CESUR KALEM

Halk Bir Rüzgâr Bekliyor!

Bunca adaletsizliğe, hukuksuzluğa, enflasyona, yalan ve talana rağmen iktidar partisi AKP; anketlerde niye hâlâ başa güreşiyor? Liyakatsiz ve ehliyetsiz kadrolar ile kötü yönetilen bir ülkede; halkın gürül gürül muhalefetin kanalına akması gerekmez mi?

Kamuoyu araştırmaları CHP’nin AKP oylarının birkaç puan önünde olduğunu gösteriyor. Lakin bu oyların hepsi CHP’nin oyları değil. İktidara tepki oyları ekseriyetle CHP’ye yöneliyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde CHP, bu oy oranı ile seçimi kazanamaz. Zira MHP ve DEM oyları ile “Cumhur İttifakı” öne geçiyor.

Demokrasinin erdemlerinden birisi de iktidarın değişebilir olmasıdır. Türkiye 24 yıldır aynı iktidar tarafından yönetiliyor. İktidar son günlerde “yönetim körlüğü” nedeniyle şirazesini iyice yitirdi. Zira demokrasinin en önemli fonksiyonu olan “denetim ve denge” yok olduğu gibi kuralsızlık ve tek adam yönetimi; yanlış karar ve politikaları ile halkı hayatından bezdirdi.

İktidar partisi AKP’nin eskisi gibi oyları “çantada keklik görme” dönemi kapandı. AKP’nin oyları %30 seviyelerine kadar düştü. Buna rağmen ikinci parti olması… Ücretliler, emekliler ve esnaf kesiminden hala destek bulması sosyolojik açıdan incelenmesi gereken bir durumdur.

İktidar yanlısı seçmen aynı ekonomik sıkıntıları yaşıyor ama öfkesini iktidara ve Erdoğan’a yöneltmek yerine dış güçlere, bazı çıkar guruplarına ve CHP’ye bağlıyor. “Aya yol yapacağız” denilse inanmaya hazır bir kitle var. Bunda iktidarın basını ele geçirerek, büyük bir propaganda gücünü elde etmesinin büyük bir rolü var.

İktidardan kurtulmak isteyen ya da iktidar yanlısı tutumundan vazgeçerek değişim isteyen önemli bir kitle var. Bunların çoğu şimdilik kararsız. Kararsız seçmenin, seçimde CHP’ye oy vereceğini söylemek yanıltıcı olur. Çünkü CHP’nin ülkeyi daha iyi yöneteceğine dair bir inanç toplumda yerleşik değil.

CHP, kişiler üzerinde hamasi nutuklarla siyaset yapıyor. Bunun bir faydası olsaydı AKP ve Erdoğan’ın çoktan yıkılması gerekirdi. Normalde işçilerin, ücretlilerin, dar gelirlilerin ve ezilenlerin CHP’nin yanında olması gerekmez mi? Ama değiller.

Halk arasında söylenin ne olduğunu size aktarayım:

” Erdoğan ve AKP, ülkeyi kötü yönetiyor ama CHP gelirse daha kötü olacak.”

“Yiyorlar ama hizmet de ediyorlar.”

“CHP gelirse, ekonomi daha çok batar!”

“Tayyip Erdoğan’ın devlet tecrübesi var.  Özgür Özel devleti nasıl yönetecek?

“Elimizde olan da gider.”

“Yağmurdan kaçarken doluya mı tutulacağız?”

CHP yönetiminin “AKP’nin koynundaki DEM Parti’ye sürekli göz kırpması, zaman zaman göz kırpmaktan da öteye giden flörtleşmeleri” milli hassasiyetleri yüksek halkı endişelendiriyor. AKP’nin bile açıktan vaat edemediği bölücü tavizleri yüksek sesle dillendirmesi;

Atatürk’ün partisine yakışmıyor!

İktidardan halk bıktı ama bu haliyle CHP, kitlelerden gerekli desteği alamıyor. Kuru nutuklar, bağırıp, çağırmalar mavi yakalıların ilgisini çekmiyor. Halkın sorunlarına çare olabilecek projeler ve politikalar gerekli.  CHP, “ekonomi konuşan” bir parti olmadıkça iktidara gelemez.

Peki, Halk AKP’den bıktı ama CHP’ye de iktidarı teslim edecek ölçüde güvenmiyor. Ne olacak şimdi? Halk 3.yolun açılmasını bekliyor. Aksi halde kararsızlar mevcut kitle partilerine ehven-i şer yönelecek, “eski tas eski hamam” halkın çilesi sona ermeyecektir.

3. yol açılabilir mi? Zor ama imkânsız değildir. Yeter ki, kişisel ego ve hırslardan arınıp, ortak değerlerde uzlaşı sağlanabilsin. CHP dışındaki muhalefetin asıl sorunu paramparça bir görüntü sergilemesidir. Ülkeyi bu iktidardan, ekonomiyi iflastan kurtaracak bölük pörçük o kadar çok parti var ki; sonuçta birbirlerini tüketiyorlar. Halka umut olamıyorlar.

Ülkenin ortak değerleri ve kurucu değerleri ile bir sorunu olmayan, çoğunun söylemi ve eylemi üç aşağı dört yukarı aynı olan, milli ve manevi değerlere sahip, demokrat ve evrensel değerleri benimsemiş, sözde değil özde demokrasi ve hukuk sevdalısı, ne kadar kişi ve parti varsa bir çatı altında toplanarak 3. Yolu oluşturmalıdır.

Her parti şapkayı önüne koyup yeniden düşünmeli, “küçük olsun benim olsun” mantığından kurtulmalıdır. Üç koyun bile gütmekten aciz…Bilgi beceri ve donanımdan uzak kadrolar dinlenmeye alınarak yeni bir kadro hareketi ivedilikle başlatılmalıdır.

Tek adam rejiminden ve iki kutuplu dar alan siyasetinden kurtuluş yolu budur! Bir kitle partisine dönüşüm; bir çekim merkezi oluşturup, mutlaka bir sinerji yaratacaktır. En azından bir seçim ittifakı…

Bu konuda halkın talebi çok yoğun. Birliği ve bütünlüğü sağlayamayan, mesuliyetini yerine getiremeyen liderler ve partileri halktan geçer not alamayacak ve birileri bu boşluğu doldurmaya çalışacaktır.

Halk bir rüzgâr bekliyor!

Siyaset boşluk kaldırmaz.
Yayın Tarihi
21.02.2026
Bu makale 106 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!