
Haim Nahum Efendi, Manisa’da doğan, Türkçe, İbranice, Fransızca, Arapça gibi dilleri çok iyi bilen, Lozan’da Türk heyetine danışmanlık yapmış, Jön Türkler hareketine katılmış, Yahudi bir hahamdır. Yahudiler onu “Hahamların En Diplomatı veya Diplomatların En Hahamı” diye tanımlar.
Haim Nahum Efendi, sadece Yahudi cemaatinin dini lideri olmakla kalmamış, Osmanlı devleti adına yabancı heyetlerle görüşme yürüten güvenilir bir diplomat kimliğine de sahip olmuştur.
Haim Nahum Efendi, Millî Mücadele esnasında Ankara Hükümeti yanlı bir tutum sergilemiş, yabancı basına verdiği bir demeçte; “Anadolu ve tüm Türk halkı Mustafa Kemal ile beraberdir” ifadelerini kullanmıştır.
1923 yılında, Mısır Hahambaşılığı görevini üstlenen Nahum Efendi, bir süre sonra Mısır parlamentosuna senatör olarak girmiş, 1960 yılında Mısır’da vefat etmiştir.
Peki, Haim Nahum Doktrini nedir? “Haim Nahum Doktrini, Haim Nahum'a atfedilen ve Türkiye'yi uzun vadede zayıflatmayı, Batı'ya bağımlı hale getirmeyi amaçladığı iddia edilen stratejiler bütünüdür.”
Haim Nahum’ un Osmanlı devletine diplomat olarak hizmet ettiği ve milli mücadele esnasında Ankara hükümetine destek verdiği bilinmesine rağmen, özellikle İslamcı çevrelerde bu desteğin aslında sinsi bir plan olduğu, devletin bu plan dahilinde adım adım ele geçirilerek zayıflatılmasının hedeflendiği iddia edilmiştir.
Acaba hangisi doğru? Bu konuda ne net bir bilgi ne de akademik bir çalışma bulunmaktadır. Ancak, özellikle merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın konuşmalarında adı sıkça dile getirilmesiyle geniş kitlelerce tanınmış ve komplo teorilerinin önemli bir aktörü olmuştur.
Peki, Doktrin ’in Temel İlkeleri Nelerdir? Türkleri yıkmak ve yok etmek için yapılması öngörülen işler:
- Ekonomik zayıflatma: Erbakan bu unsuru üzerine basa basa şu şekilde anlatırdı. “Aç bırak, işsiz bırak, borca esir et!” Türk milletini aç ve işsiz bırakarak ekonomik üretkenlikten uzaklaştırmak, borca esir etmek ve böylece kendine güveni olmayan bir toplum yaratmak.
- Eğitim Sistemini Zayıflatma: Türkiye'nin eğitim sistemini güçsüzleştirerek genç nesillerin bilimsel ve teknik alanda geri kalmasını sağlamak, uzun vadede gelişimini engellemek.
- Dini ve Milli Değerlerden Uzaklaştırma: Türk toplumunu dininden uzaklaştırmak, milli kimliğini ve kültürel değerlerini aşındırmak.
- Toplumsal Bölünme ve Çatışma: Toplum içinde ırk, tarikat, mezhep ve siyasi görüş ayrılıkları oluşturarak tahrik etmek, Türkiye'yi bölmek ve parçaları birbiriyle çatıştırmak.
- Dışa Bağımlılık: Türkiye'nin sanayileşmesini ve ekonomik bağımsızlığını kazanmasını engelleyerek dışa bağımlı bir ekonomi modeli oluşturularak, özellikle İsrail’e bağımlı hale getirmek.
Varsayılan ve rahmetli Erbakan’ın dilinden düşürmediği ve Siyonizm’in Türkiye üzerindeki hedeflerinin belirlendiği Haim Nahum Doktrininin şartları günümüzde oluşmuş mudur?
- Türk ekonomisi, alınan yanlış karar ve politikalar ile zayıflatılmış,
- İşsizlik ve yoksulluk artmış,
- Eğitim sistemi bozulmuş.
- Dini ve milli duygular bizzat bu fikirlerin temsilcileri vasıtası ile zayıflatılmış; genç nesiller arasında ateizm ve deizm artmış,
- Türk milletini bir arada tutan ortak değerler aşınmış, ulus devletin mevcudiyeti tehlikeye girmiş,
- Dışa bağımlılık ve borç altından kalkılamayacak hale getirilmiş,
- Ülkenin stratejik, hayati öneme haiz tesisleri, araziler, köprüler, yollar vs.; özelleştirme adı altında haraç mezat satılığa çıkarılmış, çoğu da satılmıştır.
Kısacası Haim Efendi’nin stratejisinin gereği adım adım yerine getirilmiştir. Hem çoğu Hoca’nın tedrisatından geçmiş, iktidarda olan talebeleri hem de kendisini milliyetçi olarak tanımlayan küçük ortak tarafından…Erbakan Hoca’nın kemiklerini sızlamadı mı?
***
Şeytan, atını mahmuzlamış giderken Don Kişot bağırdı;
– Bir dakika bekle!.. Sana son bir soru daha soracağım, ondan sonra ne cehenneme gidersen git.!
Şeytan, atının dizginlerini çekti;
– Sor bakalım,” dedi alaycı bir sesle, ama lafı uzatma, işim acele.
— Ormanda savaş naraları atanlar senin adamların mıydı?
– Elbette… Benim adamlarım çoktur!
– İyi ama Magripliler (Fas ve Cezayir bölgelerinde yaşayan Müslümanlar) gibi ‘Allah, Allah!’ diye bağırıyorlardı?
-Ne sandın ya!.. ‘Şeytan, Şeytan!’ diye mi bağıracaklardı? Bizim işimiz bu; Aldatmak, daima aldatmak!
İnandığı değerleri kullanarak halkı kandırmak çok kolay bir yol. Kimi Allah ile kimi Atatürk ile kimi milliyetçilik ile kimi eşitlik-özgürlük vaadiyle kimi de 1 koyup 3 alacaksın diye kandırıyor.
Uyan Ey Türk Milleti!