CESUR KALEM

Yalanıyla Yaşayan, İftirasıyla Batar

Toplum içerisinde yıkıcı ve bozucu etkenlerin başında insanlara “iftira etmek” gelir. İftira; haksız suçlama ve karalama yoluyla insan itibar ve onurunun zedelenmesi demektir.  “İftira, insanın itibarı için acımasız bir düşmandır.” Temelinde kıskançlık, haset ve çıkarcılık yatar.

İftira, toplumun çürümesini ve yozlaşmasına neden olduğu için sağlıklı toplumun önündeki en büyük engellerden birisi olarak görülür. Sözlü veya yazılı olması hiç fark etmez. İki yol ile de yapılan iftira, bireylerin hayatlarını altüst etmektedir.

Gerçekle bir ilgisi olmadığı halde, bireylerin yalan ve uydurma iddialarla toplum önünde suçlu gösterilmesi, toplumdaki güven bağlarını yok eder. Aynı zamanda iftira; bireyler arasında samimiyet ve itimadı ortadan kaldırır.

Bazı dönemlerde toplumda iftiracı tipler türer. Dönemin hassasiyetini kullanarak elinde hiçbir somut delil olmadığı halde masum insanların zarar görmesine ve itibar kaybetmesine neden olur ki; bu kişilerin vicdanen vebali çok büyüktür.

İftira tüm kutsal metinlerde yasak olmasına, birçok düşünürün iftirayı ahlaksızlık olarak tanımlamasına rağmen iftira; özellikle demokrasi ve hukukun işlemediği, yöneticilerin yalan ve iftira ile ayakta kaldığı toplumlarda giderek artış göstermektedir. Zira “yalancının elindeki en büyük silah iftiradır.”

İftiranın başka iftiraları doğurduğu ve iftiracının cezasız kaldığı hatta rağbet gösterildiği toplumlarda iftira sonsuza dek yerleşir. Öyle bir an gelir ki, kanser hücresi gibi bünyeden atmak imkânsız hale gelir.

"İftiralara karşı dilsiz, suçlamalara karşı sabırlı olmak en erdemli yoldur" denilse de Shakespeare’in dediği gibi; “İftira erdemi bile sarartıp, soldurur.” İki eski polis memuru ve partisinden yaka paça atılmış bir eski ve milletvekilinin çeşitli saiklerle iftirasına uğramış ve aklanmış biri olarak Joseph Parker’ın şu sözünü hep söylemişimdir:

"Çamur atma; hedefini şaşırır, kirli ellerinle kalıverirsin."

İftiracı kimselerde yetersizlik ve aşağılık duygusu hâkimdir. Bunlar, kendi yetersizliklerinden kaynaklanan aşağılık duygusu ve kaygıdan kurtulmak için iftiraya başvururlar. Sadece iftiracılar mı Suçlu? İftirayı ilk başlatanların kötü niyetine ilaveten, yayılmasına sebep olanlar da en az onlar kadar suçlu ve zayıf karakterlerdir.

İnsanlar, birine çamur atmadan önce iyice düşünmelidir. “İftira, ne kadar hızlı yayılırsa yayılsın, er ya da geç sahibine geri döner.” Zira kirlenecek olan ilk önce onların iftira eden dilleri, yalan yanlış suçlamaları yazan elleri olacaktır. Birçok insan söylenen yalan ve iftiralarla işinden olmuş, toplumda ve aile çevresinde itibarı zedelenmiştir. Bu insanların ocaklarına ateş düşmüş, telafisi güç zararlar görmüşlerdir.

Peki, bir ömrü haksız yere karartmak hangi dinde vardır?

Bir hadiste İslam peygamberi şöyle buyuruyor: "Bir kimse, bir mümin hakkında olmayan bir şey söylerse, iftiraya uğrayan kimse, onu affedinceye kadar, Allah onu cehenneme sokar." Zira İftiraya maruz kalan kişi, özgüven kaybı, depresyon ve sosyal izolasyon yaşayabilir.

İnsanların birbirlerine yönelik iftiraları da Kur'an'a göre büyük günahlar arasında sayılmıştır: "Kim bir hata yapar veya kasıtlı günah işler de onu bir suçsuzun üzerine atarsa büyük bir bühtan ve apaçık bir günah yüklenmiş olur." (Nisâ, 4/112).

Üzülerek ifade etmeliyim ki, iftira ve yalan daha çok Müslüman ülkelerde görülmektedir. İftirayı en büyük günah sayan bir dinin mensupları neden sürekli yalan söyler, neden iftira atar?

Almanya’nın Berlin şehrine giden Mehmet Akif Ersoy’a döndüğünde soruyorlar, “Avrupa nasıl?” diye.  Akif, bu soru karşısında halen güncelliğini koruyan şu cevabı veriyor: “Ne olsun, gördüğüm kadarıyla işleri var dinimiz gibi, dinleri var işimiz gibi! Demek ki, yalan ve iftiranın din ile bir ilgisi yoktur, ahlak ile ilgilidir. Dinin içerisinde ahlakı çıkarın, din diye ortada bir şey kalmaz.

“İftira, yalnızca hedef aldığı kişiyi değil, bütün toplumu yaralar.”

Siyasi ya da kişisel çıkarları için hem iftira hem gıybet hem de kin ve nefret tohumlarını besleyerek toplumu bölenler; inanç ve ahlak bakımından yoksunluk içerisindedir.

“Yalanıyla yaşayan, iftirasıyla batar.”

“İftiranın psikolojik kökenlerinden bir diğeri de yıkıcı mahiyetteki öç alma arzusu olarak ortaya çıkan şiddetli öfkenin dışavurumudur.” Yeterince veri olmadan yapılan düşmanca yorum ve suçlamaların temelinde öfke ve düşmanlık duyguları vardır.

Masum ve dürüst insanları iftira ederek lekelemeye çalışanlar; kendi onurlarını da ayaklar altına alan karakter yoksunu kişilerdir. İftiraya uğramış ve iftiracıları hem yargı hem de toplum önünde rezil etmiş bir kardeşiniz olarak size bazı tavsiyelerim olacaktır.

  1. İftiraya uğradığınızda sakın telaşa kapılmayın. Zira “Güneş balçıkla sıvanmaz.” Gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkma gibi bir huyu vardır.  Rahat olun! Kontrolsüz tepki, size yanlış yaptırır.
  2. Hakkınızda yapılan iftirayı çürütecek deliller toplayın ki, iddiaları boşa düşürecek hamleler yapabilme cesaretiniz olsun.
  3. İftiralar karşısında sessiz kalmayın. İftira ciddi bir suçtur. Hukuki adımlarla kişilik haklarınızı koruyabilirsiniz.
  4. “Attan düşenin halini en iyi attan düşenler anlar.” Mutlaka hukuki ve psikolojik destek almaktan kaçınmayın.
Yayın Tarihi
18.01.2026
Bu makale 98 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!