YURTTAN HABERLER

Dört Ay Önceki Kedi Nerede?

Diyarbakır’daki Vakada Yanıt Bekleyen Sorular: Çocuğu da Koruyalım, Hayvanları da...

ANTALYA BUGÜN – ÖZEL HABER

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşayan küçük bir çocukta kuduz tespit edilmesinin ardından yapılan resmî açıklamalar ile kamuoyuna yansıyan haberler, olayın bazı temel ayrıntıları konusunda birbiriyle örtüşmeyen bilgiler ortaya çıkardı.

Diyarbakır Valiliğinin 14 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre, 3 yaşındaki N.K. yaklaşık dört ay önce bir kedi tarafından tırmalandı; 10 Ağustos’ta rahatsızlanması üzerine hastaneye başvurdu ve alınan numunelerin referans laboratuvarında incelenmesinin ardından 13 Ağustos itibarıyla kuduz pozitif olduğu bilgisi ilgili kurumlara iletildi.

Valilik ayrıca filyasyon ve temaslı taramasının başlatıldığını, gerekli görülen kişilere profilaksi uygulandığını, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün saha çalışmalarına başladığını ve belediyelerin “sahipsiz hayvanlara yönelik gerekli çalışmaların ivedilikle yürütülmesi” konusunda bilgilendirildiğini açıkladı.

Kuduz, hafife alınabilecek bir hastalık değil. Dünya Sağlık Örgütü, klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalığın neredeyse daima ölümcül olduğunu; buna karşılık riskli temasın ardından zamanında uygulanan temas sonrası profilaksiyle hastalığın önlenebildiğini belirtiyor.

Dolayısıyla üç yaşındaki bir çocuğun sağlık mücadelesi bu olayın tartışmasız biçimde en hassas tarafıdır.

Ancak çocuğu korumak ile hayvanları korumak birbirinin alternatifi değildir.

Tam tersine böylesine hassas bir halk sağlığı olayının; açık, tutarlı, bilimsel verilere dayanan bir kriz iletişimiyle yönetilmesi gerekir.

Çünkü bugün önümüzde yalnızca bir sağlık vakası değil, aynı zamanda cevaplandırılması gereken önemli bir soru bulunuyor:

ÇOCUKTA HASTALIK DOĞRULANDI; PEKİ DÖRT AY ÖNCEKİ KEDİNİN BULAŞ KAYNAĞI OLDUĞU NASIL BELİRLENDİ?

Dört ay önce temas edildiği iddia edilen bir kedinin bulaş kaynağı olduğu hangi bilimsel veya epidemiyolojik verilere dayanılarak değerlendirildi?

Bu ayrım son derece önemli.

ÇOCUKTA POZİTİF SONUÇ ÇIKMASI, KEDİDE DE POZİTİF SONUÇ ÇIKTI İDDEADAN ÖTE BİLİMSEL TABANLI BİR BULGU MUDUR?...

Valilik açıklamasında çocuktan alınan numunelerin kuduz yönünden pozitif bulunduğu açıkça belirtiliyor.

Ancak aynı açıklamada dört ay önceki iddia edilen kedinin; “tespit edildiğine”, “gözlem altına alındığına”, “hastalandığına veya öldüğüne", “veteriner hekim tarafından incelendiğine” veya “hayvandan alınan bir numunede kuduzun laboratuvar yöntemiyle doğrulandığına” ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktadır.

Bu nedenle bilimsel bakış açısı ve gazetecilik etiği açısından iki olguyu birbirinden ayırmak gerekiyor:

Çocukta kuduzun laboratuvarla doğrulanması, dört ay önce temas ettiği belirtilen belirli kedinin de laboratuvarla doğrulanmış bulaş kaynağı olduğu anlamına gelmemektedir.

Elbette epidemiyolojik araştırma sonucunda dört ay önceki kedi teması en güçlü bulaş ihtimali olarak değerlendirilmiş olabilir.

Ancak bu durumda kamuoyuna açıklanması gereken tam da budur:

Bu sonuç temas öyküsüne dayalı epidemiyolojik bir değerlendirme midir, yoksa söz konusu hayvana ilişkin doğrudan bilimsel bir bulgu var mıdır?

PEKİ DÖRT AY ÖNCEKİ BAHSE KONU KEDİ NEREDE?

