DUAYEN

Yeni Parti

Aslında bu hafta başka bir konuyu ele alacaktım. Ancak “Yeni Parti” gündeme öyle bir oturdu ki yazımı ertelemek zorunda kaldım. Çünkü bu gelişme yalnızca CHP’yi değil, bütün muhalefeti ve dolayısıyla Türkiye’nin geleceğini ilgilendiriyor.

Aslında bu hafta başka bir konuyu ele alacaktım. Ancak “Yeni Parti” gündeme öyle bir oturdu ki yazımı ertelemek zorunda kaldım. Çünkü bu gelişme yalnızca CHP’yi değil, bütün muhalefeti ve dolayısıyla Türkiye’nin geleceğini ilgilendiriyor.

AKP, ülkenin siyasi zayıflığından yararlanarak ve çok iyi vaatlerle iktidara geldi; uzun süre de ülkeyi yönetti. Ne var ki bugün geldiğimiz nokta hiç iç açıcı değil. Ekonomi, adalet ve demokrasi yerlerde sürünüyor. Tek kişi yönetimi, Türkiye’yi giderek otokratik bir düzene dönüştürdü. Dış politika ise Cumhuriyetin temel değerleri açısından kaygı verici bir görünüm arz ediyor.

CHP’ye gelince: Mutlak butlan kararı partiyi fiilen ikiye böldü. Özgür Özel, büyük bir enerjiyle Yeni Parti’yi kurdu. Ancak bu partinin içinde, Kılıçdaroğlu’nun ağır biçimde suçladığı bazı isimler de bulunuyor. Bütün bunlar, iktidar gücünü elinde bulunduran AKP’nin işini kolaylaştırıyor. Kısacası muhalif seçmen, “Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık” durumunda.

Peki, nasıl oy vereceğiz? Bugünkü yönetim sisteminde cumhurbaşkanlığı makamı büyük önem taşıyor. Bu nedenle muhalefetin önce seçimi kazanabilecek ortak bir cumhurbaşkanı adayı üzerinde anlaşması gerekir. Bana göre en uygun aday Mansur Yavaş’tır. Ekrem İmamoğlu cezaevinde ve çok sayıda davayla uğraşıyor. Özgür Özel ise bütün enerjisine rağmen henüz devlet yönetimi bakımından yeterli deneyime sahip olduğunu gösterebilmiş değil.

Milletvekillerinin ve bakanların yetkileri eskiye göre azalmış olsa da kurulacak kadronun niteliği hâlâ çok önemlidir. Yeni Parti, diğer muhalif kesimlerle birlikte geniş, güvenilir ve iş bilen bir ekip oluşturmalı; Türkiye’yi hangi programla yöneteceğini halka açıkça anlatmalıdır. Bugüne kadar duyduğumuz heyecanlı beyanatlar, ne yazık ki seçmeni ikna etmeye yetmiyor. Çünkü ülke artık slogan değil, ehliyet istiyor.

Ben olsam şöyle bir kabine düşünürdüm; burada isimlerden çok, temsil ettikleri nitelikler önemlidir:

Adalet Bakanı: Prof. Dr. Sami Selçuk veya Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu

Sağlık Bakanı: Op. Dr. Turhan Çömez

Maliye Bakanı: Prof. Dr. Daron Acemoğlu

Millî Savunma Bakanı: Emekli Tümgeneral Naim Babüroğlu

Millî Eğitim Bakanı: Prof. Dr. Selçuk Şirin

Çalışma Bakanı: Sera Kadıgil

Tarım Bakanı: Sencer Solakoğlu

İçişleri Bakanı: Prof. Dr. Ümit Özdağ

Bu isimlerin her biri tartışılabilir; zaten demokrasinin güzelliği de buradadır. Önemli olan, bakanlıkların sadakat ödülü olarak değil, liyakat görevi olarak dağıtılmasıdır. Yeni Parti gerçekten “yeni” olmak istiyorsa tabelasını değil, yönetim anlayışını değiştirmelidir. Yoksa partinin adı yeni, siyaseti eski kalır.

Yayın Tarihi
26.07.2026
Bu makale 120 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!