YAŞAMAK ZAMANI

İki Güzel Örnek İnsan

Bu söyleşimde iki örnek insan tanıtmak isterim size. Diyarbakır’ın Kulp ilçesinden Raif Türk ile Mardin’in Mazıdağı ilçesinden Mehmet Tur… Yoksul birer köylü çocuğu ikisi de.

Bu söyleşimde iki örnek insan tanıtmak isterim size. Diyarbakır’ın Kulp ilçesinden Raif Türk ile Mardin’in Mazıdağı ilçesinden Mehmet Tur… Yoksul birer köylü çocuğu ikisi de.

İlkokuldan sonra okuyabilmeleri için tek şansları, İkinci Dünya Savaşı bütün hızıyla devam ederken 1944’te Ergani Tiren İstasyonu yakınındaki Hoşot denen düzlükte Dicle Köy Enstitüsü olarak kurulup 1954’te adı Dicle İlköğretmen Okulu olarak değiştirilen eğitim yuvasıdır.

1960’lı yıllarda bu okulda öğrencidir ikisi de. Bu yakışıklı gençlerin bir başka benzer yanı da Türkçe, edebiyat, müzik, resim ve sporu sevmeleri; cebir ve geometri ile bu derslerin Tanker lâkaplı öğretmeninden nefret etmeleriydi.

Öğretmenlik diploması vardı ama gerçek bir öğretmen değildi Tanker. Aynı onun gibi “Şaban” ya da “Şabanoğlu Şaban” lâkaplı olan da… Çünkü onlar 20’li yaşlara gelinceye dek öğretmen olmayı akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi.

1960’taki 27 Mayıs devriminden sonra Kara Harp Okulu Komutanı Kurmay Albay Talat Aydemir, görevli olduğu okulun subay adayı öğrencilerini arkasına takıp iki kez başarısız darbe girişiminde bulunur. (1962) İlkinde affedilirse de ikincisinde yargılanıp idam edilir. Darbe girişimine katılan öğrencilerin de okulla ilişiği kesilir.

Tanker ile Şabanoğlu Şaban onlardan ikisi işte! Öğrencileri acemi er gibi görürler hep. Suratları asıktır sürekli. Hiç güzel söz çıkmaz ağızlarından. Hiçbir öğrenciye soru sorma ve konuşma hakkı tanımazlar. “Dediğim dedik, çaldığım düdük” diyenlerden!.. Bir okulda onların benzeri biriyle bir yıl çalışmak zorunda kaldığım için iyi bilirim; o tür sözde öğretmenleri.

Millî Eğitim Bakanlığı hangi akla hizmet ederek öğretmen okullarına atar öylelerini? Yalnız onları mı!.. Ya şu müdüre ne dersiniz? Gelin, yakından tanıyalım onu da:

Gaziantep’in düşman işgalinden kurtuluşunu anlatan bir piyes hazırlanır Dicle’de. Mehmet Tur kurtuluşun önder kahramanı Şahin Bey rolündedir. Şahin Beyin sevgilisi rolünde de okulun gözde öğrencisi müdürün kızı…  Oyun kurtuluş gününde Gaziantep’te sahnelenir.

Şahin Bey’in sevgilisi rolündeki müdürün kızı, zafer kazanıp düşmanı yenen sevgilisini sevinçle karşılayıp kucaklar. Şahin Bey rolündeki Mehmet Tur da sevgilisini yanağından öper. Doğru ve normal bir davranıştır bu, değil mi? Böyle bir zamanda sevgililer birbirini öpmeyecek de ne zaman öpecek!

Seyirciler sahnelenen bu oyunu ve oyuncuları çılgınca alkışlar. Bir kişi hariç… Kim olabilir o sizce? Evet tahmin ettiğiniz gibi okul müdürüdür o!

Piyesten sonra o müdür oyunun baş aktörü öğrencisi Mehmet Tur’u kutlayıp alnından öpeceğine yanağına okkalı bir şamar indirir.

Herkesin takdir ve ödül anlayışı ne kadar farklı, değil mi!

Böyle biri bir eğitim yuvasının müdürü olabilir mi? Ne yazık ki olabilmiş!

Onu da -aynen Tanker ve Şabanoğlu Şaban gibi- bu okula müdür olarak atayan aynı Millî Eğitim Bakanlığı değil mi?

Böylesi bir yavan müdürün lâkabı neydi acaba!

Raif Türk dördüncü, Mehmet Tur beşinci sınıftayken o iki sözde öğretmen ve bu yavan müdür yüzünden iki yıl üst üste sınıfta kalarak belge alıp ayrılmak zorunda kalırlar; çok sevdikleri okullarından. Ancak onlar çok sevdikleri öğretmenlik mesleğini elde edememeyi bir felâket olarak kabul etmek yerine daha çok çalışıp didinerek başka alanlarda başarılı olurlar.

Mehmet Tur liseye devam edip bitirir. Sonra da Maliye Yüksek Okulunu…  Öğretmenlik içinde ukte olarak kalır ama başarılı bir maliyeci olur.

Şimdi Sıra Raif Türk’te:

1949 doğumlu Türk, Türkçeyi ve okuyup yazmayı köyündeki ilkokulda öğrenir. Dördüncü sınıftayken bir rahatsızlıktan dolayı uzun süre okula gidemediği için sınıfta kalır. İlkokulu bitirince köyde üç yıl ailesinin işlerine yardımcı olur. Benzer işler yaradılışına uygun değildir. O nedenle okuma olanaklarını araştırır. Dicle İlköğretmen Okulu sınavlarına girip kazanır.