Olayın merkezine yerleşen hayvan hakkında kamuoyuna açıklanması ve cevaplandırılması gereken kritik noktalar bulunmaktadır.

“Kedi bulundu mu?”, “Gözlem altına alındı mı?”, “Hayvan hastalandı veya öldü mü?”

“Veteriner incelemesi yapıldı mı?”, “Laboratuvar testi yapıldı mı?” “Yapıldıysa sonuç ne çıktı?”, Hayvan bulunamadıysa bunun da açıkça belirtilmesi gerekmekte olduğu değerlendirilmektedir.

Çünkü:

“HAYVAN BULUNAMADI” İLE “HAYVANIN KUDUZ OLDUĞU DOĞRULANDI” AYNI ŞEY DEMEK DEĞİLDİR.

KAMUOYUNA YANSIYAN BİLGİLER NETLİK BEKLİYOR..

İşte kriz iletişimi açısından asıl problem burada belirginleşiyor.

Valilik açıklamasında çocuk 3 yaşında ve olay “kedi tarafından tırmalanma” olarak aktarılıyor.

Buna karşılık Haber Ajanslarının olaya ilişkin haberinde temas “ısırma” olarak aktarılıyor.

Daha sonra yayımlanan başka bir yayın kuruluşunun araştırmasında ise çocuğun kediyle oynadığı; bazı anlatımlarda tırmalama, bazılarında ısırma bulunduğu ve temasın hangisi olduğunun kesin olarak teyit edilemediği belirtiliyor.

Dolayısıyla daha olayın başlangıç noktasında bile cevap bekleyen bir soru var:

TIRMALAMA MI, ISIRMA MI?

Tüm bu derlenen bilgiler ve anlatımların hangisinin doğru olduğuna varsayımla karar vermiyoruz.

Tam tersine:

Yetkili makamlardan maddi vakıayı açıklığa kavuşturmalarını istiyoruz.

NİSAN AYINDA AİLE HASTANEYE BAŞVURDU MU?

Bir başka önemli belirsizlik çocuğun ilk temasın ardından sağlık kuruluşuna götürülüp götürülmediği konusunda.

Yine basına yansıyan başka bir iddia ise, olayın nisan ayında Sur ilçesine bağlı Büyükkadı Mahallesi’nde gerçekleştiği ve ailenin olayın ardından herhangi bir sağlık kuruluşuna başvurmadığı yönünde. Haberde çocuğun durumunun 10 Ağustos’ta ağırlaşmasının ardından hastaneye götürüldüğü aktarılmaktadır.

Buna karşılık bazı haberlerde ise çocuğun temasın ardından sağlık kuruluşuna götürüldüğü yönünde farklı bilgiler yer almakla birlikte yapılan resmi açıklamada ise bu konu hakkında hiçbir bilgi yer almadığı görülmektedir.

Ve soruyoruz:

Çocuk nisan ayındaki temasın ardından ailesi tarafından sağlık kuruluşuna götürüldü mü?

Elbette net cevabı basın haberleriyle değil, sağlık kuruluşlarının kayıtlarının incelenmesiyle kesinleştirilebilecek kritik bir değerlendirme olduğu bilinmektedir.

KRİZ İLETİŞİMİNDEKİ ASIL SORUN

Tabloyu yan yana koyduğumuzda,

Bir yerde tırmalama, başka bir anlatımda ısırma var.

İlk temasın ardından sağlık kuruluşuna başvurulup başvurulmadığı konusunda farklı bilgiler kamuoyuna yansıyor.

Kedinin bulunup bulunmadığı açıklanmıyor.

Hayvana ilişkin laboratuvar sonucunun bulunup bulunmadığı açıklanmıyor.

Kedinin sahipli mi sahipsiz mi olduğu Valilik açıklamasında belirtilmiyor.

Ancak aynı açıklamanın devamında “sahipsiz hayvanlara yönelik gerekli çalışmalar” ifadesi kullanılıyor.

Kriz iletişiminin temel işlevlerinden biri belirsizliği azaltmak, yok etmektir.

Birbiriyle örtüşmeyen veya eksik bilgiler ise tam tersine spekülasyonu artırmaktadır.

Ve burada bunun bedelini ödeme riski taşıyanlar yalnızca insanlar değil.

Sokaktaki hayvanlar da ödemektedir...

