YAŞAMAK ZAMANI

Suçumuz İnsan Olmak

1972’de İstanbul’da ilk kez bir yemek masası çevresinde tanışıp konuşma kıvancını taşıdığım Cumhuriyet gazetesinin ünlü yazarlarından biri de Oktay Akbal’dı. Ben İstanbul’a yeni atanmış, adı sanı duyulmamış, henüz 29 yaşında bir öğretmendim.

Ve ben şimdi aydınlık sabahlar bekliyorum.

Yaşar Nabi NAYIR

1972’de İstanbul’da ilk kez bir yemek masası çevresinde tanışıp konuşma kıvancını taşıdığım Cumhuriyet gazetesinin ünlü yazarlarından biri de Oktay Akbal’dı. Ben İstanbul’a yeni atanmış, adı sanı duyulmamış, henüz 29 yaşında bir öğretmendim. Karşımdakiler İlhan Selçuk, Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil, Melih Cevdet Anday ve Oktay Akbal gibi ülkemizin ünlü yüz akı yazarlarıydı. Aralarında gazetenin ikinci sayfasından sorumlu yönetmeni olduğunu sonradan öğrendiğim edebiyatçı Sami Karaören de vardı. Geçen haftalarda İlhan Selçuk ve Prof. Tütengil’den söz etmiştim. Bugünkü konumuz Oktay Akbal:

Bu yazarımız, Tütengil gibi köylü çocuğu da değil, İlhan Selçuk gibi taşralı da… Cumhuriyeti ilan ettiğimiz yıl İstanbul’da doğmuş çünkü. Babası Salih Şahabettin savcılık, avukatlık, elçilik yapmış, İstiklal Savaşımız sırasında İstanbul’dan Anadolu’ya silah kaçırma örgütünde çalışmış bir yurtsever. Annesi Vuslat Hanım ise ilk gerçekçi romancılarımızdan Ebubekir Hâzım Tepeyran’ın kızı… Yani yazarımızın anne yanı da aydın ve çağdaş, baba yanı da…

 

İşte böyle bir şansı olan Akbal, 1930’da ilköğrenimine İstanbul’da bir Fransız kolejinde başlar. 1935’te babası ölünce ortaokul ve liseyi Özel İstiklal Lisesinde tamamlar. 1944’te İst. Ün. Hukuk Fakültesine girer ama iki yıl okuduktan sonra bırakır. Bu kez aynı üniversitenin Ed. Fak. Fransız Dili ve Ed. Bölümüne kaydolur. Bir süre devam eder ama onu da tamamlamadan ayrılır. “Ben yazar olmalıyım.” deyip edebiyat dünyasına atar ilk adımını.

Çeşitli gazete ve dergilerde aralıklarla yayınlanan yazıları, öyküleri derken ilk kez Vatan’da, sonra Milliyet’te köşe yazarlığından sonra 1969’da Cumhuriyet’e geçer. Roman da yazmıştır ama onu biz öykücü olarak bilir, özellikle de Cumhuriyet’teki güzel yazılarıyla sever sayarız. Bu gazetede 22 yıl sürekli yazdıktan sonra, 1991’de gazete yönetiminde önemli bir değişiklik olur. Yeni yönetimle uyuşamadığı için ayrılır. Sekiz yıl sonra gazeteyi tekrar eski yönetimin alması üzerine Cumhuriyet’e dönüp “Evet/Hayır” köşesinde 2014’e değin yazmaya devam eder. Bir yıl sonra da Muğla’da 92 yıllık ömrünü noktalar.

Oktay Akbal iyi bir yazar olduğu gibi iyi bir insandı. Her şeyden önce güler yüzlü, sakin ve kibardı. Yazılarındaki anlatımı gibi konuşması da yumuşaktı. Kimileri gibi korku ya da kuşkuyla değil, sevgiyle bakardı; konuştuğu insanların yüzüne.

Birçok kentli, hele hele İstanbul’da seçkin bir ailede doğup büyümüş biri; köylü, işçi ve ekmeğini emeğiyle kazananları küçük görüp horlarken, o içten bir sevgi ve saygı duyuyordu onlara. Eğitim ve kültür yönünden gerçekten iyi bir anne babanın çocuğu da böyle olmalıydı elbet. O, yazar olarak da insan olarak da kendisini hiç görmediğim ama nasıl bir insan ve yazar olduğunu okuyarak öğrendiğim Sait Faik benzeri bir yapıdaydı.

