CESUR KALEM

Sorunlar Sarmalında Can Çekişen “Türk Tipi Özel Güvenlik Sistemi!”

Özel güvenlik sektörü; binlerce çalışanı, işletmeleri, turizm tesislerini, siteleri, hastaneleri, alışveriş merkezlerini, fabrikaları ve kamu kurumlarını koruyan önemli bir hizmet sektörüdür.

Özel güvenlik sektörü; binlerce çalışanı, işletmeleri, turizm tesislerini, siteleri, hastaneleri, alışveriş merkezlerini, fabrikaları ve kamu kurumlarını koruyan önemli bir hizmet sektörüdür. Bu sektörü ilk defa 1987-1990 yılları arasında “Güvenlik Ateşesi” olarak bulunduğum ABD’nin Şikago kentinde görmüş, ilgimi çektiği için de inceleme fırsatı bulmuştum. Yurda dönünce de “Güvenlik Hizmetlerinin Etkinliği Açısından Özel Güvenlik Sistemi” konulu doktora tezimle, bu alanda ilk doktora tezi yapan kişi oldum.

O günlerde kaynak eksikliği nedeni ile zor şartlarda hazırlanan tezim, çok fazla rağbet görmedi ve inandırıcı bulunmadı. “Güvenlik hizmetleri kamu hizmetidir, özelleştirilemez!” anlayışı yaygındı. Halbuki, ortada kamu yararı-özel yarar ayrımı vardı. Özel yararın olduğu yerde özel güvenlik tarafından emniyet sağlanabilirdi.

Aradan 14 yıl geçtikten sonra devletin aklına bu sistemin gerekliliği geldi. Kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyetteki özel güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin esas ve usulleri belirleyen, “Özel Güvenlik Yasası” olarak tanımlanan 5188 Sayılı Kanun,10.06.2004 tarihinde kabul edilerek yürürlüğe girdi. Bu yasa, tüm eksikliklerine rağmen ilk olması açısından önemliydi. Komisyon Başkanı Em. Vali Zekeriya Şarbak’ın bu yasanın hazırlanmasında emeği çoktur.

Ben de kendisine fikri anlamda destek oldum.

Özel Güvenlik Yasası, ne yazık ki, sektörel olarak geliştirilemedi. Her zaman olduğu gibi ortaya, “Türk Tipi Özel Güvenlik Sistemi” çıktı. ABD ve AB ülkelerinde başarı ile uygulanan sistem, ülkemizde içinde yıllardır biriken ve artık çözüm bekleyen önemli sorunları barındırmaktadır.

Özel güvenlikte sorun sadece personel bulmak değildir; nitelikli personeli, doğru ücretle, doğru eğitimle, doğru teknolojiyle ve sürdürülebilir bir hizmet modeliyle buluşturmaktır.” Başlıca sorunlar:

  • Güvenlik bir maliyet değil, sürdürülebilirliğin ve güvenli yaşamın temel şartıdır.” “Düşük ücret- Yüksek Sorumluluk” anlayışı sektörün gelişmesini engellemektedir.

Özel güvenlik çalışanları ciddi sorumluluklar üstlenirken ücretlerin çalışma koşulları ve yaşam maliyetleri karşısında yetersiz kalması sektörün önemli sorunlarından biridir. Bu nedenle “Özel Güvenlik Ücret ve Hizmet Standardı Çalışması” ivedilikle başlatılmalı, kamu ve özel sektör ihalelerinde personel maliyetlerinin gerçekçi hesaplanması ve çalışan emeğinin korunması için sektör raporu hazırlanarak ilgili kurumlara sunulmalıdır.

  • En ucuz ihale yerine kaliteli hizmet anlayışı esas olmalıdır. Güvenlik hizmetinin yalnızca fiyat üzerinden değerlendirilmesi hem şirketleri hem çalışanları hem de hizmet alan işletmeleri memnun etmemektedir. Ücretler istenilen seviyeye çıkarılınca, “Kaliteli Güvenlik Hizmeti Kriterleri” oluşturulabilir.

İhalelerde; personel niteliği, eğitim, deneyim, teknolojik altyapı, ekipman, çalışma koşulları, şirketin mali yeterliliği gibi kriterlerin birlikte değerlendirilmesi için ilgili kurumlarla çalışma yapılmalıdır.