“İDDİA EDİLEN KEDİ” NASIL OLUR DA “TÜM SAHİPSİZ HAYVANLAR”A DÖNÜŞTÜ?

Haberimizin asıl itirazı tam burada başlamaktadır.

Valilik açıklamasında çocuğun yalnızca “kedi tarafından tırmalandığı” belirtiliyor.

Kedinin sahipli veya sahipsiz olduğu açıklanmıyor.

Ancak aynı açıklamanın devamında belediyelerin “tüm sahipsiz hayvanlara yönelik gerekli çalışmaların ivedilikle yürütülmesi” amacıyla bilgilendirildiği ifade ediliyor.

Bu durumda son derece basit bir soru soruyoruz:

Çocuğu tırmaladığı belirtilen kedinin sahipsiz olduğu tespit edildi mi?

Edildiyse açıklansın.

Edilmediyse, belirli bir hayvana ilişkin temas öyküsünden sahipsiz hayvanların tamamını kapsayan bir uygulamaya hangi epidemiyolojik gerekçeyle geçildiği kamuoyuyla paylaşılsın.

Çünkü:

SAHİPSİZ HAYVANLAR, POTANSİYEL BİR HASTALIK TANISI KONULMASINA YETERLİ DEĞİLDİR.

HAYVANLARIN HEDEF HÂLİNE GELMESİ ARTIK SOYUT BİR ENDİŞE DEĞİL

Olayın kamuoyuna yansımasının ardından kedileri hedef alan olumsuz paylaşımların ortaya çıktığının haberleştirildiği kaydedilmektedir.

Yine birçok sosyal medya ve basın kuruluşu tarafından da olayın ardından sosyal medyada kedileri hedef alan paylaşımların peş peşe geldiği aktarılıyor.

İşte kamu kurumlarının ve basının kullandığı dil bu nedenle bu hassas konuda daha çok önem arz etmektedir.

Çocukta kuduzun doğrulanması bir olgudur.

Ancak, belirli bir kedinin bulaş kaynağı olduğunun doğrulanması başka bir olgudur.

O kedinin sahipsiz olduğunun belirlenmesi yine başka bir olgudur.

Bütün sahipsiz hayvanların genel bir sağlık tehdidi gibi sunulması ise tüm hayvan severlerin en temel endişe kaynağı olmasına neden olmaktadır.

BİR VAKAYI ARAŞTIRMAK BAŞKA, BÜTÜN SOKAK HAYVANLARINI ZAN ALTINDA BIRAKMAK BAŞKADIR.

PEKİ YA FARELER?

Basına yansıyan başka bir saha araştırmasında ise dikkat çeken bir başka ayrıntı da Büyükkadı Mahallesi ve çevresinde son dönemde iri farelerin sayısında artış gözlendiğinin aktarılmasıdır.

Haberde bu fare popülasyonunun mevcut vakayla ilişkisinin bilinmediği de belirtiliyor.

Farelerle ilgili saha gözleminin bizim açımızdan önemi başka:

Bölgede halk sağlığı ve hayvan sağlığı bakımından çevresel koşulların, hayvan popülasyonlarının ve epidemiyolojik tablonun bütüncül biçimde araştırılması gerektiğini işaret etmektedir.

Başka bir ifadeyle:

NE KEDİYİ SUÇLAYALIM NE FAREYİ. BULAŞ ZİNCİRİNİ BİLİM ORTAYA ÇIKARSIN.

TOPLANDIĞI-TOPLANACAĞI BİLDİRİLEN HAYVANLARIN AKIBETİ NE?

Bazı haberlerde bölgede sahipsiz hayvanlara yönelik saha çalışmaları yürütüldüğü bildiriliyor. Valilik açıklaması da belediyelerin sahipsiz hayvanlara yönelik çalışmalar için bilgilendirildiğini doğruluyor.

Ama tam da bu nedenle yetkililere soruyoruz:

Hayvanlara yönelik çalışma tam olarak nedir?

Toplama yapılıyorsa hayvanlar nereye götürülüyor?

Veteriner muayenesinden geçiriliyorlar mı?

Aşılama, gözlem veya karantina uygulanıyor mu?

İşlemlerin ardından hayvanların akıbeti ne olacak?

