Bu haftaki söyleşime Ankara/Hasanoğlan Atatürk Öğretmen Okulu mezunu emekli öğretmen Şaban Özmen’den gelen bir ileti ile başlamak istiyorum. Neler yazmış bakalım; sevgili kardeşimiz:
“Değerli Öğretmenim;
Haftalık yazılarınızı ve anılarınızı büyük bir zevkle okuyorum. Bugün benim de bir anım aklıma geldi. Paylaşmak istedim sizinle:
1965-1966 ders yılında Hasanoğlan’da 2/D sınıfındaydım. Türkçe dersimize siz giriyordunuz. Tüm arkadaşlarım sizi çık seviyor, dersinizi büyük bir ilgiyle izliyor ve çok yararlanıyorduk.
Bir gün dersimize girdiğinizde:
“Gençler, bu pazar sınıfça bir gezi yapmak ister misiniz?” diye sordunuz.
Hastaya çorba sorulur mu? Böyle güzel bir öneriye kim hayır der ki! “İsteriz!..” diye bağırdık hepimiz. Bunun üzerine Elmadağ ilçesinde bulunan Atabarut Ortaokulunu ziyarete gideceğimizi söylediniz. O okulun 2.sınıf Türkçe öğretmeni ve öğrencilerinin davetlisi olarak…
Giderken oradaki arkadaşlara bir hediye götürmemizin çok güzel olacağını belirtip, “Nasıl bir hediye olsun bu?” diye sordunuz.
Sınıfça tartıştık bu soruyu. Sonunda en güzel anlamlı ve yararlı bir hediyenin sınıfça hazırlayacağımız bir “DUVAR GAZETESİ” olacağına karar verdik. Ve hemen sıvadık kollarımızı.
Değişik konularda yazılar yazdık her birimiz. Sonra bunları okuyup değerlendirerek uygun bulduklarımızı seçtik. İyi de gazetenin adı ne olmalıydı? Bu soruyu da tartışıp değerlendirdik. Çoğunluk ÇAĞDAŞ” sözcüğünü seçmişti sanırım.
O Pazar hazırladığımız gazetemizi de alıp okul otobüsüyle Elmadağ’a doğru çıktık yola. İlk kez böyle bir gezi yapıyorduk. Heyecanlıydık hepimiz. Şarkılar, türküler, marşlar söyleyerek ulaştık Elmadağ’a. Otobüsümüz Atabarut Ortaokulunun önünde durunca indik hepimiz. Bir de baktık, karşımızda güler yüzlü okul müdürü ve öğretmenler önde, arkada öğrenciler… Kırk yıllık tanışıyormuşuz gibi karşıladılar bizi.
Şu anda gözümün önünde o manzara. Evet biz heyecanlıydık ama bizi karşılayanlar bizden daha heyecanlıydılar. Çok sıcak bir karşılama oldu. Kısa sürede kaynaştık. Biz de yabancılık çekmedik, sanırım onlar da…
Armağan duvar gazetemiz ÇAĞDAŞ’ı sınıflarının en güzel yerine astılar. En önemlisi de şuydu: Her ay bu gazetedeki yazıların yerine kendi yazacakları yazıları asacaklarını ve gazeteyi devam ettireceklerini söylediler.
Ne güzel bir gezi, ne güzel bir gündü! Hesapladım da şimdi, 60 yıl geçmiş aradan. Dile kolay, 60 yıl… Unutamadığım bir geziydi.
Saygılarımla…”
Şaban ÖZMEN, sabanozmen50@gmail.com
***
Doğrusunu söyleyeyim, ben unutmuştum; böyle bir gezi yaptığımızı. Daha önce gittiğim bir ilçe değildi Elmadağ. Okul müdürü ve öğretmenleri ile nerede tanıştım, nasıl tanıştım, böyle bir geziye nasıl karar verdim; anımsamıyorum şu an.
Acaba başka sınıfları da başka yerlere götürdüm mü ben Hasanoğlan’da? Okullara, müzelere, sergilere, tiyatro ve operaya?.. Dicle’de de yaptık mı ki bu tür yaramazlıklar!
Ya Kars/Arpaçay Ortaokulu, ya Keşan/Paşayiğit Ortaokulunda?..
İstanbul/Küçükköy Vefa Poyraz Lisesi, Şişli Lisesi, Bakırköy Merkez Lisesi… Bu okullarda çalışırken de benzer gezilere götürebilmiş miydim; sevgili öğrencilerimi?
Var mıdır onların da Şaban Özmen gibi unutamadıkları anıları?
Benim söyleyip yazmam önemli değil. Öğrencilerim vermeli, bu sorunun yanıtını.
Teşekkürler Şaban Özmen kardeşim. Çoktan unuttuğum bir günü yaşattın bana. Eline, diline, gönlüne sağlık!.. Mutlu ve huzurlu günler dilerim sana. Sürekli olarak yaşamaya karar verdiğin Ege denizi kıyısındaki Edremit’e bağlı o güzelim ALTINOLUK beldesinde.
Vefa Poyraz Lisesinden değerli öğretmen arkadaşım Rıza POLAT da yıllarca önce yaz kış oturmak için bu şirin beldeyi seçmişti. Bir oğlu Singapur’da, bir oğlu Avrupa’da ama o eşi Yıldız hanımla birlikte yaz kış Altınoluk’ta…
Sağlığın, huzurun, mutluluğun daim olsun; sevgili dostum benim!