  • Her sektöre ayrı “özel güvenlik modeli” ve “özel güvenlik eylem planı” hazırlanmalıdır. Ücretler de sektöre göre belirlenmediğinden özel güvenlik şirketleri ve personeli çeşitli sorunlar yaşamaktadır. İşveren düşük ücretle kaliteli personel istemektedir.

Örneğin; turizm, ticaret, sanayi, sağlık, eğitim, konut ve toplu yapılar alanlarındaki özel güvenlik ihtiyaçları ve fiyatlandırmalar ayrı ayrı analiz edilmelidir. Özellikle oteller, turizm tesisleri, etkinlik alanları ve yoğun ziyaretçi alanları için eğitim ve personel planlaması konusunda ortak standartlar geliştirilebilir.

  • Özel güvenlik şirketlerinin en önemli sorunlarından birisi de nitelikli personel sorunudur. Sektörün geleceği yalnızca daha fazla personel istihdam etmekle değil, daha nitelikli personel yetiştirmekle mümkündür. “Özel Güvenlik Akademisi / Sürekli Mesleki Eğitim Merkezi” kurulması için çalışma yapılmalıdır. Her önüne gelenin okul açtığı ve eğitim verdiği bir sistemde nitelikli personel yetişmez.

Eğitimlerin teorik olmaktan ziyade pratik olması gerekir. Eğitimler; kriz yönetimi, etkili iletişim, ilk yardım, yangın, kalabalık yönetimi, turizm güvenliği, teknoloji kullanımı, olay yönetimi gibi alanlarda çeşitlendirilmelidir.

  • Kamera sistemleri, yapay zekâ destekli görüntü analizi, alarm sistemleri ve erişim kontrol teknolojileri güvenlik sektörünü değiştirmektedir. Özel güvenlik şirketlerinin teknoloji firmalarıyla buluşturulması ve yeni nesil güvenlik teknolojilerinin tanıtılması için sektörel teknoloji buluşmaları düzenlenmelidir.
  • Özel güvenlik görevliliği geçici bir iş olarak değil, profesyonel bir meslek olarak ele alınmalıdır. “Özel Güvenlikte Kariyer Basamakları” modeli oluşturulabilir. Örneğin başarılı çalışanların; güvenlik görevlisi → ekip lideri → güvenlik amiri → güvenlik yöneticisi gibi kariyer yollarında ilerlemesi teşvik edilmelidir.
  • Sektör yalnızca çalışanlardan ibaret değildir. İşverenin de sorunları çözülmelidir. Güvenlik şirketleri de yüksek personel giderleri, SGK ve vergi yükleri, tahsilat sorunları, ekipman maliyetleri ve yoğun rekabetle karşı karşıyadır.
  • Kamu -Özel sektör koordinasyon eksikliği hizmetleri olumsuz etkilemektedir. Sektör temsilcileri, güvenlik şirketleri ve ilgili kamu kurumları belirli dönemlerde bir araya gelerek sektörde yaşanan sorunları ve uygulamadaki ihtiyaçları değerlendirmelidir.
  • Özel güvenlik birlik ve beraberlik içerisinde olmadığı ve haksız rekabet içerisine sokulduğundan Ticaret ve Sanayi Odaları’nda yeterince temsil edilmemektedir.  Yani karar alma süreçlerinde yeterince görünür olamamıştır. Bu nedenle ATSO bünyesinde “Özel Güvenlik Sektör Çalışma Grubu” oluşturulmalıdır.

Sonuç olarak; Özel güvenlik sektörünün sorunlarını yalnızca seçim döneminde konuşmak değil, seçimden sonra da sektörün yanında olmak gerekir. Seçilecek komitede yer alanlar; çalışanın hakkını, işverenin sürdürülebilirliğini, hizmet alan işletmenin güvenliğini ve her iki tarafın ekonomik çıkarlarını aynı anda gözeten bir anlayışla hareket etmelidir.

Çünkü güvenlik sektörü güçlü değilse, turizmden sanayiye, ticaretten konut yaşamına kadar birçok alanda güvenli ve sürdürülebilir bir ekonomik yapı oluşturmak mümkün değildir.

Yayın Tarihi
17.09.2026
Bu makale 202 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Arama Yap!