Türkiye’de toplum düzeni çökmüş, siyaset pusulasını şaşırmış durumdadır. İktidarın ekonomik politikalarından, ülkenin geleceği ile ilgili aldığı kararlardan, siyasi anlayış ve ilkesizliğinden halk endişe duymaktadır.
Son seçimde AKP’ye tepki olarak CHP’ye yönelen seçmenin önemli bir kısmı, CHP yönetiminin beceriksizliğinden ve belediye hizmetlerinden memnun kalmamıştır. Özellikle “Terörsüz Türkiye” adı verilen süreçte CHP’nin Kürt meselesine bakışı yüzünden ciddi bir hayal kırıklığı yaşamaktadır.
CHP lideri Özgür Özel, Tayyip Erdoğan ve Bahçeli'nin Kürt meselesini siyasetin merkezine yerleştirme ısrarına alkış tutacak hale gelmiştir. Şu anda CHP’nin geldiği yer, ne yazık ki Atatürk’ün kurduğu partinin tarihiyle taban tabana zıt görünmektedir.
Muhalefetin amiral gemisi görünümünde olan CHP; iktidar cephesinin değirmenine su taşımakta, kendi içerisindeki istikrarsızlık ve ideolojik farklılıklar nedeni ile tüm olumlu şartlara rağmen beklenen atılımı yapamamaktadır. Bu durum kararsız seçmen sayısının artmasına neden olmaktadır.
Saha çalışması yapanlar bilirler! Halk, iktidardan hoşnut değildir ama muhalefete de güvenmemektedir. Sokaktaki vatandaş: “İktidar kötü ama düzeltecek muhalefet nerede? Yok birbirlerinden farkları” demektedir.
İktidar ve ana muhalefetin dar alanda paslaşmaları, halkın derdine deva olacak projeler ve sorunlara çözüm getirememeleri, öfkeli ve kirli siyaset; iki kutuplu siyasetin yeni limanlara açılması gereğini ortaya koymuştur.
Bugün Türk siyasetinde sadece iktidar krizi yoktur. Asıl kriz, halka güven vermeyen bir muhalefet anlayışının bulunmasıdır. Çünkü ortada seçmenin yöneleceği… Duruşu, teşkilatlanması ve liderlik anlayışı ile güçlü bir muhalefet yoktur.
İYİ Parti, 18 Ocak’ta 4. Olağan Kurultay’ına gidiyor. Genel kuruldan iktidarı hedefleyen güçlü bir irade çıkmadığı takdirde, İYİ Parti’nin mevcut haliyle başarılı olması hayalden öteye geçemeyecektir. Bu kurultay bir dönemeçtir. İYİ Parti ya savrulacak ya da yeniden dirilecektir.
Zafer Partisi, Kutlu Parti ve Anahtar Parti İYİ Parti’deki bölünmelerin eseridir. Hiçbiri merkez siyaseti onaracak ve iktidarı hedefleyecek konumda değildir. Birleşme sağlanamadığı halde “lider partileri” olarak kalmaya mahkumdur.
İYİ Parti cephesinde ise durum biraz farklıdır.
Müsavat Dervişoğlu'nun son günlerdeki ülkenin bekasını ilgilendiren tutarlı ve net söylemleri, vatandaşlar arasında beğenilmiş olsa da maalesef umut olarak görülmekten uzaktır.
İYİ Parti, lider partisi görünümünden kurtularak kadro hareketine dönüşmelidir. Zira parti içindeki dağınıklık ve bitmeyen iç hesaplaşmalar; Partiyi iktidar hedefinden uzak kılmaktadır.
İYİ Parti gerekirse yeni kadrolar ile takviye edilmelidir.
Bütün bu tabloya bakıldığında, ülkesine ve devletine bağlı seçmenin beklentisi nettir: Milletin ortak ilke ve değerlerinden buluşan, çalışkan ve dürüst kadroların, kişisel hırsları bir kenara bırakıp yeniden bir araya gelmesi ve parçalanmış bir muhalefet görüntüsünden kurtulmasıdır. “Bugün milliyetçi oyların üçe, beşe bölünmesi bir “fikir zenginliği” değildir. Bu, siyasi mühendisliğin klasik taktiğidir:
“Böl, parçala, yok et.”
Rahmetli Galip Erdem: Bizler davayı Ağrı Dağı'nın zirvesine çıkartacaktık. Yola koyulduk, bin zahmet, emekler, acılar çekerek tırmandık, Ağrı Dağı'nın zirvesine vardık. Zirveye vardığımızda sevincimiz sonsuzdu ama küçük bir noksanımız olduğunu fark ettik, davayı dağın eteklerinde unutmuştuk. Meğer biz davayı değil, kendimizi zirveye çıkarmıştık” diyor.
Parti liderleri kibir, ego ve benlikten kurtularak bir dava etrafında bütünleşmek ve milletin önüne tek bir vücut halinde çıkmak mecburiyetindedir.
Bir sözüm de il ve ilçe teşkilatlarına…Teşkilatlar artık seçmen nezdinde “muhalefet” değil, açıkça İl başkanlarının milletvekili olma arzularına aparat olarak görülmektedir. Bilgi beceri ve deneyimden uzak; iki kelimeyi bir araya getiremeyen, kritik eşiklerde iktidarın nefes borusu olan il veya ilçe yönetimleri; siyasi dengeyi değiştirmek bir yana, mevcut düzeni tahkim etmektedir. Bugün birçok il teşkilatı fiilen çalışmıyor.
Bu nedenle A dan Z ye değiştirilmelidir.
Sabahattin Ali çok güzel özetlemiş: Uğruna bir şeyler yaptığınız için pişman etmeyecek insanlar için çabalayın, sizin verdiğiniz bütün emekleri görmezden gelen insanlar için değil. Çünkü bir şeye boşa emek verdiğinin farkına varmak kadar kırıcı bir şey yok hayatta.......
Siyasette boşluk kabul etmez. Eğer bu boşluk İYİ Parti tarafından doldurulmazsa, kaybeden yalnızca İYİ Parti değil, ülke olacaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim” sözünü unutmayalım. Atatürk Türk milletini nasıl diriltmiş ve ayağa kaldırmışsa;
Onun evlatları bunu neden tekrar yapmasın?