Ticaret ve sanayi odalarında yapılan meslek komitesi seçimleri, çoğu zaman yalnızca “kim seçilecek?” sorusuna indirgeniyor. Oysa asıl sorulması gereken şudur: “Kim bizi gerçekten temsil edecek?”
Birilerini çeşitli nedenlerle komiteye seçmek kolaydır. Lakin seçtiğiniz kişinin sektörün sorunlarını bilmesi, üyeleri anlayabilmesi, mevzuata hâkim olması, çözüm üretebilmesi, gerektiğinde kurumlar karşısında sektörünü savunabilmesi gerekir. Bunları yapamayan bir kişiyi seçtiğinizde aslında bir makama tanıdığınız birini getirmiş olursunuz.
AMA TEMSİLCİNİZİ SEÇMİŞ OLMAZSINIZ.
Meslek komiteleri; sektörlerin sorunlarının tespit edildiği, çözüm önerilerinin geliştirildiği, üyelerin taleplerinin oda yönetimine ve gerektiğinde kamu otoritelerine taşındığı önemli temsil mekanizmalarıdır. Bu nedenle seçim yaparken isimlere, dostluklara ve yakınlıklara değil; bilgiye, beceriye, deneyime ve liyakate bakmak gerekir.
Meslek örgütlerinin organlarının seçiminde en önemli sorunlardan biri de liyakat yerine yakınlığın tercih edilmesidir. “Bizim arkadaşımızdır.” “Bizim gruptandır.” “Tanıdığımız insandır.” “Hatırı vardır.” “Bana iş bağlantısında emeği geçmiştir” vs. Bu gerekçelerin hiçbiri sektör yönetmek için yeterli değildir. Bunun adı bir nevi nepotizmdir, yani eş, dost ve akraba ilişkilerinin liyakatin önüne geçirilmesidir.
Ticarette şirketinizi yönetirken nasıl ehil insan arıyorsanız, sizi temsil edecek kişiyi seçerken de aynı hassasiyeti göstermelisiniz. Çünkü yanlış tercih sektörünüzün geleceğini etkiler.
Bir meslek komitesi üyesinde öncelikle şu dört özellik aranmalıdır: Sektörünü, mevzuatı ve sorunları bilmek. Bildiğini çözüme ve projeye dönüştürebilmek. Sorun karşısında ne yapılacağını ve hangi kapının nasıl açılacağını gösterebilmek. Görevi kişisel çıkar için değil, sektörün ortak yararı için kullanmak. İşte bu bört sihirli kelime: BİLGİ, BECERİ, DENEYİM, LİYAKAT…
Bunların yanına bir özellik daha ekleyelim: İLETİŞİM.
Üyesinin telefonuna cevap vermeyen, sorununu dinlemeyen, seçimden seçime ortaya çıkan bir temsil anlayışının sektöre sağlayabileceği katkı sınırlıdır. Temsilci, seçimden önce oy isteyen değil; seçimden sonra da üyelerinin yanında olan kişidir. Bu konuyu biraz daha açmak gerekirse;
Sandığa giderken kendinize birkaç basit soru sorun: “Bu kişi sektörümüzü biliyor mu?” “Bir sorunum olduğunda ulaşabilecek miyim?” “Proje üretebilir mi?” “Kurumlar karşısında bizi güçlü biçimde temsil edebilme bilgi ve deneyime sahip mi? “Kendi çıkarını mı, sektörün ortak çıkarını mı önceleyecek?”
Cevabınız olumluysa kim olduğuna, kimin arkadaşı olduğuna, hangi çevrenin desteklediğine bakmadan oyunuzu gönül rahatlığıyla verin.
Demokratik rekabetin en temel şartı özgür iradedir. İnsanlardan oy istemek doğaldır. Kendinizi anlatırsınız, projelerinizi ortaya koyarsınız, ikna etmeye çalışırsınız. Ama baskı kuramazsınız. “Bana oy vermedi” diye küsemezsiniz. Öfkelenemezsiniz. Ticari veya sosyal ilişkileri tehdit unsuru haline getiremezsiniz. İnsanları taraf olmaya zorlayamazsınız.
ÖZGÜR İRADEYLE VERİLEN OY KUTSALDIR.
Kimsenin başkasının iradesine ipotek koymaya hakkı yoktur. Haddi de değildir.
Meslek komitesi seçimleri dostlukların sınandığı bir mücadele değil, sektörün geleceğinin konuşulduğu bir rekabet olmalıdır.
Kazanan kişiler değil, sektör olsun. Kazanan gruplar değil, ortak akıl olsun. Kazanan makam hırsı değil, liyakat olsun. Ve sandığa giderken tek ölçümüz şu olsun: “Kim beni değil, bizi; kendi çevresini değil, sektörümüzü en iyi temsil edecek?” Cevabı kimse sizin adınıza vermesin.
KARAR SİZİN, OY SİZİN, İRADE SİZİN.
Norma Akademi Basın Yayın ve Yönetim Danışmanlık LTD ŞTİ. olarak 42. Gurupta KIRMIZI LİSTEDE yer alıyoruz. ATSO 42. Gurubu “Uzmanlaşmış Destek Hizmetleri” alanıdır. Oldukça karmaşık ve dağınık bir yapıda olan, belirli meslek guruplarının etkili olduğu, çok az sayıda üye ile temsil edildiği gurubumuz; bugüne kadar yeterince iyi temsil edilmemiştir.
Sektörün güçlü ve doğru temsil edilmesi; derin bir bilgi, saha tecrübesi, vizyon ve en önemlisi liyakat gerektirir. LİYAKAT YOKSA, TEMSİL YOKTUR: O nedenle ATSO seçimlerinde sandığa vicdanınızla gidin! Sahadaki sektörün gerçek sesini odaya taşıyan, sektörün tıkanan damarlarını açan, sorunları tespit edip çözüm üreten mekanizma meslek komiteleridir.
SONUÇ OLARAK: Sorunları dile getirmekten çekinen, sektörün yarınlarına dokunan tek bir proje dahi üretemeyen, dahası temsil ettiği üyelerle sağlıklı ve sürdürülebilir bir iletişim kuramayan isimleri o koltuklara oturtmak, sadece o kişilere verilen bir fırsat değil; tüm sektöre yapılmış büyük bir haksızlıktır. Sandık başına geçerken tek bir kıstasınız olsun: LİYAKAT.
Sektörünüze değer katacak, sesinizi gür çıkaracak ve vizyonuyla ön açacak kadrolara yetki verin. Sektörün geleceğini kişisel ilişkilere değil, liyakate emanet edin.
“Yerin mevkii oturandan gelir. Adam olan oturduğu sandalyeden şeref almaz, ona şeref verir. Adam vardır kırık sandalyede bir Fatih, bir Kanuni gibi oturur. Adam vardır en parlak sandalyede bir yığın saman gibi oturur.”
OSMAN BÖLÜKBAŞI