Bu Pazar günü İstanbul Teknik Üniversitesi kampüsünde mezuniyet ödülleri verilecek. Ben de 70. mezuniyet yılı ödülünü alacağım.
Bizim 70 kişilik sınıftan bugün yalnızca 5-6 kişi hayatta. Ne yazık ki bu arkadaşlarımızdan ikisi Alzheimer hastalığı nedeniyle yatalak durumda. Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlık ve huzur diliyorum.
Bizde ilginç bir gelenek var: Çok iyi iş yapanlara değil, çok yaşayanlara ödül veriliyor. Oysa sanat ve bilim dünyasında çoğu zaman bunun tam tersi geçerlidir; değer, ortaya konan eserle ölçülür. Bana kalırsa doğru olan da budur. Yine de, insanın hatırlanması ve anılması ayrı bir anlam taşır; bu da küçümsenecek bir duygu değildir.
Ben de bu 70. yılı kendi adıma farklı bir şekilde kutlamak istedim. Mobilya tasarımlarımdan oluşan dijital bir sergi hazırladım. Serginin adını “Kuğu Nameleri” koydum. Rivayete göre kuğular, hayata veda ederken en güzel seslerini çıkarırlarmış. Bu sergi de benim uzun yıllara yayılan tasarım yolculuğumun bir özeti, belki de en içten ifadesidir.
Umarım bu çalışmaları beğenirsiniz. Dünyadaki pek çok ünlü mimarın da benzer arayışlara yöneldiğini biliyoruz. Son derece nitelikli örnekler mevcut. Bunları da ileride ayrıca ele almak, karşılaştırmalı bir değerlendirme yapmak isterim.
Bu süreçte bana destek olan Osman Üzer ve Hüseyin Bıçaklı’ya sonsuz teşekkürler.

Önsöz
Bir Fransız filminde duyduğum cümle dikkatimi çekti:
“İskemle yapmayan erkek, erkek sayılmaz.”
Böyle bir deyim olup olmadığını araştırdım. Aslında birebir böyle bir ifade yok; ancak Fransızların sıkça kullandığı “un homme bricoleur” — yani eli iş tutan erkek — kavramı bu düşünceye oldukça yakın.
Bu merakımın asıl nedeni ise, son aylarda giderek artan kendi “iskemle yapma” tutkumdur.
Aslında bu ilgi yeni değil… 1960 yılında Bern’de çalıştığım dönemde başlamış, hatta o yıllarda geliştirdiğim bir formun patentini almıştım.
Yıllar sonra, torunum Jr. Ercan’ın iç mimar olarak mesleğe başlamasıyla birlikte, bu formu yeniden ele alarak bir “iskemle + koltuk” tasarımı geliştirmeye çalıştık. Ancak o dönemde arzu ettiğimiz sonuca ulaşamadık.
Günümüzde ise internet alışverişlerinin ve sık taşınmanın hayatımızın bir parçası haline gelmesi, mobilyada yeni ihtiyaçları da beraberinde getirdi. Taşıması kolay, sökülüp takılabilen ve farklı işlevler üstlenebilen çözümler kaçınılmaz hale geldi.
Bu düşünceden yola çıkarak, prefabrike ve çok işlevli mobilyalar üzerine yoğunlaştım.
Amaç; giderek küçülen yaşam alanlarını daha verimli kullanmak, bunu yaparken de estetikten ödün vermemekti.
Bu yaklaşım sonucunda altı farklı tasarım geliştirdim:
- Katlanır iskemle
- Koltuk + sandalye
- Kolçaklı iskemle
- Kanepe + yatak
- Masa
- Sehpa
- raf
Bu broşürde, söz konusu altı tasarımın uygulamalarını ve kullanım olanaklarını bulacaksınız.
Bu sunuma “Kuğu namesi” ismini vermemin sebebi, Kuğuların ölürken çok güzel bir ses çıkartmalarındandır.
Mimar Ercan Evren
Antalya, Mart 2026
Ercan Evren Kreasyonu
Zamandan Gelen Tasarım
- 1960 yılında Bern’de geliştirilen ve patenti alınan bu özgün tasarım, günümüz üretim teknikleriyle yeniden hayat buldu.
Öne Çıkan Özellikler
- Katlanabilir ve taşınabilir tasarım
- Çift kullanım: İskemle ve koltuk
- 10 mm su kontrplağı ile hafif ve dayanıklı yapı
- CNC kesime uygun modüler sistem
- Kolay montaj ve demontaj
- İç ve dış mekân kullanımı
Kullanım Senaryoları
• Ev içi kullanım (salon, balkon, veranda)
• Bahçe ve açık alanlar
• Taşınabilir yaşam çözümleri
• Yazlık ve geçici mekânlar
Kullanılan Malzemeler
- 10 mm su kontrplağı
- 8 mm saplama
- Somun ve cıvata
Ercan Evren – 1960 Tasarımının Yeniden Yorumu





