DUAYEN

Cari Açık

En basit anlatımıyla; bir ülkenin yurt dışına yaptığı toplam harcamaların, yurt dışından elde ettiği toplam gelirlerden fazla olmasıdır. Yani kazandığımızdan fazla döviz harcıyorsak, aradaki fark cari açıktır.

Cari açık nedir?

En basit anlatımıyla; bir ülkenin yurt dışına yaptığı toplam harcamaların, yurt dışından elde ettiği toplam gelirlerden fazla olmasıdır.

Yani kazandığımızdan fazla döviz harcıyorsak, aradaki fark cari açıktır.

Peki cari açık olunca ne olur?

Dövize olan ihtiyaç artar, döviz kuru yükselir. Yerli para değer kaybeder. İthal edilen malların fiyatı yükseldiği için enflasyon artar. Açığı kapatabilmek için dışarıdan borç veya sıcak para bulmak gerekir. Bunun da elbette bir bedeli vardır: faiz.

Üstelik sürekli yüksek cari açık, ekonomiyi dışarıdan gelecek en küçük rüzgâra karşı bile hassas hale getirir.

Bütün bunlar ekonomi kitaplarında yazıyor.

Ama galiba kitapları okumak yetmiyor; bazen uygulamak da gerekiyor.

Ekonomist Ege Cansen aylardır, “Enflasyonun nedeni cari açıktır” diye diye neredeyse ağzında tüy bitirdi.

Pek aldıran yok.

Mercimeği, nohudu, buğdayı, soğanı,  eti…

Türkiye'de yetiştirebildiğimiz ne varsa, “Dışarıdan daha ucuz geliyor” diyerek ithal ediyoruz.

Gerçekten ucuz mu?

Orası da tartışılır.

İyimser davranıp doların gerçek değerini IMF enflasyon hesabına göre yaklaşık 54 TL kabul edersek, ithal ettiğimiz birçok ürünün aslında hiç de ucuz olmadığını görürüz.

Ama doları 48 TL civarında tutunca ne oluyor?

Vitrin güzel görünüyor.

“Dolar yükselmiyor.”

Ne güzel!

Sonra da halka:

“Cambaza bak, cambaza!”

Kurun üzerine oturup onu mümkün olduğunca kıpırdatmamaya çalışıyoruz. Bu sırada ithalat devam ediyor, döviz dışarı gidiyor, cari açık büyüyor.

Üstelik mesele yalnızca dışarıya ödediğimiz döviz de değil.

Bugün mercimeği dışarıdan alırsanız, yarın çiftçi mercimek ekmez.

Buğdayı dışarıdan getirirseniz, buğday üreticisi tarlasından vazgeçer.

Eti ithal ederseniz, hayvancılıkla uğraşan vatandaş bir süre sonra:

“Ben bu işi niye yapıyorum?” der. Ve bırakır.

Sonra bir gün dünyada fiyatlar yükselir, savaş çıkar, kuraklık olur veya ihracatçı ülke:

“Bu sene sana mal vermiyorum.” der.

İşte o zaman para cebinizde olsa bile satın alacak mal bulamazsınız.

Bir ülke için asıl tehlike budur.

Üretme kabiliyetini kaybetmek.

Cari açık yalnızca Merkez Bankasının tablolarında görünen birkaç milyar dolarlık bir rakam değildir.

Tarlanın boş kalmasıdır.

Fabrikanın kapanmasıdır.

Üreticinin üretmekten vazgeçmesidir.

Ve sonunda ülkenin kendi kendine yetebilme gücünü kaybetmesidir.

Daha da garibi şu:

İthalatı artırıyoruz.

Cari açık büyüyor.

Dövize ihtiyaç artıyor.

Kur üzerinde baskı oluşuyor.

Kur yükselmesin diye faiz artırıyoruz.

Yüksek faiz üreticiyi zorluyor.

Üretici daha az üretiyor.

Sonra eksik kalan ürünü…

Yine ithal ediyoruz.

Daire tamamlandı.

Ekonomi bilimi buna ne isim verir bilmiyorum.

Ben mimarım.

Biz mimarlıkta böyle bir proje çizsek, herhalde belediye ruhsat vermezdi.

Ülkeyi yönetenlerin bütün bunları bilmediklerini düşünmek istemiyorum.

Bilmiyorlarsa mesele bilgisizliktir.

Biliyorlar, sonuçlarını görüyorlar ve buna rağmen düzeltmiyorlarsa mesele çok daha ağırdır.

Çünkü ekonomi yanlışları yalnız rakamları bozmaz.

İnsanları fakirleştirir, üretimi yok eder ve sonunda ülkenin bağımsız hareket etme gücünü azaltır.

Onun için mesele yalnızca:

“Dolar bugün kaç lira?”

meselesi değildir.

Asıl soru şudur:

Biz bu ülkenin ihtiyacı olan şeyleri yeniden ne zaman kendimiz üretmeye başlayacağız?

Yayın Tarihi
05.09.2026
Bu makale 168 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!