YAŞAMAK ZAMANI

Kütüphane mi, Mescit mi?

“Kasabanın Işığı” adlı bir önceki söyleşi için görüş ve düşüncelerini yazmak lütfunda bulunan dostlarım oldu yine. Onlardan biri Sivas/Yıldızeli Pamukpınar Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenin oğlu olan, araştırma kitaplarıyla ünlü Sercan ÜNSAL…
Öyle dalmış ki yüzyıllar süren uykusuna,
Uyandırmazsan,
Uyanacak değil!
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

“Kasabanın Işığı” adlı bir önceki söyleşi için görüş ve düşüncelerini yazmak lütfunda bulunan dostlarım oldu yine. Onlardan biri Sivas/Yıldızeli Pamukpınar Köy Enstitüsü mezunu bir öğretmenin oğlu olan, araştırma kitaplarıyla ünlü Sercan ÜNSAL… Ne diyor bakalım, bu değerli yazarımız:

“Şinasi Tamer kitabı çalışmamın gerilimli son aşamasında ‘Kasabanın Işığı’ adlı söyleşinizle içimi ısıttınız. Var olun! Babam Niyazi Ünsal’ın Erzincan/Refahiye’deki köy çocukları için pansiyon kurma mücadelesinden şerbetli olduğum için ‘Kasabanın Işığı’ keyfimi yerine getirdi.

(Not aldım; edineceğim bu kitabı.)

Cumhuriyetimizi kökleştiren öğretmenlerimizin benzer mücadelesi elbette yurdun her yerinde var. Ancak bunlar bilinmiyor.  ‘Pamukpınar Köy Enstitüsü’ çalışmamda Divriği’de 200 kişilik öğrenci yurdu için Kaymakam Ömer İhsan Peköz’le omuz omuza vererek imeceyle yurt yapılmasına önder olan Abidin Çankaya (TÖS Abidin) var. Ben hem ‘Pamukpınar’ hem de ‘Kırsal Kalkınma’ çalışmalarımda yer verdim. Ayrıca birkaç dergide de yazdım. Sonunda oğlunu ikna ettim. Şimdi babasının hayatını yazıyor. İnşallah kitabını gönderme imkânım olur.

1971’de açılan ve vakıflara devredilen yurt 2000’li yıllara kadar devam ediyor. Sonra vakıflar kiraya veriyor. Geçen yıl otel olarak kiralandı. İşin ilginç yanı, yurt olarak kullanılmak kaydıyla vakıflara devredilen mülkü, öğretmenler dahi sahiplenmedi. Çok aydın geçinen Divriği‘de bile bu öğrenci yurdunun öyküsünü bilen yok.

Benzer şekilde İvrizli Ali Ünlüer’in Karaman’da 200 kişilik kız öğrenci yurdu öyküsünü ‘Kırsal Kalkınma’ kitabımda anlatmıştım. Karaman’da 20 yıl Kızılay Başkanlığı yapan Ali Öğretmen, kız öğrenci yurdunu Kızılay kanalıyla yaptığı için sorun yaşamamış. Kızı benim teşvikimle ‘Ali Ünlüer’ adlı kitapta yazdı. İlginç öyküler var. Yazınızda benzerlerini bulabildiğim için mutlu oldum.

Bu vesileyle sağlık dileklerimle saygılar sunarım.”

***
Ne güzel, ne güzel!..

“Bu iletide güzel olan nedir?” diye mi sordunuz?

Daha ne olsun! Araştırmacı yazarımız tanıklara ve belgelere dayanarak olumlu ve yürekli savaşımcılarımızı kitaplaştırması yetmiyormuş gibi, onların çocuklarını da babalarının örnek girişimlerini kitaplaştırmaları için teşvik ediyor. Nitekim biri kitaplaşmış bile. İkincisi de yolda… Dilerim, o da yakında gerçekleşsin de okur yazarlara ulaşsın!

Değerli Yerbilim Profesörlerimizden Ali Yılmaz, geçirdiği önemli bir rahatsızlıktan dolayı iyileşme döneminde. O nedenle kısaca yazmış görüşünü:

“Değerli Öğretmenim;

Halkımız, ulusumuz aslında değerbilir bir toplumdur. Ancak son yıllarda yaşanan olumsuz koşullar toplumu da yıprattı. Her şeyin yoluna girmesi dileğiyle saygılar, sevgiler sunuyorum.”

Sağ ol canım! Çok çok geçmiş olsun. Benden de kucak dolusu sevgiler!..