İstanbul’da çok seçkin bir ailede farklı bir ortamda yetişmiş, ilkokulu bile bir Fransız kolejinde okumuş bir yazarın taşralı İlhan Selçuk ve köy çocuğu Prof. Tütengil gibi Köy Enstitülerinin değerini anlaması, kurucularını sevip takdir etmesi düşünülemez; değil mi?
Ama biz yine de önyargılı olmayı bir yana bırakıp yazarı dinleyelim; derim ben. 19 Nisan 2012’de, yani 90 yaşına basmışken ne yazmış bakalım:
“Benim kuşağımı yetiştiren Hasan Âli Yücel’dir. Büyük bir adamdı; değeri pek bilinmedi. Bizlere uygarlık nedir, sanat nedir, edebiyat nedir öğretti. Onun dönemindeki tüm öğretmenler Atatürk devrimlerinin öncüleriydi. Şimdi biri bile yok, hepsi yeni iktidarın buyruğunda… Hele şu ‘dört artı dört, artı dört’ hikâyesi yeni kuşakların hangi amaçla yetiştirileceğini bize gösterdi. İktidar kendine bağlı kuşaklar istiyor.
 
Önce dindar olacak. Oysa gereken uygarlıktır. Bilimdir, sanattır, kültürdür, insan olma yoludur.”

Köy Enstitülerinin kuruluş yıldönümü olan 17 Nisan 2021 günlü yazısında da şöyle diyor:

“Hasan Âli Yücel’in, İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğindeki bu uygarlık savaşı, o günden bugüne gelebilseydi, yurt ve ulus görüşümüz çok daha başka olacaktı… Şimdiki ilkellik, bilgisizlik, kör cehalet, daha doğrusu kaba çıkar hesapları tarihe gömülmüş olacaktı.
 
Enstitüler Türk eğitim tarihinde bir büyük devrimdir. Ülkemizi, insanlarımızı uygarlığın en üst çizgisine taşıyan, taşıyacak bir atılımdı. Mustafa Kemal’in dediği gibi, ‘Ulusal niteliğimize en uygun bir uyanış, yaşamın anlamını kökünden değiştiren bir insanlık savaşı’ idi.

Bugün geçmişte yaşanan 17 Nisan’ları anmak, o devrimci günlerin yeniden yaşanacağı günleri beklemek!.. Boş bir umut mu, bir düş mü?
 
Ama bir gün, bu halk da elbet uyanacak; bir gün, bir gün…” (*)

Ya!... “Önce Ekmekler Bozuldu” ve “Suçumuz İnsan Olmak” adlı kitapların yazarı 90 yaşında bile, yaşanan onca olumsuzluklara karşın umudunu asla yitirmeden bizlere de umut aşılıyordu.
Bu alıntıları da Prof. Dr. Kemal Kocabaş’ın, “Cumhuriyet ve Köy Enstitülerinin İmecesinin Aydınlık Yüzleri” adlı eserinden aktardım size. Daha kimler, kimler var bu kitapta bilseniz! Birkaçını yazıvereyim:
Fakir Baykurt, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Dursun Akçam, Emin Özdemir, Pakize Türkoğlu, Mehmet Başaran, Mevlüt Kaplan, Mustafa Şanlı…
Köy Enstitülerinde yetişen ünlü şair ve yazarlar dışında:
Umudun Şairi Nazım Hikmet, Şiirimizi Radikal Sesi Can Yücel, Ataol Behramoğlu, Genco Erkal, Cemal Süreya gibi daha birçok önemli aydınımız da sayfalarca anlatılmış.

Üstte adı geçen tüm değerlerimiz gibi, kendisini yakından tanımakla onur duyduğum iyi yürekli yazarımızı Oktay Akbal’ı da sevgi ve saygıyla anıyorum; bir kez daha.

Evet sevgili dostlar; değerli yazarımızın dediği gibi, “Suçumuz İnsan Olmak!”

Olsun, yeter ki tek suçumuz bu olsun.

Onur verir bu bize!

-----------------------------------------------
(*) Cumhuriyet ve Köy Enstitüleri İmecesinin Aydınlık Yüzleri: Prof. Dr. Kemal Kocabaş... Büyük boy 336 sayfa, Bassaray Yayınları, Bornova/İzmir Tel: (0232) 457 71 48

Yayın Tarihi
04.07.2026
Bu makale 146 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!