Türkiye’de kararsız seçmen oranındaki artış ve merkez siyaset alanındaki boşluk; yalnızca seçmen davranışındaki geçici bir değişimi yansıtmamakta, aynı zamanda siyasal temsil ve güven krizini ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle seçmen, iktidarın icraat ve kararlarından memnun değil ama muhalefeti de güvenli bir liman olarak görmemektedir.
Temsili demokrasilerde siyasal partiler, seçim kazanabilmek için toplumun istek ve taleplerini dikkate almak zorundadır. Bu yaklaşım, merkez siyasetin demokratik sistemlerde neden stratejik öneme sahip olduğunu açıklamaktadır. Merkez seçmenin kararsız ve arayışta olduğunu gören Erdoğan; kutuplaşmayı artırarak, diğer partilerden transferler yaparak, rakip adaylar hakkında yargı sopasını kullanarak, yeni bir anayasa kabulü ile seçimi kazanmayı hedeflemektedir.
Günümüzde demokratik rejimlerin başarısı; güçlü bir merkez siyasetin var olmasına bağlıdır. Merkez siyasette; ideolojik uçlardan uzak, uzlaşmayı önceleyen, hukukun üstünlüğünü, ekonomik istikrarı ve demokratik kurumları esas alan yaklaşımlar öne çıkmaktadır. Türkiye’de iktidar, aşırı kutuplaşmaya yol açan stratejik adımlar attığı için demokratik istikrarsızlık ve ekonomik durgunluk kendini sürekli göstermektedir.
Türkiye’de klasik sağ-sol ayrımı artık anlamını yitirmiştir. Zira kavganın öznesinde; ekonomi, güvensizlik, kutuplaştırıcı siyasal söylemler, liyakat ve hukuk devleti tartışmaları, cumhuriyetin temel değerleri ile çatışma, genç seçmenin farklılaşan istek ve beklentileri vardır. Bugünün seçmeni slogan değil, bu konularda çözüm görmek istemektedir.
Son aylarda yayımlanan çeşitli kamuoyu araştırmalarında yapılan analizleri esas alacak olursak; CHP, %30-33, AKP; %29-32, DEM Parti; %8-10, MHP; %6-8, İYİ Parti; %5-7, Zafer Partisi; %4-6, Yeniden Refah Partisi; %3-5, Kararsızların ise %20-30 aralığında olduğunu gösteriyor.
Bu tablo, Türkiye'de seçmenin önemli bir bölümünün hâlâ ikna edilmeyi beklediğini göstermektedir. Kararsız seçmenlerin ortak beklentileri ise şu başlıklarda toplanmaktadır:
- Güven veren ve tutarlı bir siyaset dili,
- Ekonomik sorunlara uygulanabilir çözümler,
- Liyakat ve adalet anlayışının güçlendirilmesi,
- Yolsuzlukla etkin mücadele,
- Şeffaf ve hesap verebilir kamu yönetimi,
- Kutuplaştırıcı değil, birleştirici bir siyaset anlayışı
Seçimlerde sonuçları partilerin kemikleşmiş seçmenleri değil, sandığa gitme konusunda tereddüt eden ya da hangi partiye oy vereceğine henüz karar vermemiş milyonlarca kararsız seçmen belirlemektedir. Peki, “İktidardan Uzaklaşan Seçmen Neden Muhalefete Gitmiyor?”
Muhalefetin ortak ve uygulanabilir bir gelecek vizyonunu yeterince ortaya koyamaması, sürekli liderlik tartışmaları, güven sorunu, sürekli çatışma dili, seçmende oluşan "iktidar değişti diyelim ama bizim için ne değişecek?" endişesi; seçmeni “bekle- gör” noktasına getirmiştir.
Kararsız ve merkez seçmeni ikna etmek için diğer partilere göre İYİ Parti’nin önemli bir avantajı bulunmaktadır. Zira iktidar cephesinden kaçan oylar, CHP veya küçük- uç küçük partilere gitmekte zorlanmaktadır. İYİ Parti’nin hem Mecliste grubu olması hem Parti’nin kuruluş amacı hem de izlediği siyaset açısından bu potansiyeli, kalıcı desteğe dönüştürmesi elzemdir. Bunu başarabilmek için değişim, dönüşüm ve gelişim şarttır.
Sonuç olarak; Türkiye'de bugün seçimlerin gerçek galibi henüz belli değildir. Çünkü milyonlarca seçmen kararını vermemiştir. Bu seçmen kitlesi ne iktidara tamamen güvenmekte ne de muhalefeti yeterince ikna edici bulmaktadır.
Önümüzdeki seçimlerin kaderini ideolojik kutuplaşmadan çok; ekonomi, güven, liyakat ve umut belirleyecektir.
Siyasette artık en değerli şey slogan değil, güvenilirliktir. Merkez siyasete yakın kararsız seçmeni ikna edebilen siyasi hareket, Türkiye'nin geleceğini şekillendirme fırsatını da yakalayacaktır.
Bunun için;
- Güçlü bir ekonomi programı,
- Yerel teşkilatların güçlendirilmesi,
- Toplumun tüm kesimlerine hitap eden kapsayıcı bir siyaset dili,
- Güven veren kadrolar,
- Sürekli gündem belirleyen bütünleşik bir muhalefet anlayışı
- Demokrasi, hukuk ve adalet vurgusu,
- Gençlere ve kadınlara yönelik akıllı projeler,
Gerekir.
İktidar; algı yönetimi, manipülasyon ve iktidarın gücü ile yoluna kör topal devam ediyor. Üstelik elindeki gücü kullanarak hem partisini güçlendirme hem transferler hem de ana muhalefet CHP ve diğer partileri kendine göre parçalama çalışmalarını tam gaz yürütüyor. Muhalefetin gündemini de iktidar belirleyince, merkeze yakın kararsız seçmen hayalet gibi sessizliğini sürdürüyor.
Ama Nereye Kadar?
Önümüzdeki yazımda İYİ Parti’de teşkilatlardaki sorunları, oyunu beklendiği gibi artıramamasının nedenlerini ve merkez siyaset boşluğunu doldurabilmesi için yapılması gerekenleri yazacağım.
Bir mektup yazacağım Hasan’a/ Ha Hasan’a ha sana