Eflatun, Fârâbî ve Yusuf Has Hâcib’in ortak sorusu
Muharrem Yellice
MUTLAK İYİ’DEN TÖREYE: DEVLET, KANUN VE İKTİDAR • 4/4
Eflatun’un Mutlak İyi ve Kanunlar anlayışı, Fârâbî’nin erdemli devlet başkanı düşüncesi ve Yusuf Has Hâcib’in doğru töre ilkesi ilk bakışta farklı temellere dayanır. Buna rağmen üçü de devlet yönetiminde bilgi, adalet ve ahlaki sorumluluğu önemser. Yazı dizisinin bu son bölümünde, bu yaklaşımların halkın siyasal konumu ve iktidarın denetlenmesi meselesinde nerede birleştiğini, nerede ayrıldığını ele alıyoruz.
Demokrasi ve Halkın Siyasal Konumu
Eflatun, Fârâbî ve Yusuf Has Hâcib'in devlet anlayışlarının ortak sınırlamalarından biri, siyasal yönetimin halkın eşit katılımına dayanan demokratik bir düzene dönüşmemesidir.
Eflatun, demokrasiyi eleştirmiş; halkın doğru siyasal kararlar alabilmesi için bilgi ve erdem gerektiğini savunmuştur.
Ancak Kanunlar'da bazı devlet görevlerinin seçim veya kura yoluyla belirlenmesini kabul ederek karma bir siyasal düzen üzerinde durmuştur.
Fârâbî'de devletin amacı, insanların gerçek mutluluğa ulaşmasını sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirecek yönetimin başında üstün bilgi ve ahlaki niteliklere sahip kişilerin bulunması beklenmektedir.
Yusuf Has Hâcib'de ise halkın hükümdar üzerindeki hakları bulunmasına rağmen hükümdarın halk tarafından seçilmesi veya siyasal kararların halkın eşit katılımıyla alınması yönünde bir demokratik sistem tasarlanmamıştır.
Kutadgu Bilig'in 5579–5583. beyitlerinde halkın hükümdara karşı itaat ve bağlılık yükümlülükleri de belirtilmektedir.
Dolayısıyla eserde halkın hakları ile hükümdarın otoritesi arasında bir karşılıklılık bulunmakla birlikte bu ilişki demokratik yurttaşlık esasına dayanmamaktadır.
Bu bakımdan üç düşünürün de ideal devlet anlayışında halkın mutluluğu ve toplumun düzeni önemlidir; fakat siyasal egemenliğin kaynağı halkın eşit iradesi olarak tanımlanmamıştır.
Bilge Hükümdarın Sınırı Nerede Başlar?
Üç düşünürün görüşleri birlikte değerlendirildiğinde ortak bir sorun ortaya çıkmaktadır.
Devlet yönetiminde akıl, bilgi, adalet ve ahlakın gerekli olduğu kabul edilmektedir.
Ancak bunların varlığı tek başına siyasal iktidarın kötüye kullanılmasını önlemeye yeterli midir?
Eflatun'un filozof-kralı, hakikati kavradığı varsayılan bir yöneticidir.
Fârâbî'nin erdemli devlet başkanı, felsefî bilgiyle ahlaki ve dinî rehberliği birleştirmektedir.
Yusuf Has Hâcib'in hükümdarı ise kut sahibi olmalı, doğru töreyi uygulamalı ve halkın haklarını korumalıdır.
Fakat üç düşünürün eserlerinde de ideal yöneticinin görevlerini yerine getirmemesi durumunda onu sınırlayacak bağımsız denetim mekanizmaları çağdaş anlamda bütünüyle ortaya konulmamıştır.
Bu mesele siyaset felsefesi bakımından önemlidir.
Çünkü erdemli bir hükümdarın ardından erdemsiz bir hükümdar gelebilir. Bilgili bir yönetici yanılabilir. Doğru kararlar verdiği kabul edilen siyasal otorite zamanla keyfî davranabilir.
Bu nedenle iyi yönetimle iyi bir devlet düzeni arasındaki farkı açıklamak gerekir.
İyi yönetim, yöneticinin bilgisi, ahlakı ve yetenekleriyle ilişkilidir.
İyi bir devlet düzeni ise bu niteliklerin yanında hukuk kurallarının sürekliliğini, yönetimin denetlenmesini ve keyfî iktidarın önlenmesini de gerektirir.
Eflatun'un Kanunlar'da yöneticilerin kanuna bağlı olması üzerinde durması, bu sorunun antik siyaset düşüncesinde de fark edildiğini göstermektedir.
Yusuf Has Hâcib'in hükümdarı doğru töreyle sınırlandırmaya çalışması ise farklı bir tarihî çevrede benzer bir ihtiyacın dile getirildiğini göstermektedir.
Ancak kanunun bulunması da tek başına yeterli değildir.
Kanunlar adaletsiz olabilir. Siyasal otorite, kendi çıkarlarını koruyan hükümler hazırlayabilir.
Bu durumda yalnızca kanunun varlığını değil, kanunun adaletle ilişkisini ve yöneticiyi gerçekten sınırlayıp sınırlamadığını da araştırmak gerekir.
