DERİN GÖZLEM

Mehter Karşısında Arkasını Dönenler Ve Hans’ın Dersi

Günlerden 23 Nisan…Büyük Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği gün “Çocukların bayramı, hepimizin bayramı…”

Kanla, şanla, şerefle yazılmış bir tarihin evlatlarına armağan edilmiş bir kutlu gün...
Geleceğin sahneye çıktığı, umutların alkışlandığı bir gün.

Gaziantep’te minik öğrenciler, büyük bir emekle hazırladıkları mehter gösterisini sergiliyorlar.
Üzerlerinde tarih kokan kıyafetler, dillerinde hasımlarını asırlardır titreten ses...

Ama o an yaşanan bir sahne, gösterinin masumiyetinin ve emeğinin önüne geçiyor.

Bazıları alkışlıyor…
Bazıları gururla izliyor…

Ama bazıları var ki…
yüzünü çeviriyor.


Bu bir refleks değil.
Bir anlık dalgınlık hiç değil.

Bu, bilinçli bir duruş.
Bir tercihin dışa vurumu.

Ve belki de en acısı…
kendi köklerine duyulan derin bir yabancılaşmanın fotoğrafı.


Bu manzarayı izleyince, yıllar önce bir tren yolculuğunda tanıştığım Alman turist aklıma geldi.

Kendince “demokrat”, “aydın” ve “eleştirel” biriydi.
Türkiye’yi uzun uzun eleştiriyor, hatta zaman zaman suçlamalara varan pervasız ifadeler kullanıyordu.

Sabırla dinledim.

Ülkemizin terörle mücadelesini, bu süreçte en büyük zararı yine bu topraklarda yaşayan insanların gördüğünü anlattım.


Ama bir noktadan sonra iş değişti…

Eleştiri, şanlı tarihimize uzandı.

İşte o an,
“Dur!” dedim.

Ve ona kendi tarihinden bir isim hatırlattım:
Adolf Hitler.

Dünyanın gördüğü en büyük insanlık suçlarından birinin, onun tarihinin içinden çıktığını söyledim.


Ne oldu biliyor musunuz?

Az önce “demokrat” ve “özgürlükçü” olan o adam bir anda ayağa kalktı.

“Sen benim tarihime, geçmişime ve atalarıma dil uzatamazsın!” diye haykırdı.


İşte mesele tam da burada…

Elin Hans’ı, o karanlık geçmişine rağmen kendi tarihine yönelik bir eleştiride bile refleks gösterirken…

Bizde, kendi tarihine mesafe koyan, hatta ondan utanan bir kesim var.


Bugün mehter marşları;
dünyanın en prestijli senfoni orkestralarında icra ediliyor, analiz ediliyor ve ayakta alkışlanıyor.

Ama bizde…

Kendi çocuklarının emeğine, kendi tarihinin sesine
yüzünü çevirenler çıkıyor.

Oysa müziğin evrensel birleştirici gücü ve saf tertemiz Türk Kültürünün öznelerinden bir şaheser söz konusuyken gündelik teferruat nedir ki?


Şimdi sormak lazım:

Bu tavır kime karşı?

Tarihe mi?
Emek veren çocuklara mı?
Yoksa bu milletin ortak hafızasına mı?


Eleştiri haktır.

Ama aşağılamak başka bir şeydir.
Mesafe koymak başka bir şeydir.

Ve en önemlisi…

Kendi öz yurdunda, kendi öz değerine parya muamelesi yapmaktır bu.
Bu, sadece bir tavır değil; bir kimlik kırılmasıdır.


Sen dönsen ne olur…
Dönmesen ne olur…

Dünya dönmeye devam ediyor.

Ama mesele bu değil…

Mesele, senin hangi tarafta durduğun değil;
hangi yüzle durabildiğin.

Not: Dünyadan ünlü senfoni orkestralarının icra ettiği Mehter marşı eserlerinden dinlemek için aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz. (Kulak ve yürek pasına iyi gelir)

https://www.youtube.com/watch?v=ilr7cwWRgu8&list=RDilr7cwWRgu8&start_radio=1

https://www.youtube.com/watch?v=uTCNcP5UVoU&list=RDuTCNcP5UVoU&start_radio=1

https://www.youtube.com/shorts/YVrxW7768MM 


Saygılarımla…
Vesselam.

Yayın Tarihi
26.04.2026
Bu makale 55 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!