DÜN-BUGÜN-YARIN

Köylüleri Rahat Bırakın

İstanbul'dan Kaş'a tatile gelen alım gücü yüksek ve kendisini entellektüel bir tabakada hisseden bir grup köylü resmi çekmek,köylü patiği almak,otantik köylü malzemesi alıp evlerinde sergilemek üzere günübirlik bir geziye çıkarlar.

Grubun en küçük üyesi Nefes,Kaş ta antik mezarların önünde oturan yaşlı bir köylü kadınını görür ve onun yanına gider...

Çocukluk işte..Tüm çocuklar merak içindedir...

 Likya mezarının önünde oturan teyzenin gözleri görmez ancak Nefesin onun yanına kadar geldigini hisseder...

Grup Nefes kayboldu diye meraklanırken bir de bakarlar ki Nefes yaşlı kadının yanında...

Apar topar hemen kadının ve Nefesin yanına koşarlar...

 Napıyorsun burada demelerine kalmadan...

Görme özürlü kadın,nefesin yüzüne elleriyle dokunur ?

Senin adın ne çocuğum ?

Nefes...

Sonra kadın...

Ne güzel bir ismin var senin deyip,dönüp antik mezarları gösterip...

Bak yavrum bir zamanlar bunlarda birer nefestiler der..

Görme özürlü köylü kadınının verdiği bu cevap sanıyorum ki hayat ve dünya üzerine düşünen,kendini ve dünyayı anlamaya çalışan, sorular soran bir çok şairin,bir çok felsefecinin,hatta bir çok sanatçının hayatı anlamayla ilgili sorularının cevabı olabilir.

Kendisini entellektüel olarak görüp, aslında ilk başta kendisini ötekileştirdiğinin farkında olmayan,kaç yaşına gelmiş olursa olsun,tabiatın her parçasından her insanından birşeyler öğrenebilecekken mutlak bilginin sadece kendinde olduğunu düşünen insanlara da bir cevaptır aslında Nefes...

Ben bu köylü insanının resimlerinin çekilmesinden,köy çocuklarının yırtık kazaklarıyla, ayağındaki eski pabuçlarıyla,haydi objektife bir gülümse bakalım deyip fotoğraflarının çekilmesine,yaşlı köylü teyzelerin ya da amcaların hayatın ve doğanın onlarda bıraktığı en erdemli iz olan buruşukluklarına kadar makro edilmesine anlam veremiyorum artık...

Onlar kendi doğal yaşamlarında mutlular...

Elbette köylünün sorunlarını anlatacak kısa filmler çekelim. Kar yağdığında okuluna gidemeyen köy insanına tercüman olalım,oralarda konserler verelim,sanat ekelim..Deniz yıldızlarını denize geri gönderelim.

Ancak köy insanını ve köy insanının zaten doğal olan yaşamını turistik bir gezinin parçası olarak düşünüp, aaaa bakın ben zenginim aaaa  bakın ben de üst tabakadayım ama onların seviyesine de inebiliyorum ne kadar da iyi bir insanım dedirtmek için o insanları kullanmayalım bence...

Bu gerçekten samimi durmuyor... Köy insanının doğal yaşam alanlarına saygı duymak gerekiyor...

Yoksa bu tür davranışlar da günümüzde çok popüler olan 'Çok bunaldım küçük bir ege kasabasına yerleşip zeytin ekeceğim'...Kaçacağım buralardan artık çok yoruldum laflarından öteye gidemiyor.

Tam tersini düşünelim mesela...

Köyde yaşayan Mehmet Dayı,eline son model fotoğraf makinesini alıp şalvarıyla şehre inse,sizlerin residence ya da sitelerinize girse,sizin özel yaşamlarınızı fotoğraflamak istese ne yapardınız ? Sanıyorum ki hemen güvenliğe haber verirsiniz... Sitede yabancı ve değişik giyimli bir adam bizim kent yaşamımızı çekiyor diye...

Ya da bizim tuvalet dışarda bir kentli lavabosu çekebilir miyim dese mesela ?

Ya da şıklığın ve zerafetin yarıştırıldığı hani şu ertesi gün kimin ne giydiğinin konuşulduğu özel gecelerinize gelse Köylü Fatma teyze...Elinde makinesiyle sizlerin kentli kıyafetlerinizi çekse nasıl olurdu ?

Biraz empati kurarak sanırım ne demek istediğimi anlayabilirsiniz...

Dedim ya... Onlar da bir nefestiler...

Köylüsü,kentlisi,zengini fakiri,çok bileni az bileni,kadını erkeği,sağcısı solcusu...Okumuşu Cahili....

Hepimiz sadece bir nefesiz aslında...

Ve asla gerçekte kimin cahil olduğunu asla bilemeyiz...

Köylüleri rahat bırakın...

Yayın Tarihi
17.11.2016
Bu makale 995 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!