Siyasetin iktidar olmanın yanında halkın taleplerini karşılamak gibi bir sorumluluğu vardır. Siyaset, millete ve devlete hizmetin en önemli aracıdır. O nedenle siyasi kişilerin bilgili, becerikli, donanımlı, dürüst ve çalışkan olması öngörülür.
Mal mülk edinmek için siyaset yapılmaz, yapılmamalıdır. Ne yazık ki, günümüzde kamu malının adeta talan edilerek kişisel servet edinme aracı olarak kullanıldığını daha çok görür hale geldik. Belediyelerde, devlet kurumlarında, kamu şirketlerinde yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık almış başını gitmiş durumda. Halbuki devletin hazinesi, yönetenlerin keyfi harcamaları için açılmış bir sofra değildir.
Siyaset zenginleşme aracı yapan; yolsuzluğa bulaşmış, kul hakkı yiyen, adaletle hükmetmeyen, adil paylaşım yapmayan, halka yalan söyleyen, ilkesiz ve değersiz siyasetçi, bürokrat ve iş insanlarına eylem alanı açan liderler ile yolsuzluk iddialarıyla anılan siyasetçileri tekrar tekrar seçen bir toplumun da “masum” olduğu söylenemez.
“Layık olduğumuz şekilde yönetiliyoruz.”
Ya toplum? Onlar da yöneticiler kadar suçlu! Paranın, şöhretin, gücün, iltifatın, kariyerin, servetin, egonun ve popülerliğin peşinden o kadar hızlı koşuyor ki, yetişene aşk olsun!
Siyaset başta olmak üzere, toplumun tüm kesimleri hızla çürüyor! Biz oy verdik, görmezden geldik, hesap sormadık ve işte bugün geldiğimiz nokta bu. “Bize dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı ile sessiz kalan herkes suçludur. “SUSTUK ve SIRA BİZE GELDİ!”
Geçen hafta AK Parti Milletvekili MESTAN Özcan 500 bin lira ile geçinemediğini söyledi. “Aylık 500.000 TL gelirle siz yaşayın da göreyim” diye feryat etmesi, Türk milletini derinden yaraladı! Ve dramı herkesi ağlattı! Bir emekli olarak benim yüreğimi de dağladı. Edirne’de ise fakir vekile camide para toplandı! TBMM acilen toplanmalı ve milletvekili maaşlarına yeterli miktarda hatta %100 zam yapmalıdır!
El insaf!
Bu hafta ise CHP’den AK Parti'ye geçen Mersin Milletvekili Hasan Ufuk Çakır emeklilere: "20 bin TL maaşın üzerinde tepinip duruyorlar” diye fırça attı.
Ne diyelim, Sn. Vekil? “Emeklilerin hali vakti yerinde, istediklerini yiyor, istediklerini giyiyor. Hatta yabancı ülkelere tura çıkıp, dünyayı da geziyor” mu diyelim.
Lütfen aklımızla alay edilmesine müsaade etmeyin!
Çakır vekil, hızını alamamış olacak ki, “Sen İsviçre'de yaşamıyorsun. O tarafta Yunanistan, şurada Ermenistan var... İngiliz geldiğinde benim namusuma bakacak da senin namusuna bakmayacak mı?" dedi. Millet yoksulluk, yolsuzlukla mücadele edin! Hukuk ve adaleti esas alın!” derken, Bay siyasetçi; vatan-millet nutukları atıyor.
EDEP yahu!
Ne dediğini bilmeyen, basit mantık hataları yapan, halk ile empati kuramayan…Siyaseti, bağırmak ve çağırmak ya da hamasi nutuk atmak olarak gören, böyle hadsiz siyasetçileri milletvekili ya da belediye başkanı yapmamak gerekir. Şimdi diyecekler ki, “halk seçti!” Siyasi Partiler Kanunu ve lider sultası devam ettiği sürece buna inanmamızı kimse beklemesin.
Bu tip siyasetçiler en çok bulundukları partiye zarar vermektedir. İki vekil de AKP’nin içine el bombası attı! AKP’ye en fazla oyu veren kesim emeklilerdir.
Toplumun en gergin ve mağdur kesiminin damarına basılıyor! Bunun hesabını sandıkta çok acı bir şekilde göreceklerdir.
İktidarın küçük ortağı MHP Rize İl Başkanı Ali İhsan Aktaş: “Emekliyi yok sayarsanız, emekli de sandıkta sizi yok sayar. Anam bile bana: “Çözemezseniz sandıkta cevabını alırsınız” diyor.
“Sabır taşı çatladı” anlaşılan. Bu il başkanı da Bahçeli tarafından görevden alınırsa şaşırmam.
Askıda ekmek falan yetmez bizim emeklilere! “Askıda ahlak, askıda namus, askıda vicdan, askıda beyin” eksikliği olanlar alıp kullansın!” diyecekler yakında. O günlere doğru hızla ilerliyoruz.
Doğruya doğru, eğriye eğri deme cesaretini gösteremediğimiz, yanlış yapan seçtiklerimizden hesap soramadığımız için; sustuklarımız ve oy verdiklerimiz kadar suçluyuz.
Unutmayın ki, onlar vekilse biz de asılız.