DEMOKRATİK DEĞİŞİM

“Küçük”lerin Zelil Galibiyeti mi, Mağlûbiyetin Asaleti mi?

İlkesizliğin ve erdemsizliğin tahkim ettiği yanaşma düzeni, vasatlığın neredeyse bir meziyet gibi ödüllendirildiği bir düzlem yaratır. Böyle bir düzende insanın önüne tuhaf bir tercih çıkar: Kazanmak için küçülmek mi, kaybetmek pahasına insan kalmak mı? Çünkü her galibiyet başarı değildir.

İlkesizliğin ve erdemsizliğin tahkim ettiği yanaşma düzeni, vasatlığın neredeyse bir meziyet gibi ödüllendirildiği bir düzlem yaratır.

Böyle bir düzende insanın önüne tuhaf bir tercih çıkar:
Kazanmak için küçülmek mi, kaybetmek pahasına insan kalmak mı?
Çünkü her galibiyet başarı değildir.
Yanaşma düzeninde ahlâksız zekâ, içinde bulunduğu erdemsiz düzene olağanüstü bir adaptasyon kabiliyetidir.

Bir makam elde edersiniz; ama liyakatinizi değil, muktedirlere sadakatinizi kullanmışsınızdır.
Bir fırsat yakalarsınız; ama başkasının hakkını çiğneyerek.
Bir kariyer kurarsınız; fakat yükseldikçe karakterinizden biraz daha eksiltmişsinizdir.
Dışarıdan bakıldığında galip görünürsünüz.
Fakat insanın kendi içindeki muhasebesinde, belki de çoktan mağlûp olmuşsunuzdur.

Gençlere başarıyı anlatırken yalnızca “yükselmek” üzerinden konuşmanın yanlış olduğunu düşünüyorum.

Elbette hırslı olun, çalışın, öğrenin, üretin.
Daha iyi bir mühendis, hekim, hukukçu, akademisyen, girişimci veya yönetici olmak için mücadele edin diyeceğiz.
Ama hırsınızın bir sınırı, başarınızın bir ahlâkı olsun.
Başkasını ezerek, iftira atarak, tetikçilik yaparak yükselmeyi sakın başarı zannetmeyin de diyeceğiz.

Bir güç sahibinin gölgesinde büyümeyi kariyer zannetmeyin.
Hak ederek elde etmediğiniz bir mevkiyi kendi yeteneğinizin kanıtı saymayın.
Çünkü kariyeriniz yükselirken karakteriniz küçülüyorsa, aslında yükselen siz değilsiniz.

Bazen de hak ettiğiniz halde kazanamazsınız.
Daha çok çalışırsınız, başkası seçilir.
Daha yeteneklisinizdir, başkası yükselir.
Doğruyu söylersiniz, dışarıda kalırsınız.
Eğilmezsiniz, fırsatı kaybedersiniz.
Bunların hepsi acıtır.
Fakat acı çekmek insanı küçültmez.
İnsanı küçülten, acının içinden hınçla çıkmaktır.

Size yapılan haksızlığı başkasına yapmaya başladığınız gün, mağlûbiyetiniz gerçekten başlamış demektir.
Çünkü size kötülük yapan yanaşma düzeninin karakterini, dinamiklerini içinizde yeniden üretmiş olursunuz.

Oysa asıl maharet, yarayı intikama değil incelmeye dönüştürmektir.
Acıyı merhamete...
Yalnızlığı düşünmeye...
Mağlûbiyeti olgunluğa...
İşte buna yenilgi demiyorum.
Buna mağlûbiyetin asaleti diyorum.

Gençlere “sisteme karşı çıkın” demek de tek başına yeterli değil.
Dünyanın nasıl çalıştığını öğrenin.
Güç ilişkilerini, çıkar mekanizmalarını, yanaşmayı, manipülasyonu ve vasatlığın nasıl örgütlendiğini görün.

Saf olmayın. Ama saf olmamakla ahlâksız olmayı birbirine karıştırmayın.
Tabi ki akıllı olun, fakat zekânızı vicdanınızdan sakın ayırmayın.
Güçlü olun, fakat gücünüzü başkasını ezmek için kullanmayın.
Hırslı olun, fakat hırsınızın sizi kendinizden çalmasına izin vermeyin.

Çünkü mesele yalnızca “Ne olacağım?” değildir.
Daha önemli soru şudur: “Ne olarak ne olacağım?”
Hayatta bir gün kazanırsınız, bir gün kaybedersiniz.
Bir gün alkışlanırsınız, bir gün unutulursunuz.
Bir gün yükselirsiniz, bir gün düşersiniz.
Bunların hepsi hayatın geçici hesaplarıdır.

Asıl mesele, bütün bunların içinde kim olduğunuzdur.
Bu yüzden mağlûbiyetten korkmayın.
Haksızlığa uğradığınızda hınçla bilenmeyin.
Başkasının yükselişini kendi düşüşünüzün kanıtı da saymayın.

Sizlere kapı açmayanların kapısında ömür tüketmek yerine; öğrenin, çalışın, üretin, derinleşin ve kendi kapınızı açabilecek kadar güçlenin.
Ama bunu yaparken sakın kendinizden vazgeçmeyin.
Çünkü bazen insanın en büyük galibiyeti, kazanabileceği halde kendisini satmayı reddetmesidir.

Belki de asıl soru budur:
“Küçük"lerin galibiyeti mi, mağlûbiyetin asaleti mi?
Cevabı herkes kendi hayatında verecek.

Fakat unutmayalım:
Her kazanan galip değildir.
Her kaybeden mağlûp değildir.
Bazen insanın en büyük zaferi, kaybetmeyi göze alarak insan kalmasıdır.

Sakın bu sözlere; vasatların "züğürt tesellisi" demesine de fırsat vermeyin...

Rubil GÖKDEMİR
Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü

Yayın Tarihi
05.08.2026
Bu makale 168 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!