalınca, ötekiler de pek işe yaramıyor.
Kamulaşmaya ağırlık vermek ilk bakışta kolay bir çözüm gibi görünebilir. Oysa asıl güç olanı, devletin, piyasanın ve demokrasinin kendi işlerini doğru dürüst yapmasını sağlamaktır.
Söylemesi kolay. Yapması ise galiba yeni bir kitap daha gerektiriyor.
Korkarım, bunları başaramazsak ülke daha da vahim durumlara düşecektir.
Kaynak: Oksijen, Uğur Koçbaş