Eline İncir Sütü Bulaşsın

Bazen yolu uzatırsınız, nereye gideceğinizi, nerden gideceğinizi hiç düşünmeden doğanın güzelliğine kendinizi kaptırırsınız. İşte böyle bir duygu ile taşlı köy yollarından dağ yollarına uzanmıştık. Manzara müthişti.

Bazen yolu uzatırsınız, nereye gideceğinizi, nerden gideceğinizi hiç düşünmeden doğanın güzelliğine kendinizi kaptırırsınız.

İşte böyle bir duygu ile taşlı köy yollarından dağ yollarına uzanmıştık.

Manzara müthişti.

Akdeniz çocuğuyum ben bir yerde nerden bakarsam bakayım denizin maviliğine güneşin yansıttığı ışığı görmem lazım. Dağların yeşili ile denizin mavisinin güneşin ışığıyla bir araya geldiği ana büyülenmeyen yoktur.

Dağın tepesinde cırcır böcekleri hararetli sesleri ile sanki  her yerde olsalar da güneşin sıcaklığını kapatan esintinin sesini duymamıza engel değildi.

Biraz daha tepeye doğru ilerledik. Biraz uzakta bir ev gördük hemen aşağısında kenarda yoğurt kabına taşan incirleri satmak için taş üstüne oturmuş 7,8 yaşlarında iki minik çocuk.

Saçları gözlerinin önüne geldikçe incir sütü bulaşmış elinin tersi ile saçını düzeltmeye çalışan kız çocukları.

Yaklaştık. Bizim yaklaştığımızı görünce yüzlerindeki gülümsemeyi hiç unutmuyorum.

O kadar güzel incirlerdi ki ama çocukların o gülümsemesi paha biçilmez bir duygu idi, ne olursa olsun o yoğurt kabındakini alacaktık.

İncirin kabuğunu soymaya başlayınca incir sütü ile yapış yapış olmuş eli  ile saçını düzeltirken “kapçığını soymadan ye bu kapçıklı yenir ” dedi.

Hayat bazen çok çalışmak, bazen tozlanmak, bazen terlemek, bazen uzaklaşmak bazen yakınlaşmak, bazen de minik yürekleri anlamaktı.

Eline incir sütü bulaşmalı idi. Tadı öyle daha güzel olacaktı.

Her ailenin en değerlileri okullara başlıyor. Eli incir sütlü çocuklar da okula gidecek, eline incir sütü hiç bulaşmamış çocuklarda.

Eline incir sütü bulaşmış o küçük kızlar, hayatın ilk dersini dağ yollarında, alın teriyle ve insanla kurduğu o hesapsız bağla çoktan vermiş olacak. Onlar, sabretmeyi yoğurt kabının dolmasını beklerken; paylaşmayı ise hiç tanımadığı bir yabancıya en saf gülümsemesini ikram ederken öğrendi. Hayatın "kapçığını soymadan", onu tüm zorlukları ve doğallığıyla kabullenmeyi biliyor.

Diğer yanda ise,  ellerine hiç incir sütü bulaşmamış, doğanın o yapış yapış ama tatlı telaşını tatmamış, steril odalarda, planlanmış geleceklerin içinde büyüyen çocuklar oturacak. Onların da heybelerinde başka bilgiler, başka konforlar ama belki de biraz eksik kalmış bir dünya olacak.

Eğitim, sadece beyaz sayfalara siyah harfler karalamak ya da formülleri ezberlemek değil ki... Asıl eğitim, bu iki farklı elin aynı sırada birbirine kenetlenebilmesidir. Keşke okullar, eline incir sütü bulaşmamış çocuklara o sütün kokusunu ve emeğin tadını öğretebilse. Ve keşke o dağ köyündeki minik yüreklerin ellerindeki incir karası, geleceklerini karartmak yerine, hayatın en parlak sayfalarına dönüşebilse.

Çünkü hayatın ta kendisi, o taş üstünde oturan çocukların bilgeliğinde saklıdır. Sınıfa adım atan her çocuk, sınıfa kendi hikayesini getirir. Ama günün sonunda en güzel öğrenenler, hayatın tozunu yutmaktan, avuçlarının yapış yapış olmasından korkmayanlar olacaktır.

Gelecek, sadece laboratuvarlarda tasarlanan ya da plazaların yüksek katlarında yazılan bir senaryo olmamalı. Hakiki bir gelecek; o steril odalarda kodlama yapan parmakların, dağ köyünde çapa tutan nasırlı elleri hissetmesiyle başlar. Yarın bir gün, o yüksek binaların mühendisleri eline incir sütü bulaşmış çocuklardan olmalı ki, yaptıkları binalar toprağa küsmesin. Ve o steril odalarda büyüyenler, bir gün bir fabrikanın ya da tarlanın başına geçtiğinde, oradaki emeği bir sayıdan ibaret görmeyip kokusunu alabilsin.

İşte o zaman teknoloji soğuk olmaktan çıkar, yapay zekâ insanın ruhunu incitmez ve betonların arasından yeşeren yeni bir dünya kurulur. Yarının dünyasını, geçmişin öğretileriyle geleceğin imkânlarını aynı potada eritebilen bu bilge nesil inşa edecektir.

Yeni eğitim yılı başlarken dileğim odur ki; hiçbir çocuğun yüreği o incir tezgahındaki samimiyetten ve doğallıktan mahrum kalmasın.

Yayın Tarihi
05.09.2026
Bu makale 316 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!