Bu bilgilerin açıklanması hem toplumdaki kaygıyı azaltacak hem de kamu sağlığı adına yürütülen çalışmaların sahipsiz hayvanlara yönelik kontrolsüz bir tepkiye dönüşmediğini gösterecektir.

Kamuoyunun Doğru Bilgilendirilmesi Adına Yetkililere 9 Soru:

  1. Çocuğu yaklaşık dört ay önce tırmaladığı veya ısırdığı belirtilen kedi tespit edilmiş midir; hayvanın sahipli veya sahipsiz olduğu belirlenmiş midir?
  2. Hayvan tespit edildiyse gözlem veya laboratuvar incelemesi yapılmış mıdır; hayvanda kuduz doğrulanmış mıdır?
  3. Hayvan bulunamadıysa, dört ay önceki kedinin bulaş kaynağı olduğu değerlendirmesi hangi epidemiyolojik verilere dayanmaktadır?
  4. Temas tırmalama mıdır, yoksa bazı haberlerde aktarıldığı gibi ısırma mıdır?
  5. Çocuk Nisan ayındaki temasın hemen ardından ailesi bir sağlık kuruluşuna başvurmuş mudur; kamuoyuna yansıyan farklı bilgilerden hangisi doğrudur?
  6. Çocuğun yaklaşık dört aylık dönemde başka bir hayvanla riskli temasının bulunup bulunmadığı araştırılmış mıdır?
  7. Bulaş zinciri araştırılırken bölgedeki kuduz sürveyans verileri ve diğer epidemiyolojik faktörler bütüncül biçimde değerlendirilmiş midir?
  8. Söz konusu kedinin sahipsiz olduğu resmî açıklamada belirtilmediği hâlde, neden “sahipsiz hayvanlara yönelik” çalışma başlatılmıştır?
  9. Sahipsiz hayvanlara yönelik çalışmanın kapsamı nedir; hayvanlar toplanıyorsa nereye götürülmekte, hangi veteriner sağlık işlemlerine tabi tutulmakta ve akıbetleri ne olmaktadır?

ÖNCE KANIT, SONRA HÜKÜM

Bu haberin amacı kuduz tehlikesini küçümsemek değildir.

Bir çocuğun ağır bir hastalıkla mücadele etmesi üzerinden polemik üretmek de değildir.

Çocuğun sağlığı her şeyden önce gelmektedir.

Ancak aynı bilimsel hassasiyet, hastalığın kaynağının belirlenmesinde de gösterilmelidir.

Bugün kesin olarak bildiğimiz, çocukta kuduzun laboratuvar incelemesi sonucunda tespit edildiğidir.

Buna karşılık kamuoyuna açıklanan resmî bilgiler içerisinde dört ay önceki kedide kuduzun laboratuvarla doğrulandığına ilişkin bir sonuç bulunmamaktadır.

Üstelik temasın ısırma mı tırmalama mı olduğu, ilk temasın ardından sağlık kuruluşuna başvurulup başvurulmadığı, söz konusu kedinin bulunup bulunmadığı ve sahipli mi sahipsiz mi olduğu konusunda cevap bekleyen sorular vardır.

Bu sorular cevaplandırılmadan ortaya çıkacak korkunun bütün sahipsiz hayvanlara yönelmesi kabul edilemez.

Bu nedenle tekrar soruyoruz:

DÖRT AY ÖNCEKİ KEDİ NEREDE?

Bulundu mu?

İncelendi mi?

Hastalığın kaynağı olduğu bilimsel olarak doğrulandı mı?

Ve hepsinden önemlisi:

BU SORULAR HENÜZ CEVAP BEKLERKEN NEDEN BÜTÜN SAHİPSİZ HAYVANLARI ZAN ALTINDA BIRAKABİLECEK BİR TABLO ORTAYA ÇIKTI?

Kamu sağlığını koruyalım.

Kuduzla bilimsel yöntemlerle mücadele edelim.

Riskli teması asla küçümsemeyelim.

Ama korkunun, eksik bilginin ve tutarsız kriz iletişiminin bedelini de sokaktaki hayvanlara ödetmeyelim.

ÖNCE KANIT, SONRA HÜKÜM.

ÇOCUĞU DA KORUYALIM, HAYVANLARI DA.

GERÇEĞİ BİLİM ORTAYA ÇIKARSIN.

Yayın Tarihi
16.08.2026
Bu haber 188 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!