Siyaset, toplumun genel yararına hizmet etmek amacı ile iktidar olmayı hedefler. Bu nedenle güvenlik, ekonomi, eğitim, sağlık ananında stratejiler ve kurallar belirler. Yani belirlenen alanlarda politika geliştirir.
Hiçbir parti, sürekli muhalefette kalmak amacı ile kurulmaz. Bunun istisnası; insanlar arasındaki ayrılıkları körükleyen, kimlik üzerine siyaset yapan bölücü ve bölgeci partiler (Ör. DEM) ile toplumun yararını değil, devleti esas alan kartel partileridir. (Ör. MHP)
Bir de parti üyelik tabanının genişlemesini önemsemeyen, belli bir kadronun yönetiminde olan kadro partileri vardır ki, bu tür partilere politik elitler hakimdir.
Tek bir soruna odaklanan (göç, kimlik, inanç, çevre) veya tek bir kişiye endeksli tek adam partileri ise iktidarı hedeflemekten öte kuruluş amacı olan konuya veya kişiye göre politik tavrını belirler. Onlar için iktidar hedef olmaktan ziyade toplumun dikkatini belirlenen konuya çekmektir.
Kitle partileri ise partinin amaç ve hedeflerini her kesime yayan, üye sayısını artırmaya çalışan, toplumu asgari müşterekte buluşturan oluşumlardır. Bu tür partilerde farklı kitleler, kendisini temsil imkânı da bulur. Zira diğer parti türlerine göre daha az merkeziyetçidir. Başkanlık sistemlerinde veya Türkiye’ye özgü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde, iktidara en yakın parti, kitle partileridir.
Bir önceki yazımda; Halkın iktidar partisi AKP’den sıdkını sıyırdığını, CHP’ye ise iktidarı verecek ölçüde güvenmediğini yazmış; “Halk Bir Rüzgâr Bekliyor!” demiştim.
Türkiye’de siyaset, iki kutuplu, dar alanda sıkışmış bir konumdadır. Siyasetin önünü açacak rüzgâr, millete hizmet edebilecek bilgi, deneyim ve beceriye sahip dürüst ve vatansever kadroların birleşmesi ile yakalanabilir. Bir hadiste ifade edildiği gibi, “ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır.
Birleşmenin partiler tarafından gerçekleşmesi, liderlerin kişisel hırs ve egoları nedeni ile zor görünüyor. Vatandaşların önceden ya da sandıkta birleşmesi halinde merkezde bir kitle partisi daha doğacak ve halk; iki kutba sıkışmaktan kurtulacaktır.
Siyasette belirleyici unsur; demokratik ve hukuki değerleri benimsemek, ülkesine ve milletine kayıtsız şartsız hizmet etmek ülküsü olmalıdır. Liyakat sahibi, çalışkan ve ülkenin kurucu değerlerine saygılı kadroların birleşmesi için;
DAHA NE KADAR BEKLENECEKTİR?
Siyaset boşluk kaldırmaz. Siz merkezdeki o boşluğu doldurmaz, kişisel hırs ve egolarınıza göre hareket ederseniz, birileri çıkar o boşluğu doldurur.
İYİ Parti, TBMM’de gurubu olması nedeni ile MERKEZ siyasette buluşulması gereken adrestir. Peki, İYİ Parti, mevcut hali ile bu yükü taşıyabilir mi?
İYİ Parti 4. Olağan Kongresini yaparak, kadrosunu kısmen de olsa yeniledi. Müsavat Dervişoğlu, bu kongrede liderliğini perçinlemiş görünüyor. “Terörsüz Türkiye sürecindeki net duruşu ve “Komisyon Ortak Raporu” üzerindeki söylemleri ile halkın önemli bir kesiminin beğenisini kazandı. Ancak İYİ PARTİ, iktidarı hedeflemeli, daha çok ekonomi konuşmalı, halkın sorunlarına çözüm önerisi getirecek proje ve programlara imza atmalıdır.
Ankara’da Müsavat Dervişoğlu’nun ve ekibinden bazı isimlerin, canını dişine takarak yaptığı mücadeleyi; taşra teşkilatları yeterince algılıyor ve halka yansıtıyor, diyebilir miyiz? Maalesef bu soruya “evet” diyemiyorum. Örneğin Yeni Teşkilat Başkanı, Denizli MV. Yasin Öztürk, il ilçe gezerek teşkilatların sorunlarını dinliyor ve teşkilatları toparlamaya çalışıyor. Bazı il ve ilçelerde bu heyecana katkı ve destek var mı? “Yok.”
Bir Parti iktidarı kendisine hedef koymuşsa, halka kendisini iyi anlatmalı ve teşkilatlarını ona göre oluşturmalıdır. Siyaset, adam kazanma sanatıdır. Eğer bazı teşkilatlar, kişisel ikbal ve beklentileri için var olan kadrolarını küstürüyor, kızdırıyor ve partiden ayrılmaları için çaba gösteriyor ise orada bir sıkıntı vardır ve beklenmeden neşter vurulmalıdır.
“Böyle siyaset olur mu?” denildiğinde cevap hazır: Vay efendim! “Demokratik İl ya da ilçe kongrelerinde delegelerin hür iradesi “ile seçilmişler! İl ve İlçe delegelerinin nasıl yazıldığını ve nasıl seçildiğinizi bir yazsam, dudak uçuklar! Gerekte yok zaten, herkes her şeyi biliyor!
Diyelim ki, seçildiniz; seçildiniz de ne yaptınız? Teşkilat Başkanı Yasin Bey gibi ilçe ilçe dolaşıp, teşkilatların derdini ve sorunlarını mı dinlediniz? Sahaya inip, kaç esnafın elini sıktınız? Kaç çarşı pazar gezdiniz? Fuar ve il tanıtım etkinliklerinde kaç tane stant kurdunuz? Basında gündem oluşturabiliyor musunuz? Halkın sorunlarını basın ve sosyal medya da ne ölçüde dillendiriyor, iktidarı ne kadar eleştiriyorsunuz? Sahi, şu proje ve eylem planınızı açıklayın da bir görelim!
Sosyal medyada; ziyaretçi ağırlamak, düğün ve cenazelere katılmaktan başka bir çalışmanızı göremiyoruz! Maşallah Ankara yolları ezberinizde… Fotoğraf karelerinde ise en öndesiniz. Siyaseti en iyi siz biliyor! Kendi ikbalinize giden yolları iyi döşüyorsunuz! Ayak oyunlarında ise mahir ve ustasınız! Kimse elinize su dökemez!
İYİ Parti’yi kimsenin tabela partisi gibi göstermeye hakkı yoktur. Parti binaları; çay ocağı, koltuk ve dedikodu... Koltuklar ise sıcak mı sıcak! Siyaset dedikodu kulübü ve koltuk muhafızlığı değildir. Rakip gördüklerini şeytanlaştırma hiç değildir. Hakkını verelim, “particilik oyunu” ve “dar alanda paslaşmalar” konusunda üstünüze yok!
Bu dava çay bardaklarının buharıyla ve sigara dumanıyla büyümez. Bu mücadele WhatsApp gruplarında kazanılmaz. Ya sahaya ineceksiniz ya da o koltukları boşaltacaksınız.
Kısaca İYİ Parti, teşkilat sorunlarını çözmeden çekim merkezi olamaz ve halkın güvenini kazanamaz. Taşrada halk, il ve ilçe yöneticilerine bakarak Parti’ye kıymet biçiyor.
Dost Acı Söyler.
“Bir Mektup Yazdım Hasan’a/ Ha Hasan’a Ha Sana.”