CESUR KALEM

İYİ Parti; Merkez Siyaset Boşluğunu Nasıl Doldurabilir?

İYİ Parti son yıllarda önemli oy kayıpları yaşamasına rağmen tamamen oyun dışına çıkmış değildir. Özellikle milliyetçi ve seküler merkez sağ seçmen arasında hâlâ önemli bir potansiyel barındırmaktadır. Ancak bu potansiyelin daha da büyümesi ve iktidarı hedefleyebilmesi için yalnızca iktidar, Erdoğan ve MHP karşıtlığı yeterli olmayacaktır.

Seçmen artık sert ve ideoloji içeren söylemlerden çok uygulanabilir projeler görmek istemektedir. Bir önceki yazımda belirttiğim gibi kararsız seçmenlerin oy oranı %30’lara dayanmıştır. Bu ekonomik sıkıntılar devam ederse oran daha da artacaktır. İYİ Parti; MHP ve ZP gibi aynı tabana hitap eden oylara değil, merkez siyasete yakın kararsızları hedeflemeli, ona göre söylem ve eylem geliştirmelidir.

Kararsız merkez seçmen aslında siyasete şu mesajı vermektedir: “Ben geleceğimden emin olmak istiyorum, bana umut ve güven verin. Ülkemin ve çocuklarımın geleceğini, cebimdeki paranın değerini, hukuk karşısında eşitliğimi koruyacağınıza beni inandırın. Boş sözlere, sloganlara karnım tok!” diyor.

Bu seçmen kitlesi, kim hayatına dokunan çözümler üretecekse ona yaklaşacaktır. Zira seçmen, siyasete karşı bir güven krizi yaşamaktadır ve yeni arayışlar içerisindedir.

İYİ Parti:

  • Ekonomik nedenlerle eski tercihinden uzaklaşan seçmenler,
  • İlk kez oy kullanacak gençler,
  • Emekliler ve sabit gelirli kesimler,
  • Kentli orta sınıf,
  • Daha önce farklı partilere oy vermiş ancak mevcut seçeneklerden tatmin olmayan vatandaşlar üzerinden politika geliştirmelidir.

Bu grupların ortak özelliği, ideolojik bağlılıktan çok yaşam standartlarına ve yönetişim kalitesine odaklanmalarıdır. Bu nedenle ekonomik güven, eğitim, dış politika, hukukun üstünlüğü, liyakatli kadrolar, yasaklar-yolsuzluk ve yoksullukla etkin mücadele gibi konular seçim tercihinde öne çıkacaktır.

Kamuoyu araştırmaları incelendiğinde, İYİ Parti'nin oy oranının son dönemde araştırma şirketlerine göre yaklaşık %5 ile %7 bandında seyrettiği görülmektedir. Bazı kaynaklar bu oranın %12’lerde olduğunu iddia etse de gerçekçi değildir. Zira klasik milliyetçi oyların benzer 5 partiye bölündüğü düşünülürse %7 daha iyimser bir rakamdır.

İYİ Parti, kuruluşundan itibaren merkez ile demokratik milliyetçiliği buluşturmayı hedefleyen bir siyasal çizgi benimsemiştir. İYİ Parti; bu konuda başarılı olabildi mi?  

İYİ Parti iktidar olmak istiyorsa; geçmişin siyasi kavgalarını, slogan milliyetçiliğini ve iç hesaplaşmaları bir kenara bırakıp, yüzünü tamamen Türkiye’nin yarınına ve merkez siyasete yönelmek zorundadır. Kararsız ve merkez seçmen, savrulan değil, durduğu yeri net olarak tarif eden ve güven veren bir İYİ Parti'ye destek verecektir.

Peki, neler yapılmalıdır?

