CESUR KALEM

Kirli Siyasetçinin Korktuğu Üç Şey: Siyasi Ahlak Yasası, İmar Rantının Denetlenmesi ve Şeffaflık

Demokrasi ve hukuk bakımından gelişmiş ülkelerde devlet yönetiminin kalitesi; yalnızca ekonomik göstergelerle değil, kamu kaynakların nasıl kullandığı ve yönetenlerin uygulamalarda şeffaf olup olmadıkları ile ölçülür.

Demokrasi ve hukuk bakımından gelişmiş ülkelerde devlet yönetiminin kalitesi; yalnızca ekonomik göstergelerle değil, kamu kaynakların nasıl kullandığı ve yönetenlerin uygulamalarda şeffaf olup olmadıkları ile ölçülür.

Siyasi ahlak yasası, imar rantı ve şeffaflık…Türkiye’de uzun yıllardır tartışılan üç temel konu olmasına rağmen, siyasi iktidarlar siyasal düzenin en hassas konuları olan bu alanları hep kendi tekellerine almışlardır.

Siyasi Ahlak Yasası Neden Önemlidir? Türkiye gibi ülkelerde denetlenme mekanizması yeterince işlemediğinden kamu gücünü elinde bulunduranlar, “güç zehirlenmesi” yaşar ve elindeki gücü; kişisel çıkar ilişkilerinde kolay bir şekilde kullanabilir. Montesquieu: “Politikada ahlak olmazsa, adalet güçlünün silahına dönüşür” der.  

Böyle bir yasa olmuş olsaydı; milletvekillerinin, belediye başkanlarının, bürokratların ve kamu görevlilerinin mal varlıklarının denetlenmesi, çıkar çatışmalarının önlenmesi ve kamu görevinden kişisel kazanç sağlanması en azından önleyici olabilirdi.

Türk siyaset alanında milletvekilleri ve belediye başkanları siyasi ilke ve ahlaki değerleri yok sayarak, kişisel çıkar veya haklarındaki soruşturmalar nedeni ile parti değiştirmede bir beis görmemiştir. Halbuki bu siyasetçiler, katıldıkları parti hakkında ağza alınmayacak hakaret ve eleştirilerde bulunmuşlardır.

Eski Başbakan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu siyasi ahlak yasası gündeme geldiğinde Erdoğan’ın: “Bu düzenlemeyi yaparsanız il, ilçe yönetecek başkan bulamazsınız Ahmet Bey” dediğini açıklamıştır. Maalesef Erdoğan’ın tespiti doğrudur. Türkiye’de siyaset, istisnaları bir kenara bırakacak olursak; siyasi ya da şahsi çıkar elde etme amacına yönelmiştir. Tacitus: Devlette ahlak bozulunca kanunlar çoğalır” der. İşte tam bu nedenle siyasi ahlak yasasına ihtiyaç vardır. Zira Türkiye’de siyasi ahlak iyice bozulmuştur.

Türkiye’de halkın siyasetçiye olan güveni azaldığı için alınan kararların doğru da olsa inandırıcılığı kalmamıştır. Verilen karar, kamu yararı için mi yoksa belirli çevrelerin çıkarı için midir?

Demokrasi yalnızca sandık değildir. Demokrasinin vazgeçilmez ilke ve değerleri vardır. Bunlardan birisi de “hesap verebilirliktir.” Gelişmiş demokrasilerde siyasetçilerin gelir kaynakları, yakın ilişkileri, kamu ihaleleriyle bağlantıları ve harcamaları ciddi biçimde denetlenir. Bunların kapalı kapılar ardından “adrese teslim” verilmesi kuşku yaratır. O nedenle halka açıklanmasında yani şeffaf olunmasında yarar vardır. T. Jefferson: Halka hesap vermekten korkan yönetim, halktan kopmaya başlamıştır” der.

Batı ülkelerinde bizdeki gibi kişilerin üstünlüğü yoktur, hukukun üstünlüğü vardır. “Acı yiyenin midesi ağrır.” Bunu bilen siyasetçiler, “yoğurdu üfleyerek yer.” Hukuk ne derse o yapılır. Şeffaflık; siyaset kurumunu da toplum nezdinde daha saygın hale getirir. Kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını bilmek veya sormak, vergi veren her vatandaşın hakkıdır. Bu hak yalnızca ekonomik değil, demokratik bir haktır. Zira temiz siyaset, dürüstlük, liyakat ve şeffaflık üzerine inşa edilir. Millete hizmet eden yönetim, kamu kaynaklarını nasıl harcadığını milletten niye saklasın?

“Yabancı yatırımcılar hukukun üstünlüğünün güçlü olduğu, ihalelerin adil yapıldığı ve kuralların kişilere göre değişmediği ülkelere yatırım yapmayı tercih eder. Bu nedenle şeffaflık yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın da anahtarıdır. “

Bir diğer konu da kentlerin sessiz talancısı olan imar rantıdır. Türkiye’de kazanılan servetin önemli bir kısmı, imar değişikliklerinden kaynaklanmaktadır. Bir arazinin tarım alanıyken bir anda yüksek katlı yapılaşmaya açılması, milyonlarca hatta milyarlarca liralık rant yaratabilmektedir. İmar adaleti olmayan yerde sosyal adalette olmamaktadır.

Deprem ve sel baskını riski taşıyan bölgelerde dahi bilimsel kriterler yerine ekonomik çıkarların öne çıkması, kentleri yaşanmaz hale getirmektedir. “Yeşil alanların azalması, altyapı sorunları, trafik yoğunluğu ve çarpık kentleşme büyük ölçüde bu anlayışın sonucudur.” Toprağı yalnızca kazanç kapısı gören zihniyet, çocuklarımızın ve torunlarımızın yarınlarını tüketmektedir.

Türkiye’de şehirler beton projeleri ile doludur. Kent planlaması yapılmadan, kamu yararı düşünülmeden yeşil alanlar, tarım arazileri, ormanlar talan edilmiş, bir gecede servetine servet katanlar olmuştur. İmar rantı bu yönü ile yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal bir sorundur.

SONUÇ OLARAK: Siyasi ahlak yasası, imar rantının denetlenmesi ve şeffaf yönetim anlayışı; demokratik hukuk anlayışı ile yönetilen devletlerde çok önemlidir. Zira siyasetçiye ve devlete olan güveni bu üç unsur güçlendirir.

“Biz seçim kazandık, her istediğimizi yaparız” anlayışı sakattır. Demokrasi yalnızca seçim kazanmakla sağlanamaz! Halkın emaneti olan gücü; dürüst, adil ve hesap verebilir biçimde kullanmak gerekir. “Çünkü devletin itibarı, yönetenlerin şeffaflığı kadar güçlüdür.”

Günün Sözü: “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz uzun adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”
Kızılderili Atasözü

Yayın Tarihi
08.06.2026
Bu makale 162 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!