Başka iletiler de var ama hepsini birden vererek doldurmayayım bu söyleşiyi. Önümüzdeki haftaya ayırdım onları. “Kasabanın Işığı Öğretmen Sait Esircan” için öğrencileri ne yazmış?

Ona bakalım şimdi de:

Hayrabolu’nun Işığı Öğretmen Esircan 1987’de 70 yaşında göçüp gider öteki dünyaya. Ölümünden yaklaşık 30 yıl sonra öğrencilerinden Abdullah Damar ve Aytekin Erdem’in çabalarıyla “Kasabanın Işığı” adlı kitap yayımlanır. Bu yapıt, girişimci öğretmenimizin yakın arkadaşları ve öğrencilerinin anılarıyla dolu.

Hayrabolu Süne Un San. Yön. Kur. Başkanı Mahmut Süne’yi dinleyelim önce:

“Sait Bey müteşebbis (girişimci) bir insandı. İşi gereği herkesle görüşürdü. Kafasında oluşturduğu projeyi mutlaka sonuçlandırırdı. (…) Okula voleybol ve hentbol sahaları yaparak öğrencileri bu sporlara teşvik etmiştir.”

Öğrencilerinden Öğretmen Süleyman Işık’ı dinleyelim şimdi de:

“Sait Bey hizmet adamıydı. Karşılık beklemezdi hiç. Okul pansiyonunun onarım ve bakım işlerini hizmetlilerle birlikte kendisi yapardı. Okulun çatısına çıkıp tamirat yaptığına ve bahçe duvarlarını onarmasına şahit oldum. Okul bahçesinin temizliği gibi, fidan ve ağaçların bakımıyla da ilgilenirdi. Okulda tüm sınıfların matematik dersine giriyordu. Dersi çok güzel anlatırdı. Çok iyi bir  öğreticiydi.”

***

Şimdi de 2016’da Hayrabolu Belediye Başkanı olan Fehmi Altayoğlu’na kulak verelim:

“Hayrabolu Ortaokulu ve Hayrabolu Lisesinin kurucusu olan Sait ESİRCAN, kuşkusuz Hayrabolu için çok önemli bir değerdir. Adını taşıyan kütüphanenin yıkılmış olması, Hayrabolu Ortaokulu gibi Hayrabolu Lisesinin de kapatılmış olması çok önemli kayıplardır. Hayrabolu belediyesi olarak bu kayıplarla ilgili bir katkı ve etkimiz olmadığını belirtmek isterim.”

Sayın Başkan! Okulların kapatılması ve kütüphanenin yıkılması için bir katkı ve etkiniz olmadığını belirtiyorsunuz. Bu normal ve iyi de okulların kapatılmaması ve kütüphanenin yıkılmaması için niçin bir çabanız olmadı? Bu yanlışı önlemek için Hayrabolu halkını ayağa kaldırmanız gerekmez miydi?

***
Ortaokul ve lise kimin etki ve katkısıyla niçin kapatıldı; bilmiyorum.

“Pekiyi, Sait Ercan Kütüphanesi niçin yıkıldı?” diye sorarsanız, işte onun yanıtı:

Kütüphane neye yarar ki! Onu yıkıp yerine mescit yapmak için…

Şaka da yapmıyor, uydurmuyorum da. Girişimci ve yürekli eğitimcimizin oğlu Emekli Yönetici Mehmet Esircan şöyle açıklıyor bu gerçeği:

“Hayrabolu halkına burada bir sitemim var. Onu da dile getirmeden geçemeyeceğim. Büyük emekler verilerek Hayrabolu’da iş birliğinin güzel bir örneği olarak yapılan ve babamın adı verilen Sait Esircan Kütüphanesinin yıkılıp, yerine mescit yapılmasına Hayrabolu halkının güçlü bir şekilde itiraz etmemesi nedeniyle ailece büyük bir üzüntü duyuyoruz. Bunu yapanları da Allah nezdinde hiçbir zaman affetmeyeceğiz.

Yıllar sonra bu kitabın hazırlanması suretiyle, bize duygularımızı ifade etme fırsatı vermelerinden dolayı Abdullah Damar ve Aytekin Erdem’e çok teşekkür ediyoruz.

Saygı ve sevgilerimizle…  (Kasım 2015)” (*)

***
>Benden bu kadar!

Haydi, bundan sonra söz sizin…



(*) Kasabanın Işığı: Öğretmen Sait Esircan, 1917-1987 Hazırlayanlar: Abdullah Damar-Aytekin Erdem   Tekirdağ 2016, Baskı-Cilt: Hedef Grafik, E-Posta: abdullah.damar@hotmail.com 

Yayın Tarihi
26.09.2026
Bu makale 120 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Arama Yap!