DUAYEN

Tencere Dibin Kara… Seninki Benden Kara

Bir süredir Türkiye toz duman içinde. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, yürütülen soruşturma kapsamında ifade verdi. CHP’li belediye başkanları yolsuzluk iddialarıyla tutuklandı.
Tencere Dibin Kara… Seninki Benden Kara

Bir süredir Türkiye toz duman içinde. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, yürütülen soruşturma kapsamında ifade verdi. CHP’li belediye başkanları yolsuzluk iddialarıyla tutuklandı. Derken eski Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de hakkındaki iddialarla gündeme geldi. Elbette iddia başka, kesinleşmiş yargı kararı başka. Ama karşılıklı suçlamalara bakınca başlıktaki atasözü günümüze ne kadar uyuyor, değil mi?

Tabii, borsada yaşananlar bana göre bu tablonun en çarpıcı örneklerinden biri. Neden böyle oldu? Sistemde mi bir eksiklik vardı? Bence asıl sorun sistemden çok, onu yürütmesi gereken yöneticilerde. Sayın Babacan döneminde oluşturulan ekonomik düzenin doğru bir temel sunduğunu düşünüyorum. Ancak en iyi sistem bile ehil ellere teslim edilmezse işlemez. Bu yöneticileri göreve getiren siyasi iktidarın sorumluluğunu da görmezden gelemeyiz. Demek ki AKP’nin kadro anlayışında sorgulanması gereken bir sorun var.

AKP kurulduğunda yetişmiş kadro ihtiyacını, bir dönem birlikte hareket ettiği Gülen yapılanmasından da karşıladı. Fethullah Gülen, zeki ve çalışkan çocukları kendi yurtlarına ve okullarına çekerek kadro yetiştiriyordu. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından bu yapılanma devlet kadrolarından tasfiye edilirken, AKP’nin yeni ortağı MHP ve imam hatip mezunları kadro tartışmalarında daha çok öne çıktı. Bence Sayın Cumhurbaşkanımızın da imam hatip mezunu olmasının bu tercihlerde büyük payı vardı. Bir Antalya valisinin millî eğitim müdürüne, “Her mahallede bir imam hatip lisesi açacaksınız” diye talimat verdiğini gayet iyi hatırlıyorum. Kabinede ve bürokraside imam hatip mezunları çoğalmaya başladı. Ancak dinî eğitim almış olmak, kamu görevinde dürüstlüğü ve başarıyı kendiliğinden sağlamıyor. Tabii bütün imam hatip mezunlarını kastetmiyorum. Benim eleştirim, Cumhuriyet değerlerine karşı çıkan, kişisel çıkarını kamu yararının önüne koyan ve yöneticisine yaranmayı görev sayanlara. Kadro seçiminde liyakatin yerini bağlılık alırsa sonucun böyle olması da şaşırtıcı değil.

Kant’ın kulakları çınlasın… Toprağı bol olsun.

Yazımızı, 3 Ekim 2026 tarihli makalemden bir paragrafla bitirelim: Liyakat bazen yanlış biçimde “diploma” ile de karıştırılıyor. Diploma önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Liyakat; eğitimle birlikte deneyim, başarı, muhakeme, dürüstlük, sorumluluk ve gerektiğinde “hayır” diyebilme cesaretidir. Devlet kadrosunda yalnız emri uygulayan değil, yanlış gördüğünde uyaran insanlara da ihtiyaç vardır. Yoksa çevrenizde herkes sizi alkışlar; fakat uçurum yaklaştığında kimse frene basmaz.

Yayın Tarihi
07.11.2026
Bu makale 190 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Arama Yap!