DUAYEN

Ahlak

Bu yazımda ne Rousseau’dan ne de Kant’tan bahsedeceğim. Sadece 63 yıl önce başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün, ahlaksızlığın diz boyu olduğu ülkemizde hatırlanmaya değer bir olay.

Bu yazımda ne Rousseau’dan ne de Kant’tan bahsedeceğim. Sadece 63 yıl önce başımdan geçen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bugün, ahlaksızlığın diz boyu olduğu ülkemizde hatırlanmaya değer bir olay.

İsviçre’de çalışırken, yurt dışında çalışan Türklerin iki yıl içinde yurda dönmedikleri takdirde, bütün arzularına rağmen dönüşü bir türlü gerçekleştiremediklerini fark ettim. Ben de patronuma, ev sahibime ve İsviçre polisine, 1963 yılının başında Türkiye’ye döneceğimi bildirerek âdeta kendimi bağlamış oldum.

Zamanı gelince büroda küçük bir törenle uğurlandım. Eşyalarımı arabaya tıka basa doldurup (erkeklerin bu işi nasıl yaptığını bilirsiniz) sabah erkenden yola koyuldum. Arabada bavulların dışında kayaklarım, çizmem, şapkalarım ve bir sürü ıvır zıvır vardı. Hedef Venedik. Oradan Ankara vapuruyla ver elini İstanbul! Varış tarihini ve saatini de Ankara’da yaşayan anneme bildirmiştim.

Güzel bir yolculuktan sonra sevgili İstanbul’a kavuştum. Vapur Galata Rıhtımı’na yanaştı ama ortalarda annem yoktu. Sonradan öğrendim ki bir köprü yıkılmış, tren yolcularını otobüslerle taşımak zorunda kalmışlar. Annem de bu yüzden İstanbul’a çok geç ulaşmış.

Vapur boşaldı. Ben şaşkınlık içindeyim. Üç beş hamal etrafımda dolaşıyor. Vapur personeli arabayı gümrüğe teslim etmemi bekliyor…

Bir ara hamallardan biri, “Abi, bu eşyalar nereye gidecek?” diye sordu. Ben de “Çiçek Pazarı 22” deyivermişim. Hamallar arabayı kuşattı; bir dakikada içini boşaltıp pır diye yok oldular. Ağlasam mı, gülsem mi? Donakalmışım. Çaresiz, ben de Volkswagen’i gümrüğe teslim edip gemiyi terk ettim. Çiçek Pazarı 22’de dayımın zücaciye dükkânı vardı. Çiçek Pazarı, Mısır Çarşısı’nın hemen arkasında, yani Galata Köprüsü’nün öbür ucunda.

Hemen bir taksiye atlayıp dayımın dükkânına yollandım.

İçeri girince şaşkınlıktan küçük dilimi yutacaktım. Bütün eşyalarım gelmiş, hamallar da beni bekliyormuş. Şöyle bir göz atınca hiçbir şeyin eksik olmadığını gördüm. Ücretlerini verip helalleştik.

O telaş içinde eşyalarımı bir daha göremeyeceğimden korkmuştum. Oysa hamallar, verdiğim tek bir adresle her şeyi yerine ulaştırmış, ücretlerini almak için de beni beklemişlerdi. Pek az ülkede böyle bir durumla karşılaşılır.

İşte ahlak bu… Ne tahsil ne makam ne de zenginlik gerektiriyor.

Ahlak

Yayın Tarihi
17.10.2026
Bu makale 230 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Arama Yap!