  • Merkez kimliğini netleştirmek: İYİ Parti’nin yaşadığı en büyük handikap, "Milliyetçi-muhafazakâr omurga" ile "Kentli, seküler, merkez sağ" seçmen beklentileri arasında sıkışmış olmasıdır. Bu nedenle gri alanların netleştirilmesi gerekir. Parti, "sadece" MHP’den kopanların adresi olmadığını, ana akım merkez siyasetin tek alternatifi olduğunu somutlaştırmalıdır. “Demokrat- Milliyetçilik”; merkez siyasetin kurucu harcı olarak konumlandırılmalıdır. İYİ Parti; bir an önce kurumsallaşmaya ağırlık vererek aidiyet duygusunu artırmalıdır.
  • Kapsayıcı bir dil kullanmak: Kutuplaştırıcı söylemler yerine farklı toplumsal kesimlere hitap eden, uzlaşmacı ve birleştirici bir siyasal iletişim dili benimsenmelidir. İYİ Parti’de MHP kökenli Ülkücüler ile sonradan katılanlar arasında bile “iletişim kültürü” sorunu vardır. Kimlik ve inanç siyasetinden millet bıkmıştır.
  • Güçlü ekonomi politikaları geliştirmek: Enflasyon, işsizlik, gelir dağılımı, tarım, turizm ve sanayi gibi alanlarda uygulanabilir ve somut politika önerileri sunmak, seçmen güvenini artırabilir. Teşkilatlar, İYİ Parti’nin politika ve projelerini halka iyi anlatacak donanıma sahip, nitelikli kadrolardan oluşmalıdır.
  • Hukuk, liyakat ve kurumsallık vurgusu: Kamu yönetiminde şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat ilkelerini merkeze alan bir program ortaya koymak, özellikle kararsız seçmenler için çekici olabilir.
  • Teşkilat yapısını güçlendirmek: Merkez siyasette başarı, yalnızca genel başkanın performansına değil; il ve ilçe teşkilatlarının etkinliği, üye katılımı ve saha çalışmasına da bağlıdır. İYİ Parti’de bazı il ve ilçe teşkilatları başarısızdır.

Bu teşkilatlara el atılmaz, yeni yapılanmalar oluşturulamaz ise başarı beklemek hayalden öteye gitmez. “Ne mutlu Türküm diyene” ve “Apo piçtir piç kalacak” sloganından başka bir şey bilmeyenden il başkanı olur mu?

  • Gençler ve kadınlara daha fazla alan açmak: Parti yönetiminde ve aday belirleme süreçlerinde gençlerin ve kadınların daha görünür olması, yenilenme mesajını güçlendirebilir. Bazı illerde İYİ Parti binaları çay-kahve içilen emekliler kahvesine dönüşmüştür. Kadınlarda ise yaş oranları oldukça yüksektir.
  • Sivil toplum ve meslek kuruluşlarıyla diyalog: Meslek odaları, sendikalar, dernekler, vakıflar ve akademik çevrelerle düzenli istişare mekanizmaları kurmak politika üretimini güçlendirebilir. Taşra teşkilatlarında gördüğüm eksikliklerden birisi de budur. Sadece düğün, şenlik ve cenaze merasimlerinde boy göstererek siyaset olmuyor.
  • Seçmeni anlamaya yönelik araştırmalar ve projeler: Düzenli kamuoyu araştırmaları ve saha çalışmalarıyla seçmenlerin istek ve beklentilerini analiz ederek politikaları buna göre şekillendirmek gerekir. Taşra teşkilatları ya kendileri bizzat sosyal projeler üreterek ya da oluşturulmuş projelere destek vererek hayatın içinde olmalıdır.
  • Tutarlı ve öngörülebilir bir siyasi çizgi: İttifaklar, söylemler ve politika tercihleri konusunda tutarlılık, güven oluşturmanın temel unsurlarından biridir. Halk net bir duruş bekliyor. Geçmişte yaşanan zigzaglar Parti’yi zayıflatmıştır.

Sonuç olarak; İYİ Parti, güven, yetkinlik, ekonomik yönetim kapasitesi ve uzlaşma becerisi üzerinden halkın desteğini alacak liderliğe ve kadrolara sahiptir. Yani yağ, un ve şeker vardır. Her il ve ilçe yönetimine iyi helva yapan ustalar bulmak genel merkezin; üretilen helvanın da kaliteli ve lezzetli olduğu konusunda halk ikna etmek de taşra teşkilatlarının sorumluluğundadır.

Amacımız yıkıcı eleştiri yapmaktan ziyade bir özeleştiri olarak görülmelidir. Genel merkez, Ankara’yı yol edinen taklacı ve yalancıları iltifat etmemeli, onların sözlerine inanmamalı, gerçeği saha araştırmaları ile belirlemelidir.

Asıl amaç; bağcıyı dövmek değil, üzüm yemektir.”

Yayın Tarihi
12.07.2026
Bu makale 62 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!