Sonuç: İktidarın Meşruiyeti ve Sınırları
Eflatun, Fârâbî ve Yusuf Has Hâcib farklı tarihî ve kültürel çevrelerde yaşamış olmalarına rağmen devlet yönetiminde bilgi, adalet ve ahlaki sorumluluğun önemini vurgulamışlardır.
Eflatun'un filozof-kral anlayışında siyasal iktidarın meşruiyeti en yüksek bilgiyle ilişkilendirilmiştir.
Kanunlar'da ise devlet yönetiminin hukuk düzenine bağlılığı daha belirgin bir önem kazanmıştır.
Fârâbî, Eflatun'un filozof-kral düşüncesini İslam medeniyetinin dinî ve ahlaki değerleriyle yeniden yorumlamış; ideal yöneticinin felsefî bilgelikle toplumsal rehberliği birleştirmesi gerektiğini savunmuştur.
Yusuf Has Hâcib ise eski Türk devlet geleneğinin kut ve töre kavramlarını koruyarak hükümdarın adaletli, bilgili ve halka karşı sorumlu olması gerektiğini ortaya koymuştur.
Bu üç düşünce sistemi arasında kesin bir üstünlük sıralaması yapmaktan ziyade, devlet yönetiminin farklı boyutlarını nasıl açıkladıklarını ortaya koymak daha sağlıklı olacaktır.
Eflatun'un Kanunlar'ı kurumsal ve hukukî düzenlemeler bakımından ayrıntılıdır. Fârâbî'nin erdemli devleti felsefe, din ve ahlak arasındaki ilişkileri sistemli biçimde açıklamaktadır. Kutadgu Bilig ise hükümdarın halka karşı ekonomik, hukukî ve güvenlikle ilgili görevlerini somutlaştırmaktadır.
Ancak üç yaklaşımın da karşı karşıya kaldığı temel mesele aynıdır:
Bilgili ve erdemli olduğu kabul edilen yönetici, kendi iradesinin üzerinde bulunan hangi ilkelere ve hangi denetim mekanizmalarına bağlı olacaktır?
Bu sorunun cevabı yalnızca yöneticinin kişisel erdemlerinde aranamaz.
Devlet yönetiminde bilgi, ahlak ve adalet kadar, iktidarın sınırlandırılması ve yöneticinin sorumluluklarının denetlenmesi de önemlidir.
Böylece Antik Yunan'ın Mutlak İyi düşüncesinden Türk devlet geleneğinin doğru töre anlayışına uzanan felsefî tartışma, daha kapsamlı bir soruna ulaşmaktadır:
Devletin meşruiyeti yalnızca iktidarın kaynağıyla değil, bu iktidarın hangi amaçla, hangi kurallarla ve kimin yararına kullanıldığıyla da değerlendirilmelidir.
Kaynaklar
[1] Platon (Eflatun). Devlet. Çev. Sabahattin Eyüboğlu ve M. Ali Cimcoz. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları. Özellikle V, VI, VII ve VIII. kitaplar; 473c–e, 505a–509c ve 562a–569c bölümleri.
[2] Platon (Eflatun). Yasalar. Çev. Candan Şentuna ve Saffet Babür. İstanbul: Kabalcı Yayınevi, 2007. Özellikle III. kitap, 693d–e ve IV. kitap, 715b–d bölümleri.
[3] Fârâbî. İdeal Devlet (el-Medînetü’l-Fâzıla). Çev. Ahmet Arslan. İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.
[4] Kaya, Mahmut. “Fârâbî” ve “el-Medînetü’l-Fâzıla.” TDV İslâm Ansiklopedisi. İstanbul: TDV Yayınları, 1995 ve 2003.
[5] Yusuf Has Hâcib. Kutadgu Bilig II: Çeviri. Çev. Reşid Rahmeti Arat. 3. baskı. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 1985. Özellikle 809–821 ve 5574–5583. beyitler.
[6] İnalcık, Halil. “Kutadgu Bilig’de Türk ve İran Siyaset Nazariye ve Gelenekleri.” Reşid Rahmeti Arat İçin. Ankara: Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1966, s. 259–271.
[7] Bakır, Muhammed Mustafa. “Kutadgu Bilig ile Antik Yunan Klasiklerinin İlişkisi: Platon ve Devlet.” Türkiyat Mecmuası, 35/2 (2025), s. 513–550.
[2] Platon, Yasalar, III. kitap, 693d–e; VI. kitap (yönetim ve görevlerin belirlenmesi).
[5] Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig II: Çeviri, 5579–5583. beyitler (halkın yükümlülükleri).
[1] Platon, Devlet; [3] Fârâbî, İdeal Devlet; [5] Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig. Karşılaştırmalı değerlendirme.
[2] Platon, Yasalar, 715b–d; [5] Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig II: Çeviri, 809–821. beyitler.
[2], [3], [5] ve [7]: Platon, Yasalar; Fârâbî, İdeal Devlet; Yusuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig; Bakır, “Kutadgu Bilig ile Antik Yunan Klasiklerinin İlişkisi”.