Dördüncü sınıfa kadar takıntısız geçer. Öğretmenlerin gözde öğrencilerindendir. Dördüncü sınıfta cebir ve geometri derslerine Tanker girmesin mi? Bu efemsi öğretmeni de sevemez; dolayısıyla derslerini de… “Ben seni bu okuldan mezun etmem.” diyen Tanker yüzünden iki yıl üst üste sınıfta kalıp atılır okuldan.

Artık öğrenci değildir Raif Türk. Ancak yeni bir hedef belirleyememiştir henüz. İşte bu sıralarda 12 Mart 1971 sonrası polisçe aranan biri, birkaç gün Raif’in evinde kalır.  Yakalanınca nerede saklandığını itiraf eder. Bunun üzerine yakalanan Raif, örgüt üyeliği suçlamasıyla hapse atılır.

Yaklaşık üç yıl sonra 1974 affıyla serbest bırakılır. İlk iş olarak dışarıdan bitirme sınavlarına girerek Dicle İlköğretmen Okulu diploması alır. Hapiste rahatsızlandığı için bir yıl tedavi görür. Sağlığına yeniden kavuşunca gazeteciliğe başlar. Ses getiren haberler yapması üzerine önce Diyarbakır Anadolu Ajansı muhabiri, sonra da bölge müdürü olarak atanır. Ancak bir süre sonra ayağını kaydırma oyunlarına canı sıkılıp istifa eder.

Ancak boş durmayı sevmez o. Memleketi Kulp ilçesi dağlarında maden aramaya başlar. Araştırması sonunda krom madeni işletmek için sıvar kolları. Bu işte başarı kazanıp yoğun çalışmaya başladığı sırada dünya piyasalarında krom madeni değer kaybetmesin mi? Pes etmeyip krom işini bırakarak mermerciliğe yönelir. İşler iyi giderken, yörede terör eylemlerinin kızışması üzerine Kulp’tan ayrılıp bu kez Diyarbakır’a daha yakın olan Hazro ilçesi dağlarında dener şansını.

Madencilik konusunda deney kazanmış biri olarak yılmadan çalışır. Hazro, Hani, Adıyaman, Kulp, Samsun/Vezirköprü ve Sivas’ta bulup çıkardığı mermerler dünya piyasalarında arananlar arasına girer. Ve 1997’de Diyarbakır Sanayi Bölgesinde “Dimer Mermer”in ilk fabrikasını açar. Kısa zamanda 20’den fazla mermer fabrikası olur. Mermer ocaklarında 5 binden fazla, Dimer Grup şirketlerinde de yaklaşık 2 bin çalışanı vardır artık.

1995’te “Orient Pink” tescillenip Diyarbakır’ın ilk mermer markası olur.  Kendisini çok sevdiği öğretmenlikten alıkoyan Cebirci Tanker ile Şabanoğlu Şaban’ı hiç affetmez. Onları ve onlar gibi düşünenleri utandırmak için var gücüyle çalışır. Dicle Köy Enstitüsü ve Dicle İlköğretmen Okuluyla övünç duyar hep.

Diyarbakır’ın merkez ilçesi Bağlar’da 13 Eylül 2022’de kendi adını verdiği 42 derslikli Raif Türk İlkokulunun açılışını yapar. Eşi Yıldız Hanım da bu eğitim yuvasında çalışanların çocukları için Raif Türk Anaokulu ve Kreşini yaptırır. Bu ilkokulda şu anda 2 binden fazla öğrenci eğitim görmektedir.

Daha nice hizmetler yapmayı düşünürken arkasında güzel anılar bırakarak ansızın 20 Ekim 2023’te ayrılır bu dünyadan.  Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesindeki ana caddeye Raif Türk Caddesi ve İzmir Fuar binasının önündeki alana da Raif Türk Meydanı adı verilir. (*)

Dicle kökenli yazar ve şair dostum Mehmet Nuri Aslan’dan da çok güzel anılar dinledim; çok sevdiği arkadaşı ve dostu Raif Türk hakkında.

Hepimiz bir gün çekip gideceğiz elbet. Gideceğiz de…

Değerli girişimcimiz Raif Türk gibi arkamızda güzel anılar bırakmak nasip olsun bizlere de!

-------------------------------------------------------------------

(*) DİCLE AYDINLIĞI (Tanıklıklarla Köy Enstitüsünden İlköğretmen Okuluna)

Prof. Dr. Kemal Kocabaş, Nisan 2026, Bassaray Yayınları, Bornova/İzmir, (0232) 457 71 48

NOT: Söyleşimizde yer alan bilgiler, Dicle Aydınlığı adlı eserde yer alan Raif Türk’ün Dicle kökenli coğrafya öğretmeni kardeşi Refik Türk’ün “Raif Türk ve Dicle’nin ‘Başarısız’ Öğrencilerinin Başarı Hikâyeleri” başlıklı yazısı ile Mehmet Tur’un aynı kitapta yer alan sorulara verdiği yanıtlardan yararlanılarak harman edildi.

Yayın Tarihi
02.05.2026
Bu makale 90 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!