DUAYEN

Tasarruf mu? İtibar mı?

Sayın Cumhurbaşkanımızın her fırsatta kullandığı bir cümle var: “İtibardan tasarruf edilmez.” Belki de zamanla atasözü hâline gelecek. Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Ama bu sözün içinde biraz gösteriş, biraz da “devlet dediğin ihtişamlı olur” anlayışı bulunduğu açık.

Sayın Cumhurbaşkanımızın her fırsatta kullandığı bir cümle var:

“İtibardan tasarruf edilmez.”

Belki de zamanla atasözü hâline gelecek. Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum. Ama bu sözün içinde biraz gösteriş, biraz da “devlet dediğin ihtişamlı olur” anlayışı bulunduğu açık.

Bizim ise eskiden beri bildiğimiz başka bir atasözümüz var:

“Ayağını yorganına göre uzat.”

Ben bunu daha çok seviyorum. Tasarrufu, tedbiri ve imkânları ölçüsünde yaşamayı anlatıyor. Üstelik yorgan kısa ise insanın ayağı üşür; devletin yorganı kısa ise milyonlar üşür.

Bunları bir insan yaptığında, “Ne görgüsüz adam!” veya “Ne hesaplı insan!” der geçeriz. Fakat aynı davranışı koskoca bir devlet yaptığında mesele kişisel olmaktan çıkar. Çünkü faturayı devlet değil, sonunda vatandaş öder.

Bir ülkenin insanları geçim sıkıntısı çekerken büyük saraylar yapmak, büyük uçaklar kullanmak, şaşaalı karşılamalar ve gösterişli toplantılar düzenlemek gerçekten itibar mıdır?

Yoksa itibar; vatandaşının iyi yaşaması, emeklisinin geçinebilmesi, çocuğunun iyi eğitim görmesi, hastasının iyi tedavi edilmesi midir?

Bence asıl tartışmamız gereken budur.

Tarih, gelirinden fazla harcayan insanların olduğu kadar devletlerin de hikâyeleriyle doludur. Gösterişin maliyeti bazen tahmin edilenden çok daha ağır olmuştur.

Bir de son yıllarda protokol törenlerinde Yeniçerileri görüyoruz. Osmanlı Devleti'nin bir zamanlar kışlalarını topa tutarak ortadan kaldırdığı Yeniçeri Ocağı'nın bugün devlet törenlerinde yeniden karşımıza çıkarılması bana tarihin küçük bir cilvesi gibi geliyor.

Son model protokol arabalarına yağız atlar üzerinde bir süvari bölüğünün eşlik etmesi ise ayrı bir görüntü...

Bir tarafta yüz milyonlarca liralık modern otomobiller, öte tarafta atlı süvariler.

İtibarın hangi yüzyılda kaldığına karar vermek biraz zor oluyor.

Bizim dilimiz bu konularda oldukça zengindir. Halk, devlet bütçesi okumaz ama hesabı iyi bilir. Mesela şöyle der:

“Ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider…”

Gerisini herkes biliyor.

Bir de eski ve çok güzel bir söz vardır:

“Kendisi muhtâc-ı himmet bir dede, Nerde kaldı başkasına himmet ede…”

Keşke birisi çıksa da bütün bu “itibar” harcamalarını alt alta toplasa.

Sonra da bize dese ki:

Bu parayla kaç okul yapılırdı?

Kaç hastane yapılırdı?

Kaç öğrenciye burs verilirdi?

Kaç emeklinin hayatı biraz olsun kolaylaştırılırdı?

O zaman belki “itibarın” gerçek fiyatını öğrenirdik.

Ve belki şu soruyu da yeniden sorardık:

İtibardan mı tasarruf edilmez, yoksa tasarruf edemeyen mi itibarını kaybeder?

Yayın Tarihi
12.09.2026
Bu makale 96 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Arama Yap!