İngiltere’de en ahlaklı adam kimdir diye bir yarışma yapmışlar. Kim kazanmış biliyor musunuz?: Hiç kimsenin bulunmadığı karanlık bir odada esnerken ağzını kapatan adam. Yani, hiç bir baskı ve korku altında kalmadan vicdanının sesine uyarak davranan kişi..

Roussau’ nun (1772- 1778) ahlak meselelerine ilişkin her olayda, aklı ön planda tutmaktan daha çok gönlü ve vicdanı kendisine kılavuz yaptığını burada söylemek mümkündür. Anlaşılan o ki, vicdan faydalı bir iş yapıldığında bizi sevindirirken, kötü bir şey yaptığımız zaman da bizi üzen, bizi hayra sevk eden ve kötülüklerden alıkoyan bir sestir. Şüphesiz vicdan tek başına doğruyu bulamaz. Mutlaka onun iyi yönde programlanması ve eğitilmesi gerekir. Aksi halde insan yapılan kötülükler karşısında vicdan azabı duymaz hale gelebilir. Vicdan bir bilgisayar programına benzetilebilir. Yani neye göre programlarsanız o yönde hareket eder. Dolayısıyla vicdan için, nasıl yapılacağını anlatan iç eğilim, yanlış yapmaktan koruyan, iç ölçü ve bekçidir denilebilir.( K. Ali Kahveci)  

Bu bana bir asır önce yaşamış Rablais’nin ( 16. Asır) bir sözünü hatırlattı. “Vicdansız bilim ruhun iflasıdır” diyor üstat. Bence sadece bilim mi? Vicdansız yapılan her iş ruhun iflası değil mi? Yukarıda vicdanın da eğitilmesi gerektiğini söylemiştik (kim eğitecek, nasıl eğitilecek o da ayrı bir sorun), ama akıl genellikle vicdanı aldatıyor. Birkaç örnek verelim:

  • Büyük masraflarla seçime giren milletvekili; zararını kapatmak için, aklın biraz çalabilirsin komutuna uyuyor.
  • Sivil hayatta çok para kazanan birisi belediye başkanı olunca maaşı az buluyor ve aklı; bu kadar özveriye karşı, biraz çalmanın suç sayılmayacağını düşünebiliyor.
  • Meclis üyesi ve imar komisyonu başkanı bir meslektaşımız; Bazı problemlerini çözdüğü, müellifi olduğu projelerden birer daire almayı anasının ak sütü gibi helal ve akıllıca bulabiliyor.
  • Bazı imar müdürleri de haktan gözükerek çok zor proje tasdik ediyor. Buna Karşılık Ortağı olduğu bir mimarlık bürosunun projelerini kolaylıkla geçirebiliyor. Bu da o büronun nerdeyse belediyeye sunulan tüm projelerini yapmalarına neden oluyor. Ahlaksızlık bunun neresinde? Rüşvet yok sadece emeklerinin parasını alıyorlar, alan razı satan razı, akıl böyle diyor!
  • Yolda para bulan birisi bu parayı, sahibine vereceğine veya polise teslim edeceğine, nasıl olsa bu çalıntı paradır o yiyeceğine ben yiyeyim diye akıl yürütebiliyor. Hatta hayır kurumlarına biraz yardım ederek vicdanını iyice rahatlatıyor! Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

E pekiyi, 18. Asırda Montesquieu’ nün “İnsanlar layik oldukları yöneticileri seçerler” sözünü ne yapacağız? İnsanların çoğunluğu ahlaksız olduğu için mi ahlaksızları iktidara getiriyor? Yoksa tersi, seçilecek ahlaksız adaylara ahlaksız olanlar mı oy veriyor?

Bunları bütün seçimlerde yaşıyoruz sanırım daha da çok yaşayacağız.

Yayın Tarihi
06.02.2022
Bu makale 807 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!