YAŞAMAK ZAMANI

Anne Gibi, Baba Gibi Olmalı Bir Öğretmen

Geçen hafta dostlarımın benimle paylaşmak lütfunda bulunduğu birçok güzel vidyo (video) izledim. Onlardan çok beğendiğim birini anlatmak isterim size:

Bir öğretmen sınıfa girip öğrencileri selamladıktan sonra elindeki çantayı masaya yatay olarak bırakıp arkaya geçerek, “En çok sevdiğim öğrencimin kim olduğunu merak ederseniz, sıra ile tek tek gidip çantanın kapağını açıp bakınız.” der.

İyice meraklanarak masaya giden her öğrenci çantanın kapağını açar açmaz bir de ne görsün! Çanta içine ustaca yerleştirilen aynada gördüğü kendi yüzü değil mi? Her öğrenci, “Demek ki öğretmenimin en sevdiği öğrenci benmişim.” dercesine nasıl da mutlulukla güler o an!

Sevmek ve sevilmekten daha önemli, daha güzel ne var şu dünyada?

Öğretmen olarak çalıştığım 19 yıl boyunca tüm öğrencilerimi sevdim ama şu vidyodaki güzel şakayı yapmayı düşünemedim nedense.

Öğretmen öğrencisini severse, öğrenci de öğretmenini sever. Elli, altmış yıl geçse de unutmaz, unutamaz; kendisini sevdiğini bildiği öğretmenini. İşte size gerçek bir örnek:

1960’lı yılların ortalarında Hasanoğlan Atatürk Öğretmen Okulunda öğrenci olan, 30 yıl bu ülkenin çocuklarına hizmet ettikten sonra emekliye ayrılan Öğretmen Sevil Kınık Çelik, benim de yakından tanıdığım bir öğretmenine 60 yıl sonra ne yazdığını merak ederseniz, buyurun; birlikte okuyalım:

“Çok Sevgili Öğretmenim;

Unutamadığım öğretmenlerimin liste başındasınız. İki yıl Türkçe dersimize girdiniz. İkinci ders yılının sonunda yaz tatili bitip de okula döndüğümüzde sizi göremeyince günlerce yandı içim. Hep şunu düşünürüm:

Üç dört yıl daha dersimize girseydiniz, bizler nasıl olurduk? Yüzde yüz inanıyorum ki, kalemi kuvvetli yazarlar çıkardı aramızdan. Hep hayıflanırım!  Yine de öğrendiklerimin hepsini sizden öğrendim. Sizin sayenizde dünya klasiklerini okudum. Yıllarca Varlık ve Türk Dil Kurumunun Türk Dili dergisine aboneliğimi devam ettirdim.

Sınıfça yaptığımız gezilerden sonraki derslerde yaptığımız tartışmalar, izlenim ve düşüncelerimizi yazdığımız kompozisyonlar, okuduğumuz kitapları konferans salonunda sahneye çıkıp mikrofonla yaptığımız tanıtım konuşmalarıyla bizlere neler kazandırmışsınız neler!..

Öğrencilerimin Türkçe derslerinim iyi olmasını size borçluyum. Sizi hep sevdim ve sevgiyle andım. Teşekkürler!.. Bugün bile hâlâ yazılarınızla bizleri aydınlatmaya devam ediyorsunuz. Sağ olun, var olun! Ellerinizden öperim.”

Bu iletiyi alan öğretmen de kısaca şöyle yanıtlamış:



“Sevgili Sevil;

Güzel iletin için teşekkürler… Aslında her öğretmenin normal göreviydi yaptıklarım. Medrese kafalılar bunu bile çok gördüler de ayırdılar; sizden ve okulunuzdan beni. Ancak 60 yıl sonra bile sizleri sevmeme engel olamadılar.

Sen de sağ ol, sen de var ol! Gözlerinden öperim; sevgili kardeşim benim!”

Hep Dicle, hep Hasanoğlan olmaz. Şimdi de Bakırköy Merkez Lisesinden öğrencimiz “Bakırköy Elma Ağacı Cafe”nin kurucu sahibi ve yönetmeni Türkân Uygun Soyak’ın iletisini okuyalım:

“Önceki haftalık söyleşileriniz gibi, 1970’lerin ünlü devrimci gençlerimizden İbrahim Kaypakkaya için yazdığınız 558 nolu yazınızı da okudum. Ne yazık ki, emekleri birçokları tarafından unutulan, yaptıkları devrimci eylemleri hapis, işkence ve ölümle son bulan o yiğitlerin adları bile anılmaz oldu bugün.

Ne güzel anlatmışsınız öğretmenim! Söyleşinizi okurken ben de sizinle birlikte Keşan Paşayiğit Ortaokulunda ders verdim yürekten. Ve o iki odalı köy evinizde köylülerle birlikte ben de onaylayarak dinledim; Hasanoğlan’dan yurtsever öğrenciniz Çorumlu Kaypakkaya’yı. O güzel ortamda petrol lambası ışığında ben de içtim; bir bardak çayınızı. Beyninize, kaleminize sağlık!..

Kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen aç gözlü bencil insanlar, bırakın İbrahim Kaypakkaya, Hikmet Buluttekin. Deniz Gezmiş ve arkadaşları gibi devrimci gençleri anlamalarını, gelip geçmiş en büyük “DEVRİMCİ”yi bile unutturmak isterler.

Bize düşen görev, yeni gelen nesle bu devrimci ruhu aşılamaktır.

Ellerinizden öperim.

Saygılar!..”

Sevgili Türkân Uygun Soyak’ın bu güzel iletisinden sonra ne söylesem yavan kaçar.

Benim gibi siz de mi şapka çıkarıp selam durdunuz yoksa?

Yayın Tarihi
07.02.2026
Bu makale 43 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!