Türk mitolojinde Kızıl Elma, soyut bir idealdir, mefkûredir, ütopyadır. Örneğin, Ergenekon Destanı'nda Kızılelma, Ergenekon'dan çıkma ve eski yurda yeniden sahip olma idealidir. “Üzerinde düşünüldükçe uzaklaşan, ancak uzaklaştığı oranda cazibesi artan ülküler veya düşleri” simgeler.

Türk boylarında sancak, bayrak, alem ve tuğların üzerinde bir top (Kızıl Elma) görülüyor. Türk hakanları: “Gerekirse devlet ve gelecek uğruna Kafdağı’nın ötesine, Kızıl Elma’ya dek gideriz” dermiş. Böyle bir dağ var mıdır? “Kaf Dağı, hem efsanevi bir dağ olarak uzak ve ulaşılması imkânsız yerleri simge-ler hem de mecazi anlamda zor ve erişilmesi güç hedefleri ifade eder.”
Kızıl Elma, Türk cihan hâkimiyeti idealidir. Ör. Ziya Gökalp, Kızıl Elma’yı çökmekte ve dağılmakta olan Osmanlı Devleti yerine, bütün Türklerin bir araya gelerek kuracakları ve yüzyıllardır özlemini çektikleri “Turan” ülkesi olarak görür.
“Bin yıllık bir ülküdür
“Dillerdeki türküdür
Hakanların kürküdür
Kızıl Elma Ülkümüz,
Türkü söyler Türkümüz.”
Mensubu olduğum Oğuz Türkleri için Kızıl Elma; hangi yöne giderlerse gitsinler, hedeflerinin ve kazandıkları zaferin adıdır. Kızıl Elma ülküsünü benimseyen ve onu her fırsatta dillendiren Atatürk, Kızıl Elma’yı; “Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmak…” olarak tanımlamıştır. Yani Kızıl Elma; bilim ve teknolojinin ışığında ileri uygarlıklara ulaşmak olarak da idealize edilebilir.
“Oğuzlardan soy aldık
Kayılardan boy aldık
Atamızdan toy aldık
Kızıl Elma Ülkümüz
Türkü söyler Türkümüz.”
Mustafa Kemal Atatürk, 10.yıl nutkunda: “Türk Milleti'nin karakteri yüksektir. Türk Milleti çalışkandır. Türk Milleti zekidir. Çünkü Türk Milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir” diyerek Kızıl Elma’yı hem tarif etmiş hem de hedef göstermiştir.
Kızıl Elma’nın amacı, Türklük felsefesini yaymaktır. Başka bir ifadeyle, Türkleri ayakta tutan, motive eden ve canlılığını koruyan bir ülküdür, Kızıl Elma… “Millî Güç” üzerinden icra edilen eylem, yöntem, siyaset, strateji ve jeopolitiği anlatır.
Uğrunda bedel ödemeyi, hem de büyük bedel ödemeyi göze alan bir sevdanın adıdır, Kızıl Elma. Ziya Gökalp göre ise Türk milletinin dinî ve millî duygularının uyanması, millî heyecanın doruğa çıkması ülküsüdür. Kızıl Elma’nın temelinde; inançlar, değerler, kavramlar, idealler vardır.
Peki, günümüzde Türkler, “Kızıl Elma” idealinin peşinden koşuyor mu? Kızıl Elma, millet-devlet-ordu ve vatanın bütünleşik gücüne karşılık gelirken; Türk milliyetçiliğini ayakları altına alanlar, Türkçülüğü ırkçılık olarak görenler, TBMM’de oluşturulan komisyon raporunda, “Türk milleti” kavramı yerine Türk, Arap, Kürt ibaresini koyanlar ve bu rapora imza atanlar; fikri ve zikri ne olursa olsun Kızıl Elma ülküsüne yakın olabilir mi?
PKK ile ortak hareket etmenin ve Türk kavramına karşı durmanın, Kızıl Elma ülküsü ile bağdaşan yanı neresidir? Başka bir ifadeyle, Bugün Kızılelma ülküsünden dem vuranlar, Kızılelma'ya giden kutlu yolda milli birliğe ne denli sahip çıkmaktadır?
Lakin halkı etkilemek ve milliyetçilik damarını okşamak için Türk milliyetçilerinin bin yıllık ülküsü olan Kızıl Elma'yı, dillerine pelesenk etmekten de çekinmiyorlar. Tarihi dizilerde özellikle “Kızıl Elma…” temasını işletiyorlar. Demezler mi adama: “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…”

Bugün için Kızıl Elma; bir ve bütün olmamızdır. Ayrıştırıcı dili ve politikaları bir kenara bırakıp, birbirimize kenetlenmemiz, milli birliğimizi sağlamamızdır. Yarın Kızılelma; daha mutlu ve daha refah içinde halkını yaşatan, demokrasiyi ve hukuku içselleştiren daha güçlü bir Türkiye'dir. Bunun gerçekleşmesi için yüce bir ruha, onura, ahlaka ve inanca sahip olunmalıdır.
Hedefi olmayan ve gençlerine bu hedefi öğretmeyen milletler uzun vadede yok olmayı göze almalıdır. Arap ve Apo seviciliği yapanlar ya da selefi anlayışında olanlar Kızıl Elma’yı anlayamaz. Kızıl Elma, siyasi sığlığın, ucuz hesapların, tarihi sapıtmaların ve çıkarların içinde boğulmak değil, ülkesi ve devleti için büyük düşünebilmektir.