CESUR KALEM

İç Cepheyi Tahkim Etmenin Yolu Adalet Refah ve Özgürlüklerden Geçer! (II)

İktidar, yaklaşık 24 yıldır Türkiye’yi yönetiyor. Böyle bir fırsat, Türk siyasi tarihinde hiçbir partiye ve siyasi kadroya nasip olmamıştı. AKP’nin bunca yıl iktidarını devam ettirmesinde en büyük pay; başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin yanlış karar ve stratejileridir.

Her şeyin bir sonu olduğu gibi AKP iktidarının da sonu yaklaşıyor. Çünkü yönetim körlüğü ve liyakate önem verilmemesi nedeni ile “gemi su almaya” başladı. Bir de halkta güven kaybeden Bahçeli’nin “dümen suyunda gidilmesi” AKP içinde de rahatsızlık yaratıyor.

AKP lideri ve CB Erdoğan, bunun farkında. Çünkü Erdoğan, toplumun nabzını yaptırdığı anket ve kamuoyu yoklamaları ile tutmasını bilen bir lider. Onun için iç cephenin tahkiminden bahsediyor. Bu söylem ile kaybettiği oylarını yeniden toparlamak istiyor.

İktidarın devamı için başvurulan stratejilerden birisi de “Yeni Anayasa” yapmaktır. AKP ve MHP’nin oyları değişiklik için yetmediğinden DEM gibi PKK’nın siyasi uzantısı bir partiye ihtiyaç duydular. Terörist başı Abdullah Öcalan aşkı ve Kürt sorunun çözümü birden akıllarına geldi. PKK’ya ve siyasi uzantısı DEM’ e şirin gözükmenin arkasında bu gerekçe yatıyor.

Gelişmiş ülkelerde anayasalar toplumsal mutabakat ile yapılır. Kısa, açık ve net ifadelerle yazılmış maddelerden oluşur. Temel hak ve özgürlükler Anayasa ile güvence altına alındığından, ihtiyaçlara ve şartlara göre anayasa değiştirilmez. Yasalar, ihtiyaca binaen anayasaya aykırı olmamak kaydı ile her an değişebilir. Muhalefet partilerine düşmanca yaklaşım ve sıkılı yumruklarla anayasa yapılmaz. İç cepheyi tahkim bu şekilde sağlanmaz.

İktidar cephesi sıkışınca, “Venezuela, “İÇ KALEYİ” kaybettiği için kolayca işgal edildi” diyor.  İç kalemizi tahkim etmek için, terörist başı ile müzakere çare midir? Venezuela’da iç cephenin çökmesi, muhaliflere hayat hakkı tanınmaması nedeni ile olmuştur.

İç cepheyi tahkim etmek istiyorsanız, aşağıdaki konuları gündeminize alarak, ivedilikle gerçekleştirin:

  • Yoksulluğu yenmiş, adalete güvenen, kurumları sağlam ve birbiriyle barışık, kaynaşmış bir “Türk milleti” oluşturmak,
  • Ülkede demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, ahlakı, liyakat ve dürüstlüğü esas alan bir yönetim sergilemek,  
  • Yoksulluk, yolsuzluk ve baskıcı yasaklar ile mücadele etmek…Hak, hukuk ve adaleti gözetmek,  
  • Cumhuriyetin temel değerlerini korumak, vatandaşlar arasında ayrımcılık yapmadan ortak ülkü ve değerler etrafında birleşmelerine ve uzlaşmalarına öncülük etmek…Her vatandaşı eşit yurttaşlar olarak görmek,
  • Halkı kutuplaştırmaktan sakınmak ve kutuplaştırıcı dili terk ederek, ‘İÇ CEPHEYİ’ adalet ve demokrasi ile güçlendirmek,
  •  Muhalif belediyelere başka, iktidar belediyelerine başka hukukun uygulanması ve yargının sopa olarak kullanılmasının önüne geçmek… “Adalet, bir gün herkese lazım olur” anlayışını esas almak,  

Aslına bakılırsa “Terörsüz Türkiye” adıyla yürütülen süreç; iç kaleyi tahkim etmeye ve iç cepheyi güçlendirmeye yaramamış, ortak değerlerde uzlaşma sağlanması gerekirken, ayrılıkları körüklemiştir. Örneğin, DEM’ in Nevruz mitinginde Abdullah Öcalan ve PKK bayrakları sallanırken, mitingde bir tek Türk bayrağı asılmamıştır.

Almanya’da ise PKK ve DEM yandaşlarının Nevruz kutlamalarında İsrail ve Netanyahu canavarını öven sloganlar atılmış, İsrail bayrakları sallandırılmıştır. Orada da bir tek Türk bayrağı yoktur. “İç Cepheyi Güçlendirmek” bu şekilde olur mu?  

Tekrar etmek gerekirse, iç cepheyi tahkim etmenin yolu; demokrasisi ve ekonomisi güçlü, kurumların ve kuralların işlediği bir ülke olmaktan geçmektedir. Zira Türkün sorunu neyse Kürdün sorunu da odur. Kürt kardeşlerimiz, bölünme ve ayrı bir devlet kurulması arzusunda değildir. Bunu isteyenler, barış ve özgürlük maskesi arkasına sığınmış, BOP senaryosunun kirli ve eli kanlı aktörleridir.

Baskı ve yasaklarla, korku iklimi yaratılarak İç kalenin tahkimini nasıl sağlayacaksınız? İç cephenin tahkimi; özgürlükler, adalet ve refah ile sağlanır.

Örneğin; ABD ve AB ülkelerinde vatandaşlar ve gazeteciler; hiçbir engel ile karşılaşmadan, herhangi bir korkuya kapılmadan Cumhurbaşkanı ve iktidarı eleştirebiliyor. Protesto hakkı şiddete bulaşmadığı sürece suç ya da ihanet olarak algılanmıyor. Habercilik yapan gazetecilerin; gözaltına alınma, tutuklanma ve mahkûm olma gibi bir dertleri yok.

ABD’de halk; İran saldırısı nedeni ile şarlatan Trump’a ateş püskürüyor, karikatür ve yapay zekâ marifeti ile en ağır eleştirilerde bulunabiliyor. Ama ABD, vatandaşlarına bu serbestliği sağladığı için İÇ CEPHESİ sağlam.

Ya bizde? Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, “Cumhurbaşkanına Hakaret ve Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma vs. gibi suçlarla insanların özgürlüğü kolayca kısıtlanabiliyor.

Hangi eylemlerin hangi suç kapsamında olduğu tanımlanmadan yapılan suçlamalar hukukun genel prensiplerine aykırıdır. Bu şekilde yapılan eylem ve uygulamalar iç cephenin tahkimini imkânsız hale getirmektedir.  Gerisi boş laftır, boşa kürek çekmektir.

Nokta.

Yayın Tarihi
07.04.2026
Bu makale 31 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!