CESUR KALEM

Meslek Odalarında Sessiz Kriz ve Yükselen Değişim Talebi

Kamu kurumu niteliğinde olan meslek odaları, belirli bir meslek grubuna ait bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu hem mesleğin gelişimini hem de üyelerinin haklarını korumayı amaçlayan kurumlardır.

Meslek odaları amacına uygun yönetildiğinde; demokratik temsilin sağlanmasında, mesleki standartların belirlenmesinde, üyelerin haklarının korunmasında, üyelerin eğitim ve gelişmesinin sağlanmasında, meslek etiğine aykırı davranışların denetlenmesinde, yani denetim ve disiplinin sağlanmasında önemli işlevler yürütmektedir.

Ayrıca kentin sorunlarını dile getirerek, çözümüne katkı sunmak gibi bir amaçları da vardır. Peki, Türkiye’de meslek odaları bu işlevlerini yerine getirebiliyor mu? Bu soruya maalesef “evet” diyemiyoruz. Çünkü oda başkanlarının uzun süre görevde kalmaları, bu yapıların etkinliğini azalttığı gibi şeffaflığı da ortadan kaldırmaktadır.

Uzun süre görevde kalan oda başkanları; kuruluşun dinamizmini zayıflatarak, yeni fikirlerin ve farklı bakış açılarının yönetime dahil olmasının önüne geçmektedir.  Onlar için tek bir amaç vardır: “Koltuğunu korumak!” Halbuki, “meslek odaları, değişen sektör dinamiklerine uyum sağlamak ve üyelerinin ihtiyaçlarına cevap verebilmek için yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç duymaktadır.”

Aynı ismin uzun süre yönetimde kalması, zamanla "kurumsal körlük" yaratmaktadır. Başka bir anlatımla, değişime ve gelişime direnç gösteren oda başkanının yaratıcı ve yenilikçi projeler üretme kapasitesi düşmektedir.

Uzun süreli başkanlıklar, demokratik temsil imkanını zayıflatmaktadır. Zira tekrar seçilmek isteyen başkan; aykırı fikirleri ortadan kaldırarak, gençlerin önünü kapattığı gibi, kendisine muhalefet edebilecek üyelere düşmanca bir yaklaşımla davranmaktadır.

Uzun süreli yönetimlerde; şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri zarar görmektedir. Başkan ve yönetimi, üyelerin haklarını korumak ve onların desteğini almak yerine, siyasi destek ve göz boyama işleri ile iştigal etmektedir.  “Ziyafet, ziyaret ve zarafet” işleri onun önceliğidir.

Bir diğer önemli sakınca ise liyakat ve fırsat eşitliği ilkesinin zedelenmesidir. Aynı kişilerin sürekli olarak görevde kalması, diğer üyelerin yönetime katılma motivasyonunu düşürmektedir.  “Aynı tas aynı hamam” zihniyeti…Bunun adına da “istikrar” denmektedir!

Oysa meslek odalarının başkan ve yönetiminin belirli aralıklarla el değiştirmesi, kurumsal hafızayı korurken aynı zamanda yeni yeteneklerin yetişmesine de olanak sağlamaktadır.

Meslek oda başkanlarının uzun süre görevde kalmaları, “yönetim körlüğü” olgusu yaratmaktadır. Bu durum, mevcut sorunların fark edilmesini zorlaştırmakta ve çözüm üretme kapasitesini sınırlamaktadır. “Her şeyi ben bilirim! Ne dersem o!” mantığı oda üyelerinin beklentileri ile yönetimin uygulamaları arasında bir kopukluk oluşturmaktadır.

Meslek oda başkanlarının görev sürelerinin belirli sınırlar içinde tutulması, kişilere değil kurallara dayalı bir yönetim anlayışının yerleşmesine katkı sağlamaktadır. Zira benlik duygusu hem katılımcılığı düşürmekte hem de kurumun meşruiyetini tartışılır hale getirmektedir.

Birçok esnaf, odaların kendilerini yeterince temsil etmediğini, güncel sorunlara çözüm üretmekte yetersiz kaldığını düşünmektedir. Özellikle genç esnaf ve kadınlarda bu algı daha da güçlüdür.  Zira hızla değişen iş dünyasında; esnafın daha dinamik ve yenilikçi olması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Dijitalleşme, bu dönüşüm ihtiyacını daha da görünür kılmaktadır. Geleneksel esnaflık anlayışı, hızlı karar alma ve etkili iletişim konusunda yetersiz kalmaktadır. Oysa günümüzde esnaf; bilgiye anında erişmek, katılımcı yönetim ve şeffaflık istemektedir. Statükocu başkanlar ve yönetimleri bu beklentileri karşılayamadıkları için esnaf ile BİRLİK kurumu arasındaki bağ giderek zayıflamaktadır.

Türkiye’de ekonomi iyi gitmediği için artan yaşam maliyetleri, iş güvencesizliği ve rekabet, esnafın beklentilerini değiştirmektedir. Artık esnaf; sadece mesleki dayanışma değil, aynı zamanda somut destek mekanizmalarının hayata geçirilmesini istemektedir.

Tüm bu gelişmeler, meslek odalarında bir dönüşümün gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.  Bu dönüşüm yalnızca yapısal değişikliklerle değil, aynı zamanda zihniyet değişimiyle mümkün olabilir. Statükocu ve geleneksel anlayış ne projeyi kavrayabilir ne de dijital dönüşümü.

Antalya Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (AESOB) 1 Mayıs 2026 günü yeni başkanını belirleyecek. Adaylardan biri mevcut Başkan Adlıhan Dere… Diğer aday ise, Antalya Şoförler Otomobilciler Kamyoncular ve Kamyonetçiler Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Mehmet Ali Alkan… Koltuğun gücü mü, yoksa tabanın sesi mi, sonucu belirleyecek?  Buna Antalya esnafı karar verecek?

Yazının Antalya bölümünü cuma günü değerlendireceğim. “Bir mektup yazacağım Hasan’a, Ha Hasan’a ha Esnafa…” Bakalım Antalya esnafı, değişim talebini doğru okuyacak mı?

Günün Sözü:Senin alın terinle senin verginle Karun gibi yaşayıp, “evliya” gibi konuşanları alkışladığın sürece ne sefaletin biter ne de köleliğin…”

Yayın Tarihi
21.04.2026
Bu makale 114 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!